ERDOĞAN YÜCEL

 

    Yarım kalan aşklar, söylenmemiş sözler gibi, tutulmamış vaadler misali... benim üniversite serüveni... Sanki başlamadan bitti, belki de hiç başlamadı, kimbilir belki de hiç bitmeyecek...


Nasıl geçti habersiz
O güzel yıllarım
Bazen gözyaşı oldu
Bazen içli bir şarkı


    Bu şarkıyı bir başka söylüyor, bir başka mırıldanıyorum bugünlerde. Bir başka dalıyorum son üç senenin sayfalarında ve bir başka ağlıyorum uykusuz, gecelerin sabahlarında..


    Sonsuz teşekkürler...


    Öncelikle başlangıcın ve değişimin ürkütücülüğünü ve korkutuculuğunu hiçbir zaman hissettirmediğiniz için...
    Sonra acizane çabalarımla organize etmeye çalıştığım bütün faaliyetlerde. Özellikle bu yıllık çalışmasındaki ilgi ve yardımlarınız için...
    Ve sonra türkü konserlerimde beni hiçbir zaman yalnız bırakmayıp en büyük taraftarlarım olduğunuz için,..
    Ve de... beni bu denli sevip, bağrınıza bastığınız için...
    İnanıyorum ki bu yıllık, ileride geçmişin sayfalarında gezinmek istediğinizde en büyük yoldaşınız olacak. Biz yegane çalışma arkadaşım Cevdet'le geceli gündüzlü çalıştık, çile çektik, ama inanın tattığımız hazzın tarifini yapmak imkansız.
    Son olarak... bBu yıllığın çıkmasında en büyük pay sahiplerinden biri olmasına rağmen hiçbir zaman ön plana çıkmayan gönül dostum Adem'e, manevi desteğini hiçbir zaman esirgemeyip varlığıyla bize hep güven veren vefakar dostum İzzet'e, yıllık çalışmasına beraber başladığım, ama beraber bitirememenin ıstırabını yüreğimin derinliklerinde yaşadığım, fedakar dostum Onur'a tüm sınıf adına sonsuz teşekkürler...
    Ayrıca öğrenci işlerindeki ablalarımıza, abilerimize, özellikle Turan Abi'ye sonsuz teşekkürler.
    Derslerimize giren, emeği geçen tüm hocalarıma sonsuz teşekkürler..
    Hayatın hırçın dalgalarıyla savaşımınızda hep güçlü kalabilmeniz temennisiyle...


                                                                                             
  ERDOĞAN YÜCEL


     Sevgili Erdoğan,


    Her bitiş bir başlangıçtır. Umulanı yaşamak, bir öncesine göz süzdürmek olasılığı köşe taşını belirtir. Dilerim ki, hayata dair yaşamını kolaylaştıracak, seni kendi ayaklarının üzerinde tutabilecek bazı şeyleri kazandırabildiysek, ne mutlu bizlere ki köşe taşlarından biri olacağız.
    Bitmez dîye başlanılan ama göz açıp kapayıncaya kadar geçen şu dört yıllık zamanda sevindin, üzüldün. İnsan hayatı da böyle işte...
    Yılma, umutlu ol, cesaretini yitirme sakın...
    Geniş ufuklar seninle olsun...


                                                       
TURAN KAYA (İkt. Fak. Öğr. İşi. Şefi)


