ADEM KAYA

       Adem'le tanışalı aslında pek olmadı. Çünkü kendisi uzun bir süredir okula uğramıyordu. Ancak Erdoğan bizi tanıştırdıktan sonra arkadaşlığımız çok kısa bür süre içinde inanılmaz bir derecede ilerledi. Tabi bunda artık Adem'in okula hemen hemen hergün gelmesinin de büyük rolü var :)
       Adem'le ilk tanıştığım gün daha kendisi söylemeden doğulu olduğunu anlamıştım. Ancak ne yalan söyleyeyim, herhalde kendisini sokakta görsem bir üniversite öğrencisi değil, bir bodyguard sanardım :) Adem'i gerçek hayatta görmüşler bilir, kendisi güçlü kuvvetli, iri yapılı dev gibi bir arkadaşımızdır :) Zaten biz ne deriz? "Adem parçalar" :)
       Adem hakkında ilk izlenimlerinden biri de sayısal derslere, özellikle de muhasebe derslerine olan yatkınlığıydı. Her ne kadar Adem benim bu görüşüme zaman zaman karşı çıksa da kendisinin muhasebe başta olmak üzere sayısal derslerde sorular soruşunu, sorulara cevaplar verişini, derslere girmeden en zor sayısal derslerden geçişini, ÖYS'de matematik bölümünde neredeyse full yaptığını çoğu arkadaşımız bilmektedir. Bu arada kendisini en arka sıralarda oturan bir arkadaş olarak da bilirdim önceleri, nitekim bu hala genellikle böyle, ancak Adem'in yavaş yavaş ön sıralara doğru ilerlediğini de hesaba katalım :)
       Adem'le tanıştıktan sonra ise şu sayılı günlere birçok macera sığdırdık. Adem sayesinde bi sinema seyretmek için 2,5 saat bile bekledim :) Zaman zaman internet cafe'lere gittik... Kimi internet cafe'lerin bağlantısı çok dandik olup sinirlerimizi harab ederken, kimi internet cafe'lerde de baş masalara oturup tüm internet cafe'nin dinleyeceği müzikleri bizim tayin etmemiz ne eğlenceliydi :) Ancak tabi ben intenret cafe'deki vatandaşlar için hareketli müzikler seçip neşelerini yerine getirirken, Adem slow parçalar çalıp internet cafe'de milleti ağlatırdı :) İnternet cafecinin haddine mi Adem'i baş masaya oturtmamak? Adem "Buraya oturcağım" dedi mi adamlar Adem'in iri cüssesinden de korkarak "Peki abi, geç otur" derlerdi. Maceralarımız bunlarla da bitmedi... Antep'li olan Adem'in tavsiye ve uyarılarını dinlemeden, gittiğimiz kebapçıda tüm ezmeyi bi dikişte içip sonra da "Çok lezzetliymiş" deyişimi, ancak geceleyin karın ağrısından uyayamayışımı hala unutamam. Gerçi Adem bir Antep milliyetçisi olarak her ne kadar İstanbul'daki kebapçılara "Bunlar gerçek kebapçı değil, Antep'e gelin de görün gerçek kebapı!" dese de yine de sağolsun bizi kırmamak için katılır kebap partilerimize :) Adem'le soğuk ve yağmurlu gecelerde yaptığımız yürüyüşleri, kendisinin üşümemem için bana paltosunu verişini de hala unutmam. Adem'le çay sohbetlerimiz de meşhurdur. İkimiz de birer çay tiryakisi olduğumuzdan duramayız çaysız ve de sıcak çaylar eşliğinde sırlarımızı paylaştığımız anlar her zaman çok güzel geçmiştir. Adem'le zaman zaman okulda da gezeriz. Kendisinin aslında okuldaki gerçek mekanı Siyasal Bilgiler Fakültesi'dir. Adam sanki bizim fakülteden değil de buradan :) Çoğu arkadaşı burada Adem'in... Sebebi de ilginç aslında, okulda olmadığı zamanlar tüm vaktini iktisat kitaplarını devirmekle geçiren (şu ana kadar bitirdiği iktisat kitaplarının haddi hesabı yoktur) Adem, bunun yanı sıra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki iktisat derslerini de çok verimli bulduğundan soluğu genellikle orada alır. Adem sporu da bizim sayemizde ihmal etmez :) Her ne kadar halısaha maçlarında asla oynamak istemese de geçen sefer bizim zorumuzla köseli ayakkabıları ile maça çıkmış, bi ara çalım atayım derken halının tüm tozunu göbek üstü kayarak baya iyi bir şekilde almış, bi pozisyonda da gol atma çabası direğe takıldıktan sonra halıda bi kaç parende atmıştır :) O poziyonları hatırladıkça hala baya gülüyorum :)
       Adem... Deliyürek dizisinin şaşmaz fanatiği, İstanbul turistlerinin vazgeçilmez yardımcısı, platonik aşkların adamı, İsmet Hoca ve Mustafa Hoca'nın diyaloglarındaki vazgeçilmez isim, fotoların sert erkeği... Antep'te de isterim bir gün görüşmeyi...

