ENGİN GÜZEL

 

   Engin Güzel... İşte adı üstünde çok güzel bir insan. Neden dersen basit... Bi kere kendisi çok beyefendi, ağırbaşlı ve kibar bir arkadaşımızdır. Kimseyi incitip üzecek bir kişiliğe sahip değildir ve de çok iyi bir insandır. Zaten yüzü de her zaman parlamaktadır. Neşesi ve güler yüzü ile çevresine her zaman pozitif enerji yaymaktadır. Genç işadamı tipi de var aslında biraz :) Halısaha maçlarına gelince de Engin'siz olmaz... Halısahaya ne zaman davet etsek bizi kıramayarak gelmektedir. Ama heveslidir de hani, lakin tekliflere genellikle "kaçar mı abi?" şeklinde yanıt verir :) Maçlar esnasında da bizim neşe kaynağımız olur. Defans ağırlıklı orta saha oynayan Engin, güzel futboluyla göz doldurmaktadır. Transfer yakın :) Neyse Engincim... Daha nice halısaha maçlarına...:) Son olarak sana gözlük de baya yakışıyo, gözlüklü-gözlüksüz çifte karizmalısın yani :) Bana "profesör" olarak seslenmen de hoş, ama gel şunu "Ordinaryus Profesör" yapalım :)

                                                                  Ordinaryus Profesör Cevdet Kızıl'dan Engin Paşa'ya

 

    Dört senemizin belki her dakikası, her anı beraber geçti. Beraber ne çok şey paylaştık, sevindik, üzüldük, geleceğe dair hayaller kurduk, bu hayalleri gerçekleştirmek için adımlar attık, hayal kırıklıkları yaşadık, hayatın tadını çıkardık! Dostluğumuzdan, samimiyetimizden hiçbir şey kaybetmeden, hayatın hırslarından uzak yaşadık bu yıllarımızı! Şimdi mezun oluyoruz. belki bundan sonra daha önce hiç olmadığı kadar birbirimizin desteğine ihtiyaç duyacağız. Eski günlerden sıcak bir şeyler hatırlamak istediğinde, dertlerinden tasalarından uzaklaşıp geçirdiğimiz güzel günleri yad ettiğinde beni her zaman yanında bulacaksın! Umarım geçirdiğimiz bu günler ileride yaşayacaklarımızın yanında hiç kalır! Hayatın boyunca mutlu ol man dileğimle...

        ONUR

 

    Seni ilk tanımam ne zaman oldu hatırlamıyorum ama hangi gazla aday olduğunuzu bilmediğim birinci sınıf temsilciliğini iyi hatırlıyorum. İkinci sınıfta bu iş farkında olmadan benim üzerime kalıvermişti. Sen tecrübeli olduğun için bu işten sıyrılmasını iyi bilmiştin. Neyse ben dostluğumuza geleceğim... Bir arkadaşlıkla başlayıp gezilerle, sınavlara çalışmalarla, içki alemleriyle ilerleyen dostluğumuz hep bir geyik boynuzuna mı takılı kaldı ne?...

    Sana da dostlarıma yaptığım gibi bir hikaye anlatacağım. Hikaye kartallarla ilgili ama idare et... Bir gün Kanarya ile ilgili bir hikaye bulursam anlatırım.

    Bir zamanlar, bir yer sarsıntısı sonucu yuvasından yuvarlanan kartal yumurtası, sağlam olarak bir çiftliğe düşmüş. Çiftlikteki büyük tavuk bu yumurtayı sahiplenmiş. Vakti gelince yumurtadan çıkan kartal yavrusu, biraz büyüyünce farklı olduğunu anlamış. Ama herkes ona tavuk gibi davranıyormuş. Yavru kartal bir gün bir grup kartalın özgürce uçtuğunu görmüş ve “Ben de onlar gibi uçmayı çok isterdim” demiş. Diğer tavuklar gülerek ona: ‘Sen bir tavuksun, tavuklar uçmaz’ demişler. O günden sonra ne zaman kartalları görse uçma isteği yinelenmiş fakat “Bırak artık bu hayalleri, sen bir tavuksun” cevabını alırmış hep. Sonunda kartal yavrusu hayal kurmayı bırakmış ve hayatının sonuna kadar bir tavuk gibi yaşamış...

    Dostum, hayatının herhangi bir zamanında Kartal olma hayalleri kurarsan, mutlaka hayallerini takip et... Asla tavukların sözünü dinleme... Hayatının başarılarla dolu olması dileğiyle... Görüşmek üzere...