    Çok uzun değil, İki sene önce tanıştım seninle... Oysa zaman ne de çabuk geçti, arkadaşlığımız dostluk, dostluğumuz kardeşlik oldu... Neler yaşadık seninle, ne zorluklar geçirdik, tarifi çok zor... Birlikte sabahladık, işlerimiz yüzünden sınavlara çalışamadık, birlikte çaktık; yeri geldi birlikte güldük ve sevindik... Zamanı birlikte yendik, sınıfı birlikte yarattık, engelleri birlikte aştık... Evet biz "birlikte" başardık...
    Yatay geçiş yapmıştık, kader ortağıydık; az kalsın birbirimizi eleyip asla tanışamayacaktık... İyiki de bir sene geç gelmişim okula, sensiz ne anlamı kalırdı üniversite yaşamımın yoksa? Biri sorsa: "Yine bir sene bekler misin?", "Erdoğan için bir değil, on sene beklerim" derim.
    Senin sayende kaynaştı sınıf, senin sayende dost oldu herkes, okula daha önce gelmeyenler bin pişman oldu... Şakalarınla ısıttın kalpleri, fethettin gönülleri, asla unutmadın bizleri... Sensiz okul ne olacak? Arkandan ağlayanlar ne yapacak?
    Erdo, gerçekten de çok ilginç ve orijinal bir kişiliğe sahiptir. En önemli ve göze çarpan özellikleri yaptığı espriler, şakacı kişiliği, canlı ve sıcak hareketleri, neşeli tavırları ve abartılı gülüşleridir. Erdo'nun yanında kendinizi mutsuz hissetmeniz gerçekten çok zordur. Kederli ve üzüntülü günlerimde beni mutlu eden, bana moral veren ve dertlerimi unutmamı sağlayan hep bu Erdo'dur. Giderim yanına, tüm dertlerimi bir anda unutup rahatlarım. Keşke Erdo hep yanımda olsa da şu dünyaya daha değişik bakabilseydim derim. Valla ben bu adamın hâlâ nasıl hergün gülebildiğini ve neşeli olabildiğini çözebilmiş değilim, Kıskanmamak elde değil. Erdo'nun bir diğer özelliği de adı üstünde "Tokatlı" Erdo olmasıdır. Bu adam bu Tokat sözcüğünü tam bir marka olarak kullanmakta ve pazarlamacılara bile bu konuda ders vermektedir. ÖSYM ve YÖK başkanı da Tokatlı olacak, böylece İstanbul Üniversitesi ismi Tokat Üniversitesi 2 ile değiştirilecektir. Erdo halısaha maçlarında da herkesi gülmekten kırıp geçiriyor, maradona gibi çalım ata ata kaleye kadar gelir, sonra bir şut! Direkte patlar. Yine çalım çalım, çalım... Kayıp, ayağından kaparım topu. Maradona gibi çalım atıyon da niye Metin Oktay gibi çekmiyon şutları?) Sonra Erdo sınıfın sanatçısıdır. İstanbul Üniversitesi Türk Halk Müziği Korosu mensubudur, söylediği türkülerle sınıfın kaynaşmasını, insanların duygulanmasını, gittiğimiz pikniklerde, fasıllarda.... arkadaşlık ve dostluk duygularını bizlere derinlemesine yaşatmıştır. Son finali de Fen Edebiyat Fakültesi'nde konferans salonunda yapmıştır, üniversite korosuyla sahneye çıkarak ve ayrıca solo türküler söyleyerek İstanbul Üniversitesi'ni mest etmiştir, tıklım tıklım salonu duygu yüklü hayallere sürüklemiştir.,, Sitemini, sevincini, üzüntüsünü, duygularını, sevdalarını türkülerle anlatan bir gönül adamıdır... Bitti mi dersen, hayır... TRT'de türkü yarışmalarına bile katılmıştır... Yine bitmedi, Borsa'da da iddialıdır, borsa ile yatıp borsa ile kalkar. İşte böyle... Erdo benim bizim sınıftaki en yakın arkadaşımdır. Çok takdir ettiğim bir dostum olan Erdo'nun tek kusurlu yanı ise Fenerli olması maalesef, dost acı söyler Er-docum, G.S. rocks!
    Kahramanların gizlisi, Tokat'ın temsilcisi; halısahaların çalım makinası, bütlerin adamı... Sanatçı, doğuştan pazarlamacı, hakkaniyetçi ve temiz kalpli... Sade, taklitçilikten uzak ve kişilikli... İnandırıcı ve son derece akıllı. Misafirperver halk adamı...
    Sana soruyorlar: "Neden sen bir sene daha okumak istiyorsun bizlerle? Neden doyamadın?"... Anlayamazlar, bilmezler ki sen neler çektin; ne fedakarlıklar ettin, ne kadar uğraş verdin bu sınıfı bu hale getirebilmek için... Çocuğunu yetiştirip de evlendiren, bir baba gibisin...


