ASLI DAĞISTAN

 

 

             Sınıfta beraberken en çok güldüğüm ve birlikte vakit geçirmekten çok çok memnun olduğum dostumdur. Bana 'izy izy' diye seslenişini, Cevdet'in de bahsettiği gibi kulaklığını, şarkı mırıldanışlarını, gıda (çikolata, meyve suyu, sakız v.b. abur cubur) yardımlarını, neşeni ve etrafa saçtığın pozitif enerjini, bana dert ortaklığını ömür boyu unutmayacağım. Senin için zeki, mantıklı, dürüst, sevecen, v.b. tanımlamalara katılmakla birlikte bunları yetersiz görmekte olduğumu belirtmek isterim. Sana ÜDS başvuru tarihini söylemiş olduğumu sanıp hatırlatmamış olmamın verdiği gazabı, azabı, burukluğu maneviyatımda bıraktığı diğer izleri bir ömür boyu taşıyacağımı bilmeni isterim. BENİ AFFET ASLI, BİR DAHA OLMAYACAK, SÖZ!!! Bu yıllık vesilesiyle Aslı'ya (ve suretine) ömür boyu başarı, mutluluk, sağlık dilerim.

                                                                                                                          İzzet İlhan

 

Aslım* Aslım* Aslım. Seni ne zaman düşünsem, hayatı ne kadar da kısa yaşamışım diyorum. Çünkü yaşadığımı bana sen hissettirdin. Ve hiç de uzun zaman geçmemiş gibi, “O gülüşün” daha dün gibi aklımda. Öncesiyse, uzun ve boş bir film makarası gibi... Değersiz ve anlamsız...

Bir sonbahar sabahı çıkan rüzgarla, aniden düşen yaprak gibi, “O gülüş”ünle aniden giriverdin kalabime, çıkmamak üzere. Hayatımı değiştirmeye başladın adeta sihirli değneyinle. Ve ben de hayatımdaki en güzel, en mutlu anları yaşamaya başladım böylece. Öyle anlar ki hiçbir şeye değişilmeyecek kadar değerli. Elimde olsa da seninle paylaştığım, yaşadığım anları tekrar yaşasam. Ama bir de hayal ettiğimiz o anlar var ya, bir ömür boyuna yayılan, onlar da bir an önce gelse keşke. Hep yanyana, hep başbaşa olsak.

Öyle içimdesin ki, yaşamımda sensiz bir an bile düşünemiyor, hayal edemiyorum. Dünya, benim için sadece seninle birlikteyken yaşanması gereken bir yer. Çünkü benim dostum, sırdaşım, sığınağım, her an özlemini duyduğum canım sevgilim  hep ama hep sensin Aslım. Ne senden vazgeçebilirim ne de seni her an düşünmekten. Bugüne kadar kimsenin yaşayamayacağı, hiç kimsenin hissedemeyeceği türden, bana öyle sevinçli anlar yaşattın ve yaşatıyorsun ki, biliyorum, bu yüzden ben çok şanslıyım. Bunun değerini biliyorum ve hep bileceğim. Sen benim tanrısal hediyem, sen bu dünyadaki kötülüklerden ve çirkinliklerden arınmış meleğim. Ve biliyorum, en zor anlarımda her zaman benim yanımda oldun. Bana hep destek olan, bana hep çözümler üreten, beni hep düşünen meleğim. Ben de ömrüm boyunca bir an bile seni yalnız bırakmayacağım. Benim uğurum ve şansım sensin. Sen, bütün güzelliklerin ve iyiliklerin sebebisin. Senin bir dilemenle herşey değişebilir ve değişiyor da.

Seninle hiçbir zaman olmadığım kadar çok mutluyum. Tahmin bile edemezdim, derslere girmekten sıkıldığım, doğru dürüsüt bir arkadaş topluluğunun olmadığı ve hep çıkar ilişkilerinin ön planda olduğu bir yerde “Tek Eşime” rastlayacağım. Ama oldu. Hayatım renklendi sayende. Görmediğim, bilmediğim umut dolu renkleri gösterdin bana. Yaptığın en ufak şeyde bile beni o kadar mutlu ettin ve enerji verdin ki, bugün iyi yerlerdeysem bunun sebebi sensin. Bana hep destek oldun, sana çok şey borçluyum. Benim ayrılmaz parçam, diğer yarımsın. Sonsuza kadar da öyle kalacaksın. Hiçbir yerde, hiçbir kimsede, hiçbir sevgide gözüm yok. Sen yanımdasın ya, daha ötesi yok. En güzel, en temiz, en yüce sevgiyi birlikte büyüttük seninle. Bu sevgiyi de daima yaşatacağız, elele... “O gülüş” benim herşeyim. Onsuz asla!

