CİHAN ÖZBEK




   Cihan yapı olarak sessiz, sakin ve ağırbaşlı bir arkadaşımızdır. Ancak yeri geldiğinde de güzel espriler yapıp herkesi güldürür. Ama dersler sırasında da bu espri ve şakalarını devam ettirdiğinden dersler esnasında onun yanında oturmak tehlikelidir :) Cihan aynı zamanda yüzünü ve gözlerini de çok iyi kullanabilen bir arkadaştır. Ara sıra üretmiş olduğu ilginç ve marjinal bakışları ve değişen yüz şekilleri ile konuşmadan ne demek istediği ima etme yeteneğine sahiptir :) Bazen yüzüne ve gözlerine bakarak gülmekten kırılsam da (yüzünü ve bakışlarını nasıl öyle değiştiriyon yaw? ) bazen yüzü ve bakışları çok derin manalara da gelir. Çektirdiği fotolar ise ayrı bir gırgırdır. Genellikle çok ciddi (takım elbise giydirsek yine o yüzünün ciddiyetinin önüne geçemeyip sönük kalır) , bazen de gülerek ve şüpheli bakışlı pozlar verir objektiflerimize... Keşke silmeseydim benim bilgisayardan yaw, üzünütülü anlarımda bakıp bakıp güler ve moral kazanırdım :) Bu Cihan'ın belki de en önemli özelliği ise "formel multi-realist inandırıcılığı"dır. Daha önce söylediğim gibi yüzünü ve gözlerini çok iyi ve ustaca kullanabildiğinden manyak iyi rol yapar. Öyle bir kelime-cümle & yüz-göz kombinasyonu kurar ki söylediklerine inanmamak çok güçtür. Ben bu olaya çoğu kez şahit olsam da yaşadığım bir anı var ki hala hatırladıkça gülerim ve
de sanırım zor unutacağım bunu... İşte bu anı :

Cihan : Bak Cevdet, şimdi seyret beni... Nasıl inandıracam Hasan'ı gör...

(yüzü ve gözlerini hazırlayıp ayarlar, ciddiyetini takınır ve Hasan'ı arkadan dürter)

Cihan : Hasan, olum bugün yapıcağınız halısaha maçında oynayan Halit var ya...

Hasan : Evet, ne olmuş?

Cihan : İşte o çok ölümüne oynuyomuş. Silindir gibi geçiyomuş milletin üzerinden. Boyu da uzun
bi defans oynuncusu olduğundan sana gol attırmaz bugün. Çifte dalıyomuş ayağa.

Hasan : Aaa, öyle olursa oynamam olum ben. Yok abi, adam gibi oynayalım. Ben baştan söyliyim,
yoksa oynamiyim. Söyleyin adama...

Cihan : Olum geçen sene bi çocuğun ayağını kırmış çok kötü bi şekilde. İki yerinden birden
kırmış. "Futbol kız oyunu değildir. Sert bir şekilde, ölümüne oynanır" diyomuş.

Hasan : Yok abi o zaman, ya beni çıkarın maç kadrosundan, ya da onu.

Cihan: Benim öyle bi yetkim yok. Ama affetmiyomuş işte. Söyliyim dedim sana.

(...Ve Hasan ders boynca endişeli ve kederli Halit'i düşünürken Cihan da bana "Bak, işte
ben bu kadar inandırıcıyım" demektedir).

   İşte bizim Cihan böyle Şeytan'a bile pabucunu ters giydirebilen biridir. Derslere bazen gelmediğin için seni çok sık göremesem de bu olay bile ömürlere bedel be kardeşim :) Beni güldürdün ya o gün gözümden yaşlar gelene kadar, Allah da seni güldürsün... :) Hasan'ın yüz ifadelerini seyrederken senin o hala 0 standart sapmalı statik yüz ifade ve bakışların yok mu...

    Son olarak okulda seni basket maçlarında zaman zaman görüyoruz da basket maçları olmadığı günlerde bile olup olmadık yerlerde ve zamanlarda karşımıza çıkıyon, derse gelmesen bile sabahın köründe rastlıyoruz okulda bir yerlerde sana, diyorlar ki Cihan sabah 06.00'da okulu turlamaya başlıyor devriye gibi... :) Öyle mi Cihan? Bu dedikodular hakkındaki yorumun nedir ? :) Okul bittikten sonra da gelsek seni turlarken görebilir miyiz? :)

                                                                                                                                            ZOR_Cevdet'ten Cihan'a

 

Cihan, sessiz, sakin, ağırbaşlı görüntüsünün altında ince bir mizah gücü, dost canlısı tutumu ile geldiği günden beri herkesin sevgisini kazanmıştır. Hatta onun için, elinde olmadan espri yapan kişi diyebiliriz. Bazen niye gülüyorsunuz diye sitemlerde bulunur. Toplumsal konularla da ilgili olan arkadaşımızı son olarak Tema Vakfı için yapmış olduğu çalışmalarda gördük. Mutluluk ve başarıyla özlem duymayacağın güzel günler seninle olsun.