                                                                                                             Cevdet Kızıl

 

                Bu satırları yazarken tek ilham kaynağım senin dürüstlüğün ve samimiyetin olmuştur. Ağzımızdan çıkanların içimizden gelmediği, cümlelerimizin uçlarının yüreğimin derinliğinden çıkmadığı bu dönemde insanın senin gibi dostları olduğu için sevinmemesi elde değil. Gerçek dostluklar bir sorumluluktur gönüllerde. Kullanılmasının bilinmediği gönüllerde bu değerler çok kolay kaybolabilir. Ne para ne mal dostluklarımızın yerini tutamaz ve dostsuz olmanın açlığını gideremezler. Onlar gönlümüzün en değerli hazineleridir. Bu değerleri yeşertmek ve olgunlaştırmak kolay değildir. Zaman, emek ister. Samimiyet ister. Bunları da her insan veremez ve bu nedenle her insanın dostu olmaz. Dost sahibi olanlar ise ayrıcalıklı insanlardır. Bu ayrıcalığı bana tattırdığın için sana minnettarım. Eğer hata yaptığında seni affedecek ve yanlışını gösterecek dostların yoksa doğruların da hiçbir anlamı yoktur.

                Sana bundan sonraki yaşamında başarılar ve mutluluklar diliyorum.....

                                                                                             Yavuz Kartav

 

Adem ile iki senedir süregelen bir arkadaşlığımız oldu. Bu iki senede iyi ve güzel birçok günlerimiz oldu. Onunla ilk defa yurtta tanışmıştım. Zamanla içten ve samimi bir arkadaşlığımız oluştu. Okul hayatımızın son senesini aynı evi paylaşarak birlikte geçirdik. Bu sürede birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulmuş olduk. Kendisi çok değer verdiğim arkadaşlarımdan birisidir. O olmasa ev yaşantımız heralde fazla sorunlu geçerdi. Kendisi hareket ve davranışlarıyla her zaman yapıcı olmaya çalışmıştır. Sorunlara pratik çözümler üreterek yardımseverliğini daima göstermiştir. Bir sorunla karşılaştığınızda yada herhangi bir sıkıntınızda bunu Adem'le paylaşabilirsiniz. O iyi bir dinleyici ve dostluğa önem veren birisidir.

            Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlıklı, huzurlu ve başarı dolu günler diliyorum.....

                                                                                                                                     Yusuf Çerçi                

 

         İnsanların doğru ve yanlış her yolunu denedim hangisi benimmiş der gibi. Kararsızlığın kararını gördüm yalnızca, bir de o hoş duygu yoğunluğunu.

         Belki senin dediğin gibi dertsiz başına dert, belki de benim dediğim gibi o en büyük duyguyu arıyordun.Ve o nasıl bir arayıştı ki çevrende bilip bilmediğin, senin elinde olan olmayan herşeyi yaktın, kırdın. Kazandığının sayısı kaybettirdiğinle yarışır gibi.

         İşte o hengamede bir de kırılmayanlar var, yalnızca incinenler biraz. İşte o ben oldum. Ama ilacı ve tedaviyi biliyordum… Yalnızca incindim ama verdiğim değer senin sorduğun gibi hiçbir zaman azalmadı. Çünkü benim bildiğim altın, çamura düşmekle değer yitirmez. Bugüne kadar öğrendiğim; insanların hatasız olmadıkları, bir diğer öğrendiğimse bunların iyi olanlarının tekrar doğruya dönebilenleri olduğu, yani tohumun sağlamlığı.

         Geçici heveslerin yoğunluğuyla geçti dört yıl. Bende samimiyeti göremediğin anların heveslerle boğuştuğun anlar olduğunu bil. Yine seni o hevesler içinde görmek beni korkutsa da belki bu doğru olanıdır umudunu taşıyorum ve şunu da biliyorum ki bir gün yakalayacaksın.

          Vardığın yol ağzındaki yollar seni korkutmasın. İkisi de sonunda o istediğimize çıkacaktır. Asıl önemli olan o istenene, ulaşana kadar çok yara almamak; çok yara alma ki oranın keyfine varabilesin. Unutma ki zirvede olan herkes bir gün dipteydi.

          Sende gördüğüm en büyük özelliğini daima iyi kullan; yanlış yoldan daima geri dönebilme gücünü göster, çünkü biliyorum ki denediklerin bir gün seni o zirveye ulaştıracak.