Aslım, canım, incim, seni seviyorum. Sonsuza kadar seninleyim.*

 

                                                                       ONAY

 

Bazı duygular vardır anlatılmaz. Bazı anlar vardır yaşanmaz ve bazı arkadaşlıklar vardır bir daha kurulmaz. Seninle olan arkadaşlığımız da aynen öyle Aslı. Sen benim yol arkadaşım, sınıf arkadaşım, can arkadaşımsın...

Okula devam edebildiğim sürede ve akabinde seninle o kadar güzel şeyler paylaştık ki. Birlikte güldük, birlikte kederlendik, sınavlara birlikte hazırlandık. Ne zaman başım sıkışsa ne zaman yardıma ihtiyacım olsa ne zaman sorunum olsa yanımda hep sen vardın.

Bundan dört yıl önce Anadolu’dan gelmiş etrafına saf gözlerle bakan bu sersem çocuğu uyandırdığın için teşekkürler, senin hakkını hayatımın sonuna dek ödeyemeyeceğimden adım kadar eminim dayıcığım...

İnsanların gerçekten sonsuza kadar güvenebileceği, sırlarını paylaşabileceği ve kendisiyle her konuda anlaşabileceği bir dost bulabilmeleri çok nadirdir. Bunlar bir dostta aradığım hiçbir şeye değişmeyeceğim niteliklerdir. İşte bu özellikleri fazlasıyla taşıyan kişi Aslı’dan başkası değildir.

Aslı sınıfta hep aktif, sosyal ve dışa dönük olmakla birlikte derslerindeki başarısı ile de dikkat çekmiştir. Başarısız olduğu tek nokta çok çabalamasına rağmen notlarımı düzeltememesi olmuştur. Kendisi elinden geleni yapsa da aksaklık benden kaynaklanmaktadır.

23 yaşındayım. Belki 23.000 tane arkadaşım oldu. Bunlardan ancak 2-3 tanesi gerçek dostum olmuştur. Bunlardan birisi de sensin. Hayatta hep senin gibi dostların olsun gerçek dost. Hayatının bundan sonraki döneminde, iş ve aşk hayatında sonsuz başarılar diliyorum. Kariyer yolun hiç ummadığın kadar açık ve Onay’la da çok mutlu bir hayat seni bekliyor. İkinize de mutluluklar. Bütün kötülüklerin senden uzak, bütün güzelliklerin yanında olması dileğiyle dayıcığım.

                       

                                            İBO

 

Aslı’cığım;

Yaşarken uzun, şimdi de kısa gelen dört yılın bitiminde, farklı yönlere gitmeye hazırlanırken dört yılı değerlendirdiğimde, farklı karakterlerimizin ve alışkanlıklarımızın varlığıyla birlikte baya iyi, içten bir arkadaşlığı paylaştığımızı görerek şaşırdım.

Bana kattığın birçok şey olmasına karşın en önemlisi insanlara güvenmemek gerektiğiydi. İnsanlarsa seni haklı çıkarıyor. Ama elimde değil, sana güveniyorum; sevdiğim herhangi birinin sesine ihtiyaç duyduğumda hep sesini duyuran nadir insanlardan olduğun için.

Seninle geçirdiğim tüm keyifli anlar ve sınıflar için, yardımlar ve desteğin için, okul yaşantımı çekilir hale getirdiğin için ve benimle paylaştığın herşey için çok teşekkür ederim.

Ne zaman ararsan beni bulacaksın, ben ise seni zaten hep arayacağım. Dolu dolu, mutlu bir yaşam diliyorum sana. Sevgiler...

 

                                                                                               BEYHAN

 

Çok çabuk geçen üç yılın ardından (bir iki ahmakça davranışım haricinde) seni hep gülümseyerek anımsayacağım. Zamanın neleri getireceği bilinmese de artık haftada 3-4 gün görüşemeyeceğiz. Artık senin gıda yardımlarından (sakız, çikolata, meyva suyu vb), hoş sohbetlerinden, esprilerinden mahrum kalacağım. Ama elden ne gelir... Acımı yaşayacağım...

 Sanki hiç görüşmeyecekmişiz gibi olacak ama (umarım öyle olmaz tabi), sana hayatta mutluluklar diliyorum.