                                                                                                              
 CEVDET KIZIL


    Gönül dostuma,
    Bu kadar kısa bir zamanda nasıl bu kadar yakınlaşabildik biliyor musun, bilmiyorum ama benim bu soruya verebileceğim bir tek yanıtım var. Tabii ki gönül dostluğu.
   Yokuş yukarı giden bir yoldan başka hiçbir şeye benzemeyen şu dünyada o kadar mesafe katettik, o kadar çok yokuş çıktık ki burada onları saymaya ne imkan, ne de gerek var. Zaten biz gönül dostu değil miyiz... Hani demiştim ya;
 

Ben seni
Sen de beni unuttuktan sonra
Ne farkeder burada yazı olsa
Eğer kalbinde yerim yoksa
Ne farkeder burada yazı olmasa


    Gene de o uğursuz güne değinmeden edemeyeceğim...
    Dostum şunu hiçbir zaman unutma ki hayatta her zaman önemli olan niyetlerdir yani bireylerin yaptığı fiillerin arkasında yatan gerçeklerdir. Bak basit bir örnek vereyim...
    Bedevinin birisi birgün yola bir taş koymuş ki atına binemeyenler üzerine basıp da binsin... Sonra başka bir bedevi o taşı yoldan kaldırmış ki insanlar ayakları takılıp da düşmesin... Bak işte burada fiiller tamamen zıt. Ama amaç aynı.
    İşte aynen bunun gibi. Şimdi o günü yorumla ve aramızda sloganlaşan şiiri bir daha yaşamaya çalış.

Bırak akan göz yaşların Dostluğumuzun

buharlaşan damlaları olsun Sızan damlaları

değil Sonra bırak buharlaşın ki Yağmur olsun

Yağmur olsun da-yağsın Ama ne sana ne de

bana Sadece ama sadece SEVGİ

PINARLARINA
 

    İçimizdeki SEVGİLERİN ve gözümüzdeki PINARLARIN hep aynı şiddette kalması dileğiyle.


                                                                                   
Gönül Dostun ADEM KAYA


Sevda yollarında hep birlikte yürüdük
Beraber güldük ama ayrı ayrı ağladık
Sen bendin ben de sen
Hüzünlü bitti ama herşeye rağmen yaşanmaya değerdi
Sen beni yazamazsın, ben de seni...
İşte bu tarafıydı hayatın en güzeli...


                                                      
 Toprağın ÖMER TÜRKMEN


     Hey gidi dostum Erdoğan,
    Dile kolay... Üç yıl ne de çabuk geçti değil mi? Geçen üç yılın özelliklen buraya sığmaz tabi. Ama kalbimde hep kalacaktır. Özellikle yemekhanenin orada boğaz manzarasına karşı muhabbetlerimizi, çakır keyfi sohbetlerimizi, dert ortaklığını, halden anlayan tavırlarını, o güzel sesini, türkü söyleyişini, hemşoluk kültürünü, ömür boyu unutmayacağım.
    Her ne kadar bir veda yazısına benzese de seninle bir ömür boyu dost kalacağımıza eminim ve zamanın seni nasıl bana getirdiğini bilemediğimiz gibi daha neler getireceğini bilmesek de sen zamanın götüremeyeceği bir insan olarak kalacaksın benim için. Sana hayatında mutluluklar dilerim...