        LEVENT

 

    Yedik, içtik, eğlendik.. Herhangi bir problemim olmadı. Çok kültürsüz (dinen) oluşun beni alakadar etmedi. Cinselliğe bakışın yaşamına yön verir gibi gözükse de, aslı yok! Olsaydı da ne olacaktı bilmiyorum, hiç  düşünmedim. Netice olarak arkadaşlık yapılmayacak bir insan değil yani...

        ERDAL

 

    Güne sıcacık bir sarılışla ve gülümseyişle başlamanın insanı mutlu ettiğini senden öğrendim. Sanırım en çok arayacağım şeylerden biri de budur. Tabi o güzel sohbetlerimizi, gülüp eğlenmelerimizi, gezmelerimizi de... Bu dört yıl bize çok şey kattı. Hepsinden önemlisi insanın hayatı boyunca sahip olduğu dostluklar ve arkadaşlıklar... Şunu bilmeni istiyorum; ne zaman ihtiyacın olursa yanında olacağım. Çünkü sen her şeyin en güzeline layık, sevmeyi ve paylaşmayı bilen, özel ve dost bir insansın! İçindeki güzellikleri asla kaybetme, hep mutlu ol!... Sevgilerle...

        SEVİL

 

    Sevgili Engin;

    İşte dört sene de böyle geçti. İkimizin de seninle okul öncesin  dayanan çok uzun bir arkadaşlığımız var. inan ki seni tanıdığımız için kendimizi her zaman ayrıcalıklı saymışızdır.

    Seninle bazen komik bazen üzücü o kadar çok şey paylaştık ki... Şöyle bir hatırlarsak: Hayatımız boyunca alttan ders olarak aldığımız için ölesiye nefret duyduğumuz İnsan Kaynaklarının klasik Perşembe sendromunu, akşamları yaşadığımız telefon trafiğini, Fenerbahçe’ye duyduğun inanılmaz sevgini, 36-42 Kuzey paralelleri arasındaki bütün kızlara duyduğun “içten” sevgini, yazın havalar çok ısındığında “Şimdi hava durumunu veriyoruz” deyip “Sıcaaaak” diye haykırışını, Mine’yi iskelede beklerken bana yoldaş olmanı ve bizi kopartan esprilerini asla unutmayacağız!

    Bütün hayatın boyunca istediklerinin gerekleşmesi ve mutlu kalman dileğiyle... En tatlı arkadaşların.

        PINAR & MİNE

 

    Bir topluluğa girdiğinizde, bazı kişiler de o ortamdaysa kendinizi çok daha rahat hissedersiniz. Çünkü onları iyi tanırsınız, ne zaman ne yapacaklarını tahmin edebilirsiniz ve onlara güvenirsiniz. Engin, o insanlardan biridir benim için...

    Tanıdığım en uyumlu insandır Engin... Mesafeli, hoşgörülü, sabırlı ve sevecen kişiliğiyle herkes tarafından sevilen biri oldu şu dört senede. Benim içinse samimi, güvenilir, içten bir dost oldu her zaman! Bazen beni korkutup zıplatsa da, bunu onun şakacılığına veriyorum... : )

    Dört sene geçti Engin ve ne zaman yan yana gelsen hep senin ne kadar örnek biri olduğunu düşündüm. Tutarlılığını, insanlara yaklaşma biçimini ve iyimserliğini örnek aldım kendime. Eee, tabi, benim gibi tuhaf espriler yapan birine gülmeyip de ne yapacaktın? Ama sen de bana katılıyordun, itiraf et!: )

    Her şey bir yana Engin, ileride mutlu olduğun her anı, senin için önemli her olayı bilmek isterim. Neşenin, başarının ve mutluluğunun sürekli olması dileğiyle...

        ASLI

 

    Sen sınıftaki en iyi kalpli, en güler yüzlü elemanlardan birisin! Gerçekten seni gören herkesle selamlaşman, onların halini hatırını sorman, ben dahil herkesi çok mutlu ediyor! İnanıyorum ki, senin bu içten oluşun sana çok başarı ve mutluluk getirecek! Hayat hep sana ve sevdiklerine gülsün!..