           

                                                                                              AYSUN AKÇA

 

            Arkadaşım Cihan, acaba yarın nereye üye olacaksın merak ediyorum. Bayağı bekledin ama son sınıfta sosyal faaliyet adına yaptığın girişimler tüm yıllara bedeldi. Fotoğrafçılık kulübü, Fransızca kursu, Tema Vakfı. Senin vasıtanla Tema’ya üye olduğum bir gerçek.

            Sen okulda aradığımda en kolay ulaşabildiğim arkadaşımdın. Ne de olsa günün on saati okuldaydın. Sen bu gidişle uzun yaşarsın arkadaşım. Herşeyde gülecek birşey bulma yeteneğin yanındakilere de güzel anlar yaşatmıştır. Bu arada meşhur mavi kartınla yaptığın bitmek tükenmek bilmeyen otobüs yolculuklarından senin adına güzel bir haber alırız umarım. O kadar yolu boşuna gitme bari :)

            Hayatta hep doğru kararları verip mutlu olman dileğiyle...

 

                                                                                  NAZIM YAPRAK

 

            Benden seni üç kelimeyle anlatmamı isteseler, hiç düşünmeden “Temiz kalpli, iyi niyetli, samimi” derdim senin için. İnsanlarla kolay diyalog kurabilmen, yardımseverliğin ve sempatik tavırların sayesinde hepimizin sevgisini kazandın. Senin gibi bir arkadaşa sahip olmak gerçekten çok güzel. İkinci sınıftaki otobüs yolculuklarımızı hiç unutmayacağım. Hayatın güzel yanları seninle olsun. Çünkü sen bunları hak ediyorsun. Daima mutlu olmanı dilerim.

 

                        PINAR RENDA

 

            Cihan, bu okulda tanıştığım en eğlenceli arkadaştır benim için. Onun sohbetlerinde her zaman samimiliği ve en önemlisi espriyi bulabilirsiniz. Onun şakalarına her zaman çok gülmüşümdür. Bu yüzden onun sohbetini özleyeceğimi saklayamam.  Cihan, içi dışı bir dediğimiz nadir insanlardan biridir. İnşallah bu samimiliği hiçbir zaman kaybetmezsin. Mutluluklar, başarılar senin olsun. Bütün isteklerinin gerçekleşmesi dileğiyle...

 

                                                                                                                  FEYZA

 

            Yıl 98. M7 anfisi. Öyle dolu, öyle uğultulu ki içerisi. Yabancı yüzler, bilmediğim sesler, dokunamadığım insanlar. Bunlar arasında gördüğüm, belli belirsiz simaydın sen.

            “Cihan bak! Bu sefer çekiyorum, düz durun, bu tarafa bak” deyip, düğmeye basmaya kalmadan, gözlerin ve kafan çoktan farklı yerlere çevrilmiş oluyordu. Fotoğraflarda bir türlü aynı kareye bakamadık seninle, ama orada olman bile güzeldi, yeterliydi aslında...

            Mimiklerinle ve en çok da o müthiş gülmenle hatırlayacağım seni. “Keşke bir gülse, bir kahkaha atsa” deyip az sabırsızlanmamışımdır. Gülmeyi zaten seven ben, sana özgü hoş gülüşünle daha bir keyifleniyordum.

            Bana karşı hep samimi ve saygılı oldun. Doğum günümde senin tarafından hatırlanıp o içten dilekleri almak çok mutluluk vericiydi. Yakaladığımız bu iletişimimizin daimi olması, gülücüklerinin yüzünden hiç kaybolmaması dileğiyle, mutluluklar.