                                                                                 
      İZZET İLHAN


    Erdoğan,
    İnsanların tepkilerinin ne kadar değişik olabileceği gerçeğine nazaran senin de böyle bir gerçeğe ne kadar tabi olduğu sorusuyla meşgul oldum. Ve vardığım nokta yaşadıklarınla çoğu zaman belli bir paralellik dışında olduğundu.
    Belki çok geç tanışmış olabiliriz; ama şunu söyleyebilirim ki arkadaşlık için zamanın önemsizliğine inanıyorum. Kaygılarının hayatına yön verdiği gerçeğini biraz yumuşatarak hayatına uyguladığında daha mutlu olacaksın. Söylediğim boşvermek değil, çok yoğunlaşmamak. Kaygılarının sana eziyet değil, doğrulara ulaştırması durumunda elindeki gücün farkına varacaksın.
    Bazı eksikliklerin olması gereklidir, eğer hepsi olursa ortaya mükemmel çıkar ve mükemmel insan yoktur. Hataların varlığı her zaman olacaktır. Ama bunların sıklığı değer taşımaktadır. Duyguların coşkun akışkanlığı gözlerine ve mantığına engel olmadığı sürece sevilmeye ve değer görmeye devam edeceksin.
    Hayatın zorluklarında hep karşına çıkacak, hemşehrilerin olacak, ama hayatta asıl gerekli olan diğer hemşehrilerin olacak. İşte hep karşına çıkacak iyi düşüncelerini ödüllendirecek hemşehrilerin olmasını sağla ve vermekten çekinmeden mutlu olarak al.

                                                                                        VOLKAN KAYA

 


    Kaderin ve sevincin, sitemin ve umudun, yenilginin ve başkaldırının fışkırdığı bir coğrafyadan gelen yaşanmışlıkları hissedip de dile getiren bir duygu adamı, sanatkarsın sen!
    Kim yaşayabildi ki aşkı, sevdayı türkülerdeki güzelliğiyle, saflığıyla. Hep aradım ve yakalamaya çalıştım bahsedilen samimiyeti.


Güzelliğin on para etmez.
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulamam
Gönlümdeki köşk olmasa.,,


    Ne güzel söylenmiş... Bunları anlayacak incelik kalmadı çoğu insanda.
    Ama inanıyorum ki sen ve senin gibi gönül adamları başıboş koymayacak bu güzelliği.
    Seninle tanışmış olmak ve türküler söylemek çok güzeldi.
    Söylenen bütün türkülerde senin de sesinin olması dileğiyle.


                                                                                           
FATMA SEMİZ


    Sınıfımızın en güzel Seslisi'ne;


    Birlikte geçirdiğimiz iki sene içinde her ne kadar da çok yoğun paylaşımlarımız olmasa da güzel anılara, güzel arkadaşlıklara imza attığımızı düşünüyorum. Yapılan gezilerin, en çok da senin çabaların sonucu düzenlenen pikniklerin seninle olan arkadaşlığımızı güçlendirdiğine inanıyorum. Geriye dönüp baktığımda hep hatırlayacağım arkadaşlarımdan birisin. Her şeyden önce yüreğin çok temiz ve bu özelliğin yüzüne, konuşmalarına yansıyor. Aynı zamanda çok güzel sesin var. Ne yalan söyleyeyim, ben senin kadar şanslı olsaydım konservatuarda okurdum:))
    Herşey bir yana okul bitiyor. Hepimiz ayrı ayrı yerlere dağılacağız. Farklı mekanlarda, farklı insanlarla beraber olsak da aynı anılarda yaşatacağız arkadaşlığımızı. Ben inanıyorum ki gelecek sana çok daha güzel günler getirecek. Ayrılıklar mutsuzlukları beraberinde getirmemeli ve yeni bir başlangıca yeni umutlara başlanmalı bence... Herşeyin gönlünce olması dileğimle:


                                                                                            
   PINAR RENDA


    Bazı insanları yıllarca tanıyamazsın, kimini ise uzunca tanımasan da anladığını düşünürsün. Yıllar ne kadar uzun gözükse de, yılları yaşaması o kadar uzun değil. Her insanın kalbine inemezsin, gördüğünle yetinirsin. Bu yüzden gördüğümüzle yetindiklerimiz çok oldu ve belki daha öyle güzel yürekli insanlar var ki!
    Sen yüreğindeki güzelliği dışına, belki içtenliğinle yansıtıyorsun. Seni çok sevdiğim bir dostum saymamın nedeni sendeki pırıltıyı daha önceden sezmem ve bunda yanılmadığımı da gördüm. Başka özelliklerini sıralamayacağım, zaten insanlar onları biliyor. Ama şu var: Sana lafla takılmamak için kendimi zor tutuyorum. İnsan rahat olduğu dostlarına karşı istediğini söyleme hakkını kendinde görüyor galiba. Hayatın türkülerle dolsun, güzellikler seninle olsun. Gerçekten bunu hak eden bir insansın, (bir sözün var. unutma:)


                                                                               
SEZİN TÜRKMEN


    Dost adam Erdoğan.


     Şunun şurasında tanışalı iki sene, kaynaşalı belki de daha az oldu. Ama ne tanışmakmış bizimkisi. Bu kadar kısa zamanda ısındığım kanımın kaynadığı ender kişilerden birisin sen sınıfta.
    Seninle tanışmadan önce hararetli hararetli konuşan, etrafında birçok adamla gezen, bîrşeyler ispatlamak istermişçesine el kol hareketleri ve mimiklerle birşeyler anlatmak isteyen tavırlarınla görürdüm hep. Ara sıra, hayır sık sık türkü söylemelerinle senin türkü aşığı bir adam olduğunu düşündüm ve bu konuda haklı olduğumu tanıştıktan sonra anladım.
    Tokatlı olman, Anadolu insanı kokman, öğrenci işleriyle yakın ilişkilerin, bütünlemelerin adamı olman, insan ilişkilerinde ilginç yorumların, sevdanı melodilerle anlatman seni yıllar sonra aklımda tutacak özelliklerin.
    Dostluğumuzun ömür boyu sürmesi dileklerimle...

                                                                                Dostun ONUR AYDIN


    Erdoğan bizim sınıfın değerli şahsiyetlerinden biridir. Kendisi çok başarılı bir öğrencidir. Bu başarısını yatay geçiş yaparak kanıtladı. Kendisi yıllık komitesindedir. Bu yıllığın çıkmasındaki göstermiş olduğu çabadan dolayı kendisini tebrik ederim. Erdoğan'ın en büyük özelliği insan ilişkilerinde çok başarılı olmasıdır. Bu özelliği ona birçok değerli arkadaşlar kazandırmıştır. Erdoğan'ın bir diğer özelliği ise sesinin çok güzel olmasıdır. Boş zamanlarında bizlere türkü ziyafeti çeker. Türkü söylemedeki becerisi basketbol ve futbolda gösterememektedir. Ama olsun, bir insan her alanda başarılı olamaz. Zaten Erdoğan sporu fazla sevmez. Kendisiyle bir çok acı ve tatlı hatıralarım vardır. Bunlardan aklımda kalanı ise Mecidiyekoy'de bir saat boyunca minibüs beklememizdir. O gün Zaga programına gidecektik ve minibüslere yol gösterme işi de Erdoğan ile bana düştü. Bu işi sırf arkadaş hatırı için yaptık. Benim tanıdığım Erdoğan arkadaşlarına her zaman yardım eder. Sana hayatın boyunca başarılar dilerim.


                                                                             
      HASAN AK


    Tren İstasyonundan ayrılınca ayrı bir çarpar kalpler. Ayrılığın yüzüyle o zaman tanışırsın. Yanına almayı unuttukların o an gelirler aklına. Sevdiklerin artık geride kalmıştır ve bir an dursun istersin tren, bir daha, bir daha sarılmak, öpmek istersin, söyleyemediklerini söylemek, soramadıklarını sormak istersin. Nafile... Öndeki lokomotif herşeyi senden, seni herşeyden almıştır bir kere...
    Zaman bir tren, istasyondan ayrılma eşiğinde siren çalmadan, eller ayrılmadan yapılacakları yapmalı...
    Yüreğindeki kocaman dünyayı geç farketmiş olmam ne büyük talihsizlik. Daha büyük talihsizlik ise bunu senin de farketmemen...
    Bugüne kadar yapmamız gerekirken yapmadıklarımızı, bundan sonra yapma ümidiyle... DOSTÇAKAL.