        İREM

 

    Engin Güzel... Adı gibi güzel bir çocuk... O kadar güzel ki, dadından yinmez!  Yani kız olsaydın Engin, yazılırdım sana! Şaka bir yana olgun davranışları, ağırbaşlılığı, samimiyeti, dürüstlüğü, halden anlayışlılığı... Yani bu kadar olur! Ve nasıl olur da bunların hepsi bir kişide toplanır, şaşılır! Esprilerini, dostluğunu, samimiyetini özleyeceğim Engin! Her ne kadar mezuniyet birçok şeyin sonu gibi gözükse de, dostluğumuzun sonu olmayacağından eminim! Fakülte yıllarıma kattığın güzellikleri ve arkadaşlığını unutmayacağım!

    Hayattan tüm beklentilerinin gerçekleşmesi dileğiyle bu güzel yıllara elveda derken,  devam edecek olan dostluğumuz ile gelecek yıllara ‘merhaba’ diyorum!..

    (Bir hostesle tanıştırmadın ya beni, alacağın olsun!... : )

        İZZET

 

    Seninle yaptığımız muhabbetler hep neşeli, eğlenceli geçmiştir. Kıvrak zekanla, ince espri anlayışınla, güler yüzünle, hoş muhabbetinle herkes tarafından sevilen birisi oldun şu dört senede. Hem çalıştın, hem derslerinde başarılı oldun... Belki de hepimizden fazla emek sarfettin! Umarım hayatının geri kalan yıllarında da başarılı olursun ve ideallerinin peşinden koşarken hiç yorulmazsın...

        EMİN

 

    Sınıfa geldiğimde tanıştığım ilk insanlardan biri de sendin. Kısa zamanda birçok şeyi paylaştık. Günlerimizin çoğu birlikte geçti. Her ne kadar THY seni bizden uzaklaştırsa da, yine de kopmadık.

    Erdal’la atışmalarımızı, Fenerbahçe muhabbetlerinizi, gülmekten karnımızı ağrıttığınız günleri unutmak mümkün olmayacak sanırım. Umarım hayatta istediğin yere gelirsin! Sevgilerle...

        GÜLCAN

 

    Sınıfımızın yakışıklısı, ön sıranın vazgeçilmez ismi... Ya insan bu kadar tatlı olur mu? Ne zaman görsem gözlerinin içi gülüyor! Daima gülen yüzün, hoş sohbetin ve cana yakınlığınla unutulmayanlardan olacaksın! Gelecekte paylaşımlarımızın artması dileğiyle...

        SİNEM

 

    Engin’i tanımam öğrenci temsilciliği seçiminde oldu. Bir insan bu kadar beyefendi ve kibar olabilir. Ayrılık rüzgarlarının estiği şu  dönemde seninle  tanışmaktan gurur ve mutluluk duydum. İleriki yaşantında hep mutlu olman dileğiyle...

    Son olarak; ‘Yalvarırım şimdi git de, yıllar önce gel!’

        ERDOĞAN

 

    Engin’ciğim,


    Bazen zor yazarım, işte bazenlerden biri daha...

    Okulun ilk zamanlarında birlikte vakit geçiriyorduk ve ben oldukça eğleniyordum. Sonra benim hayatımdaki olumsuzluklar ve birkaç basit atışma nedeniyle senin bulunduğun gruptan uzaklaştım. Okulumla ilgili yaptığım en büyük hata budur diye düşünüyorum. Senin arkadaşlığını farkında olmadan ertelemenin ardından gelen pişmanlığıysa hala hissediyorum. Belki o şekilde kendimi çekmeseydim o keyifli ortamdan, okul bana farklı anlamlar ifade eden bir yer olacaktı.

    Çok giremedik sonra paylaşım içine biliyorum ama ben hep istedim. İmkansız geliyordu bir şeylerden sıyrılıp gelmek... Zamanı tutmak mümkün olmasa da şimdi çok mu geç? Sanmıyorum!

    Uzun aralıklarla görüşecek olsak da her seferinde bana aynı şekilde sarılmanı istiyorum! Ben hep öyle yapacağım... Sevgilerle...

        BEYHAN

 

    Sanırım bu yazı yetersiz kalacak ama üzülmüyorum. Sana benimle geçirdiğin zaman bile fazla!... İyi dileklerde bulunmama da gerek yok, zaten bunların bilincindesin! Bilirsin  detaylara yer vermem ve sevmem. Ama sen  detaylara inilmesi gereken birisin. Sakın “bu yazı niye bu kadar ciddi”  diye şaşırma! Artık dört senedir anlatamadıysam derdimi zaten yapacak ne kalmış? Öperim gözlerinden...

        OKTAY