 

                                                                                                                  FATMA SEMİZ

 

            Cihan, sınıfta ilk tanıştığım kişilerden birisidir. Neşeli bir kişiliğe sahiptir. İnsanlara yardım etmeyi sever. Özellikle bana not bulma konusunda epey yardımları dokundu. Cihan ile birçok eğlenceli anım oldu. Birlikte basket oynadık, futbol maçları yaptık, gazilere gittik ve hepsi de çok eğlenceli geçti. Kendisine sınıfta aslan parçası deriz, çünkü Aslan Payı denilen yarışma programına katılmış ve orada çok başarılı olmuştur. Cihan arkadaşım, hayat bir yarıştır;  İnşallah bu yarışta da başarılı olursun.

 

                                                                                  HASAN AK

 

            Belki geç tanıştık seninle ama kısa zamanda çok yol katettik. Hayat yaşandığı kadar vardır, geriye kalan da hafızada hatıra ya da hayaldeki ümittir. Hüsranı ise bir tek şeyde arıyorum, yaşamak mümkün iken yaşayamamakta.  Dedim ya dostum vakit yetmedi, halbuki daha yapacak o kadar çok şey vardı ki: Daha Siyasal Bilgiler’deki meseleyi bile sonuca bağlayamadık. Toz pembe hayallerimiz vardı. Pembesi gitti tozu kaldı. Olsun kısmet değilmiş. Cihan benim arkadaşlığını kaybetmeyi göze alamayacağım insanlardan biridir. Dostum, sana bundan sonraki yaşamında başarılar ve mutluluklar dilerim. Bu dostluğu ömür boyu sürdürelim.

            Allah’a emanet ol!

 

                                                           BEHLÜL KILINÇ

 

            Sınıfımızın en temiz kalpli insanıdır kendileri.  Bu kadar içten ve bencillik duygusundan yoksun başka bir insan daha yoktur herhalde. Cihan’ı her ne kadar son senelerde tanımaya başlasam da onu tanıdığımı düşünüyorum. Çünkü içi dışı bir olan birisidir. Sessiz bir insandır. Ne zaman bir şey istesek asla hayır demez. Yapamayacağı bir şey de olsa uğraşır, yapmaya çalışır.  Umarım hayatın boyunca mutluluk, başarı ve gülücükler peşini bırakmaz.

 

                                                           SEVGİ TOSUN

 

            Cihan, sen güleryüzlü ve sevecen bir insansın. Yakın zamanda arkadaşlığımız uzun senerler sürecek bir dostluk haline geldi. Seninle bu dört sene boyunca okul etrafında ve derslerde geçen anılarımızı unutamam. Bu sene fotoğrafçılık kulübüne üye oldun. Bu hobini ileride de sürdürmeni temenni ederim. İnşallah hayatta istediğin herşey dilediğin gibi olur.

 

                                                                       MERT BÜYÜKUYGUR

 

            Okulun neredeyse yarısını tanımak gibi önemli çevresi olan dostumuz, ders olsun olmasın hergün okulda bulunarak bir ilke imza atmıştır. Fotoğrafçılık konusunda üniversitenin fotoğrafçılık kulübüne giderek kendini geliştirse de bizdeki çekilmiş tüm fotoğraflarda hep farklı yerlere bakarken yakalanması oldukça ilginçtir. Son sınıfta ben yabancı dilller bölümünde İngilizce kursuna giderken o ikinci bir lisan olarak Fransızca kursuna gitmeyi tercih etmiştir. Genelde neşeli ve esprili olan arkadaşımıza hayatta başarılar dilerim.

 

                                                                                                       ALTAN

 

            Cihan, üniversite hayatımda; üzüntülerimi, sevinçlerimi, duygularımı paylaştığım sayılı insanlardan biridir. Evet dostum, senin dediğin gibi beni yavaş yavaş tanıyacaksın. Sana yaptığım şakaların nedenini anlamış olman beni gerçekten çok duyugulandırmıştır. Ben de sana, bana göstermiş olduğun sabır, iyi niyet ve hoşgörüden dolayı teşekkür ederim. Cihan arkadaşımız sosyal bir kişiliğe sahiptir. Okulda tanımadığı kişi yoktur.  Herkese selam verir. İleriki yaşntında da insanlarla bu denli barış içinde yaşaman dileğiyle.

 

                                                                                           ERDOĞAN YÜCEL

 

            Cihan’la genelde hep okul koridorlarında, kantinde görüşüyorduk. Çoğu kez benim yaptığım esprilere kızsa da, samimiyetine güvendiğim birisidir. Cihan sosyal faaliyetleri olan, bunlar için zamanını, emeğini hiç düşünmeden harcayan bir arkadaşımızdır. En son TEM VAKFI için yaptığı çalışma takdir edilecek bir olaydı. Umarım hayatın boyunca hep takdir edilir ve başırılı olursun.