Ve şunu bil ki güçsüz düştüğünde sana yardımcı olacak bir el daima omzunda olacak…

                                                                                       Volkan Kaya

 

   

          Ben seni

          Sen de beni unuttuktan sonra

          Ne fark eder burada yazı olsa

          Eğer kalbinde yerim yoksa

          Ne fark eder burada olsa…

 

          O uğursuz günü hatırlıyorum da…

          Bırak akan göz yaşlarımız

          Dostluğumuzun buharlaşan damlaları olsun

          Sızan damlaları olsun…

                                               

                                                          Erdoğan Yücel

 

        Son sene tanıdığım, hatta son aylarda tanıdığım arkadaşlarımdan birisin. Bunu bir kayıp saymıyorum. Çünkü hiç tanışmadan okulu bitirmek de vardı. Hakikaten bizde çok enteresanız ki aynı otobüslerle gidip gelmemize ve aynı yerlerde oturmamıza rağmen birbirimizi son sene tanıdık.

        Senin ilk olarak İngilizce sınavı çıkışında hararetli bir tartışmaya girdiğini gördüm ve o zaman bizim sınıfta olduğunu anladım. O an senin çok ters bir yapın olduğunu düşünmüştüm.

        Ancak seni tanıdıkça bunun sadece dış görünüşten ibaret olduğunu anladım.

        Dört senelik okulu bir senede bitiren bir tek sensin galiba ( Ender insanlardan bile diyemiyorum. Çünkü buna örnek kimseyi bulamadım:)

        İlk üç seneyi alıştırma evresi olarak kullandın galiba, çünkü seni okulda hiç görmezdik.

       Sanırım senin için söyleyebileceğim tek şey göründüğün gibi olmadığındır. Görünüşün çok sert olmasına rağmen sen, dışının aksine iyi kalpli ve çok cana yakınsın.

       Umarım hayatında “ keşke şunu da yapsaydım yada yapabilseydim” diyebileceğin hiçbir şey kalmaz.

       Mutluluk her zaman seninle olsun, hüzün ise hep uzağında olsun.

                                                                                               Sevgi

 

            Adem Kaya’ya,

           Lise yıllarında başlayan dershane arkadaşlığının, aynı üniversitenin aynı bölümünden mezun olacağımızı o zamanlar söyleseler hayatta inanmazdım. Ama her zaman için bildiğim bir şey var ki hakkımızda en hayırlısı ne ise onun şu an yaşanıyor olmasıdır. Bununla birlikte başımızdan geçen en zor olaylarda göstermiş olduğumuz direnç, parlak geleceğimiz için birer basamak oluşturacak. İyi ve kötü olayları farklı mekanlarda ve farklı zamanlarda aynı şekilde yaşamamızdır belki de seni daha iyi anlamam için. Her ne olursa olsun hayat devam ediyor ve bu devam eden hayatta her zaman için yeni dersler alarak ilerliyoruz. Sen de benden iyi bilirsin ki inanmak başarmanın yarısıdır. İnandığımız bu değerler ışığında hayatımız daha da anlamlı ve aydınlık olacaktır. Başarılar.

                                                              Altan Varol

 

             Adem,

             “Bağlar vardır hani; sımsıkı hiçbir kuvvet onu koparamaz.

              Anılar vardır hani; tatlı,acı yıllar bile onları unutturamaz

              Hasret vardır hani; üzücü, yakıcı, hiçbir merhem ona deva olamaz

              Sevgiler vardır hani; sonsuza dek kalpte kalır, ÇIKARILAMAZ”

            Erken bulunan geç başlanan bir muhabbet, derinlemesine bir insan, samimi, hoş sohbet… “İlk”e ve “son”a ayrı bir önem verilir. İlkte de vardın, sonda da varsın. Bağlarımız koparılamayan, anılarımız unutulmayanlardan olsun. Sevgimiz ebediyete uzansın. Aynı yolda ayrı kalınmaz.

              Kendisi olarak kalabilmeyi başaran dostuma hayat boyu başarılar dilerim.

                                                                                   Mehmet İlhan

 

         Çeşitli kısır döngüler vardır: “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkmıştır?” gibi. Adem'de de bence öyle bir durum var. Yani “Adem ve Ömer mi, Ademli Ömer mi?” İkisi çok farklı. Ademsiz bir Ömer’i iki ayağı olan bir masaya benzetebiliriz. Bir yanı eksiktir yani.

         Gerek müspet ilimler gerekse menfi ilimler konusunda feyz almaya çalıştığım bir insandır kendileri. Adem’den izleri yaşamımın çoğu noktasında da bulabilirsiniz. Kimi zaman kitapların başına yazılmış şiirlerde, kimi zaman kaybolmuş kalemlerde, kimi zaman yarım kalmış çayda, kimi zaman da pakette kalmış son sigarada…

          Ben kebabın hasını, tatlının kalitesini senden öğrendim desem abartmış olmam. Herhalde bu yüzden artık tatlı yemiyorum, Antep’ten gelen hariç…

          Unutmadan söyleyeyim, ibin mokkeye selam söyle, bir kuru, bir  pilav da bana göndersin…

                                                                                          Ömer Türkmen