                                                                  
         Rüzgar MEHMET İLHAN


    İsmin gibi erdoğandın aslında hayatımıza. Bizim kazmalığımız, senin gibi değerli bir insanı geldikten ancak bir yıl sonra farkedebildik. Hele seninle aynı toprağın, yani "TOKAT'ın çocuğu olmamız çok önemli bir ortak yöndü. Toprak, bu çekiyor işte insanı kardeş. Sen benden daha kısa süredir bizim okuldasın, ama öğrenci işlerimizdeki değerli Tokatlı abilerimizle benim hiçbir alakam yokken sen geldin kaynaştın valla. Tam camia adamısın, halk adamısın sen oğlum. Hele o insanın ruhuna işleyen yanık sesin yok mu? Bu yazıyı yazarken kulaklarımda çınlıyor o şarkıların, ellerim titriyor, yazamıyorum. Neyse fazla uzatmayalım, sana 100 kişi yazı yazıyordur zaten. Okul bittikten sonra bir Tokat seyahati yapalım seninle Toprağım, tamam mı?


                          
 FERHAT


    Erdoğan Yücel'e,


    Erdoğan deyince aklıma iyi bir insan olduğu geliyor, onun o gülüşü, pozitif elektriği herkesi hemen etkiler, ikna kabiliyeti olan biridir, ona hayır demek biraz zordur. Başka bir özelliği iyi bir organizatör, iyi bir türkücü vs, aklıma hep iyi şeyler geliyor. Zaten ona kötü diyen de yoktur. Onunla daha yapacağımız çok şey var. O bunlara ütopya dese de birgün olacak Erdoğan, merak etme. Üç yıl ne çabuk geçti, anlıyorum ki daha doyamadık birbirimize. Hep mutlu olman dileğiyle sana son kez şunları söylemek isliyorum:


"Yanda kaldı türküler aman"
"Bu yaraya deva değil zaman''
"Ateş düştüğü yeri yakar"
"Düzeni bozuk dünya yalan"


                                               
EMİN AÇIKGÖZ


    Hayatı, türkü tadında yaşamayı kendine amaç edinen ve bu doğrultuda doğrularını savunan gerçek dostum. Türkülerdeki sevgiyi ve hüzünü hayatına adapte ederken, içindeki duygusal yönün ağır basması yaşamına yön veriyor. Bu doğrultuda karşına çıkan zorluklarla başa çıkarken, bu güçlerin karşısında dimdik ayakta olman senin ne kadar güçlü bir karaktere sahip olduğunu da gösteriyor. Bu da, çevrendeki dostlarınla kurmuş olduğun sağlam bağ ile aynı zamanda insan sevgisinin senin için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ispatlıyor. Sınıfın en aktiflerinden biri olman da senin başarılı sosyal yönünü bize gösteriyor, sana verilen her organizasyon işini başarma konusundaki tecrübenin aynı zamanda şu anda okumakta olduğumuz bu yıllık sayfalarının her satırında, benim de şahit olduğum kadarıyla, büyük emekleri dokunan dostuma tüm sınıf adına teşekkür ederim. Geç başlayan dostluğumuz kurulan sağlam temellere dayanarak her zaman için sürecek. Hayattaki ufak ayrıntıların, sorunların seni üzmesine izin verme. Böylece başarı her zaman seninle olacaktır.