                                                                                         

                                                                                                             İZZET (2.yazısı)

 

            Sınıfa ilk geldiğimde herkesle tanışmak isteyen bir kız vardı karşımda. O kişi şu anda sağ köşenin demirbaşı. Walkmani kulağına takıp yüksek ve güzel sesiyle şarkı söylediği zaman seni kimsenin tutamadığının farkındayım. Sen sınıfta sıcakkanlı, anlaştığım ve kendine güveninle hayranlık bırakan yakın arkadaşlarımdan birisin. Evime gelip bizde kalman da çok güzeldi. Bunu sık sık yapmanı isterim. Çünkü sen ağırlamaktan zevk duyduğum arkadaşlarımdan birisin. İnanıyorum ki okul sonrası daha çok görüşeceğim... Seninle bağlarımızın hiç kopmaması dileğiyle, hayat hep sana gülsün...

 

                                                                                                                  İREM

 

            Aslı’ya,

 

            Seni tanıdıktan sonra “entellektüellerin” de halktan biriyle konuşup arkadaş olabileceğini anladım. Hatta arkadaşlıktan da öte bir dost olabileceğini...

            Buz gibi havalarda yaptığımız Moda gezilerini, bana klasik müzik dinletme gayretlerini, vapur ve tramvay sohbetlerimizi asla unutamam. Sevgilerle...

 

                                                                                                                      ENGİN

 

            Çok önceleri, daha Aslı’yla hiç muhabbetimiz yokken bana evvela dışardan çok ciddi ve ders dışında pek bir şeyden çakmayan şu ders delisi tiplerden biri gibi gelmişti. Bunlar haricinde kendisini İnsan Kaynakları hocamızın sağ kolu olarak tanıdım. Ne diyordu hoca? : “Aslı gelmeden olmaz”.

            M7’nin orada sıkıntıdan merdivenden çıkan arkadaşları izlerdim de gözüm hep o dev kulaklıklı walkman’i ile kendinden geçmiş hafifçe dans ederek çıkan Aslı’ya takılırdı. “Ne kadar da ilginç bir tip, bayağı da rahat, zamane gençliği işte” diye düşünmüştüm bunu ilk izlediğim an. Aslı’yla muhabbetimiz ise yemekhanede başlamıştı. O günden bugüne arkadaşlığımız gelişerek sürmekte.

            Aslı’yla arkadaşlığınız devam ettiği sürece her geçen gün kendisinin çok kibar bir kız olduğunu anlarsınız. Sözlerine de her zaman çok sadıktır.

            Son olarak, senin bilmediğin en küçük bir şeyi bile öğrenmek için her yolu deneyen o araştırmacı ve meraklı kişiliğini artık gayet iyi bildiğimden, gelecekte başarılı olacağından hiç şüphem olmadığını bilmeni isterim.

 

                                                                                                   CEVDET                                                                                                        

 

            Aslı’ya,

            Sınıfa ilk geldiğim zaman, tanıştığımda, bu da kim, çattık, demiştim. Çünkü hemen bizimle tanışıp, sorular sormuştun, ben ise sudan çıkmış balık gibiydim, seni anlayamamıştım. Ama senin bu tavrın sonradan bana sıcak, samimi geldi.

            Sen de üniversitede beklediğini bulamayanlardandın. Düşündüğün arkadaşlık ortamını hiç bulamadın belki, ama arkadaş olduğunu kişilerle de önemli dostluklar kurduğunu düşünüyorum.

            Sana dört yıl boyunca geçirdiğimiz zamanlar için, gerçek sohbetler için, okumama için getirdiğin kitaplar ve en önemlisi sıcak arkadaşlığın için çok teşekkür ederim. Seni hep elit olarak gördüm. Belki de farklı gördüm desek daha iyi olacak. İşte hayatta da bu farklılığınla başarılı bir çizgi yakalayacağından eminim. Herşey dilediğin gibi olsun dileklerimle...

 

                                                                                                          LEVENT

 

            Aslı için sınıfın en idealist kızı diyebilirim. Gelecekle ilgili belli bir misyonu ve vizyonu olan bir arkadaşımdır. Son dönemlerde de onu hep sınavlara hazırlanırken görmekteyim. Belki ileride sık görüşemeyebiliriz., ama arkadaşlığımızı yüreklerimizin en güzel yerinde  saklayacağız temennisiyle...

 

                                                                           ERDOĞAN

 

            Aslı’ya,

            Yıl 1998 Ekim ayı. Yeni üniversiteliyim. Birçok umutla geldiğim İktisat Fak. Nihayet bulduğum 33 nolu derslikten içeri giriyorum. Masada bir kız oturuyor, güleç mi güleç. İçeri girmemle beraber : “Hoşgeldin, sen de mi 1.sınıfsın? ” demesiyle başlıyor fakülte hayatım... “Evet” diyorum ve dört yıllık arkadaşlık başlıyor. Devam da edecek... Sevgiyle kal...

 

                                                                       ONUR AYDIN