 

                                                                                                   EMİN AÇIKGÖZ

 

           Cihan kardeşim, bundan yaklaşık bir yıl önce senin bıraktığın topsakala hangi psikolojiyle laf söylediysem özür dilerim. Sen bırak yine yakışır sana. Kırmışız seni galiba biraz. Beşiktaş’ın okul yaşantımız süresince şampiyon olamaması beni de gerçekten çok üzdü. Ancak bu kafayla bir dört yılı daha şampiyon olamayız. Neyse senden bahsedeyim biraz. Birader, seni de okulda ne zaman görsem hep başka amaçlar için geliyordun okula (!) Dört yıl oldu ama bir arpa boyu yol alamadın. Neyse, umarım bundan sonra başarırsın. Saygılarımla,

 

                                                                                                                       FERHAT

 

            Sevgili Cihan, sen sessiz, sakin, esprili bir insansın. Seni hergün okulda görmeme rağmen derslere niçin girmediğini hep merak etmişimdir. Sen gittiğimiz yerlerde bize hep eşlik eden birisin. Seni tandığım için çok mutluyum. Umarım bu arkadaşlığımız bundan sonra da devam eder.

            Hayatta mutlu ve başarılı olman dileğiyle...

 

                                                                               MÜGE AYAZ

 

            Cihan’ı İstanbul Üniversitesi’ne geldiğim ilk günden tanıdım. Okulda hemen hemen her öğrencinin hangi bölüm ve sınıfta okuduğunu bilir. Okulun radarıdır bizim Cihan.  Tema’nın İsanbul Üniversitesi temsilcisi olan Cihan, çalışamalrıyla göz doldurmaktadır. Cihan’ın bir diğer özelliği ise üstün taklit yeteneğidir. Yüz, göz ve konuşma stiliyle karşısındakileri çok çabuk güldürür. Son olarak Cihan; şunu bil ki gelecekte tekrar bizim okula yada çevresine yolum düşer ise her an sen karşıma çıkacakmışsın gibi bir hisse kapılacağım, ne de olsa olup olmadık zamanlarda hiç beklenmedik yerlerde bulmazmıydın sen bizi? Hele de o basket sahamız, oraya da her bakışımda aklımdan geçeceğine emin ol... Ya bir de seninle ilgili internetteki sitemizde yazdığım yazılara kırılmasan...

            Cihan’ım, hadi bakalım... Olur ya gelecekte sana üniversite ve civarında rastlayamazsam bir de TV’deki yarışma programlarına bakarım. Nasıl olsa orada görüşürüz...

 

                                                                                  CEVDET KIZIL (2.yazısı)

 

            Sevgili Cihan, koskoca dört yıldan sonra ayrılıyoruz. Ama bu yıllıklar sonuçta sadece bir formalite. Senin kadar sosyal bir çocuk hayatımda görmedim. Üye olmadığın kulüp, dernek kalmadı. Beni Tema’ya sen üye yaptın. Süper hazırlıklı dolaşıyordun abi; çantanda bulabiliyordum. Çok sert basket oynuyorsun. Umarım böyle devam etmezsin. Senden fena bir dirsek yedim. Okulun bana göre en istikrarlı öğrencisisin, hergün neredeyse okula geliyorsun. Seni hergün okulda gördüğümüzden tüm basket maçlarına, bilgisayar fuarına, havuza muhakkak seninle gidiyorduk. Zaten her fotoğraf karesinde beraberdik. Hep çok sıcak ve doğal davrandın bana karşı. İnşallah hayatın boyunca böyle devam edersin. Önümüzdeki uzun kariyer hayatında sana başarılar diliyorum. Herşey gönlünce olsun.

 

                                                                                  ÖMER YUSUFOĞLU

 

            Kardeşim sana da yazı beğendiremiyoruz. Bu yazımı da beğenmezsen şansını kaybedersin.  Bir daha yazı mazı yok sana. Güzel günlerimiz oldu seninle, mesela fotoğrafçılığa beraber başladık. Ben bıraktım ama sen devam ediyorsun. İnşallah artık pozları yakmadan çekmeyi en kısa sürede öğrenirsin. Ayrıca otobüslerde çok fazla zaman kaybediyorsun. Sana acilen bir araba lazım (anlarsın ya!) Son olarak:

            “Neyse ben gideyim ya, siz ne yapıyonuz? ”

 

                                                                                  ÖMER TÜRKMEN