ERDOĞANLARDA GEÇEN BİR GECE...

Erdoğanlardayız... Biz Erdo ile çay içerken, Onur da internetten bizim siteye girip yıllık yazılarını okumakla vakit geçiriyor...

 

Yıllık yazılarını okuduktan sonra da sıra kaval çalmaya geliyor :) Meğer Onur Aydın kaval konusunda da engin bir bilgiye sahipmiş de hiç belli etmiyormuş. Kuruldu salonun bu köşesine, duygularını kavalla dışa vurdu, hem de ne vurma... Kaval adeta konuşmaya başladı! :)

 

Biz "Tamam, anladık. Büyük sanatçıymışsın" dememize rağmen Onur Aydın durmak bilmedi. Eline bi kere almıştı kavalı artık, komşular kapıya dayansa da kendinden geçmiş bir şekilde durmak bilmiyordu :) Ancak komşuların kapıya dayanma nedeni kesinlikle şikayet değil! Onur Aydın'ı görüp yakından dinlemek! Bu büyük sanatçı kaçar mı? :) Adeta salonda bir sanat şöleni var, artık bundan böyle yukarıdaki manzarayı okulun birçok yerinde göreceksiniz :)

 

Sonunda dayanamadı , Erdo da katıldı şölene... Tek kaval olmaz, ben de sazımı ağlatacağım dedi :) Kaval, Onur Aydın'ın ağzında adeta canlanıp parlarken (bana inanmıyosanız fotoya bakın), saz da Erdo'nun elinde adeta bir tarihi eser gibi duruyordu. Mütevazi saz ustası Erdo ise yüzünü alçakgönüllülüğü nedeniyle saklamayı tercih ediyordu.

 

Erdo artık iyice kendinden geçmiş bir şekilde gözyaşlarına boğulurken, Onur da o şaheser ellerini büyük bir ustalıkla kullanıyordu... Çaylar (hemen fotonun sağ alt köşesinde) ise aldırmıyordu soğumaya, yeter ki bu şölen devam etsin...

 

Onur Aydın hemen oracıkta öğretiverdi bana bu aleti konuşturmayı... Hemen çözmüştüm olayı :) Öyle hızlı ilerleme kat etmiştim ki artık tek elle konuşturuyordum kavalı :) O an "Niye ikinci bir kaval yok?" diye düşündükçe çok üzüldüm, kahroldum :) Erdo ise zevkten dörtköşe olmuştu... Haa, unutmadan, komşular "Birazcık da hareketli bişeyler çalın, böyle olmuyo" diyince biz de şimdi neşeli bişeyler çalmaya başladık. Erdo'nun bu gülüşü, sazı da güldürüşü ondan...

 

Komşular bu kez de Onur Aydın'ı davet ettiler sahneye... Usta Onur; saz tellerini ve apartmanı titretmesini çok iyi biliyordu. Zaten bakın şu fotoya, adamın sırf şu duruşu, sırf şu karizması yeter. Öyle güzel ve neşeli çalıyordu ki ayın gülümseyişi bile yüzünün bir yarısına yansıyordu (fotolar yalan söylemez :). Ben de diğer sanatçı arkadaşlarımıza ayıp olmasın, beni görüp de komplekse düşmesinler diye yeniden iki elimi de kullanmaya başlamıştım (aslında iki el bu alet için harbi çok fazla :).

 

Apartmanda bir alkış yağmuru koparken biz konserimize devam ediyorduk... İşte saz dediğin, kaval dediğin böyle çalınır, bizden öğrensinler bu işleri :)

 

 

Sonunda ay da dayanamadı ve Erdo'dan bir türkü istedi... Ozan Erdo da bu isteği geri çevirmeyip, şova devam etti :)