                                                      
 ALTAN'dan ERDOĞAN'a


    Sevgili kardeşim Erdoğan,


    Bu okul hayatımızın son dönemi (tabi ki senin açından). Ben son sınıfta olmama rağmen benim yolum daha çok uzun. Erdoğan kardeşim, en çok yıllık işine beni de katmanı ve benim de yıllık almam için benimle uğraşmanı hiç unutmayacağım. Erdoğan, seninle genelde ya yıllık ya da dersler hakkında konuştuğumuz için pek birbirimizi tam tanıma olanağımız olmadı. Ancak çok beyefendi kişiliğini, espritüel kişiliğini, sıcakkanlı olusun ve yardımseverliğini ömrün boyunca unutmayacağını insanlar arasında yer alıyorsun. Unutmadan, bana bu yazıyı şu anda Türkiye-Brezilya maçı sırasında yazdırdığın için de çok teşekkür ederim. Haaa, yaptığın kıyak için de. Sayende maçı öğrenci işleri bürosunda kaçak olarak izliyoruz ve matematik dersim için hocayla konuşup beni geçirttiğin için söyle bana kardeşim, ben seni nasıl unuturum? Şaka bir yana sana bu uzun hayat yolunda aynı şu anki neşeli halinle ve şu anki beyefendiliğinle ve sıcakkanlılığınla ileriki hayatta çok daha başarılı ve mutlu olman dileğiyle, inşallah hayatta varmak istediğin her yere varırsın kardeşim. Sağlıklı ve mutlu...


                                                       
AHMET ALKAN ÇELİK


    Acar kişi, zannedersin ki aşarsın her bir derdi. Peki öyle olsun Erdoğan, bunu da yutalım, çekelim sineye. Fazla kurcalamaya gerek yok ne vakit kaldı şunun şurası, kalanı iyi değerlendirmek lazım. Gerçi menejerinim, seninle yapacak daha çok işimiz var. Eğer bu yazıyı şu an fotoğrafının bulunduğu sayfadan okuyorsan değmiş onca çabaya, helal olsun. Sana koymaz zaten, bunlar daha ne ki... Hayatta bu hırsı hiç kaybetme, ama hep bulamazsan böyle renkli ortamlar, üzülme sen. Bir icabına bakarsın.


                                                                     
  OKTAY DERİCİ


    Dostum, seni yavaş tanımaya başladım. Bana takılmanı, ilk başlarda beni kızdırmak için yaptığını zannetsem de sonradan çevreyi güldürmek, etraftaki sessizlik perdesini yırtmak için yaptığını anladım. Yıllıkta büyük emeğin geçti. Sağol. İnsanlar zaman geçtikçe birbirlerini daha iyi tanırlar ya, biz de seninle o süreci yaşadık. İyi ki senin gibi bir dost tanımışım. Mertliğin, arkadaşlılığın, dostluğun senin sermayen, umarım bu güzel huylarınla bir ömür boyu mutluluğu yaşarsın. Hep dostum olman dileğiyle.


                                                                           
CİHAN ÖZBEK


    Erdoğan deyince akla ilk gelen şey onun o güzel sesidir. Bunu her ne kadar son sene farkettiysem de (iftar toplantılarında ve Ağva gezisinde) gerçekten de içinde gizli bir cevher barındırıyor. Gerçekten ileride (isterse) iyi yerlerde olabilir. Şimdiden Taksim'de sahne denemesi yaptı. (Biraz katkılarımız oldu tabii ki) Ama o ne yaptı, menajerini değiştirdi. Umarım memnunsundur:)
Sınıfın gezi organizasyonu ondan sorulur. O herşeyi ayarlar, ben ise megafon görevi yapıp sınıfa duyururum. Öğrenci işlerinde bir sorunumuz olduğu zaman hemen yardımımıza koşarsın.
    Başarı ve mutluluk her daim seninle olsun. Türküleri hiçbir zaman bırakma.


                                                                                   
SEVGİ


    Erdoğan'a,


    Derler ya. Hayatım filim şeridi gibi gözümün önünden geçti diye. Ben de bu yazıyı yazarken Erdoğan'a olan anılarım film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Bu filmi izlemeye kalksanız saatler sürer. Kısacası Erdoğan benim için her zaman güvenebileceğim, dostum diyebileceğim birisi oldu. Çünkü o, sıcak, içten, dürüst ve espritüel bir insandı. Zaman zaman atışsak da yine de çevreye karşı harika bir dostluk örneği sergilediğimize inanıyorum. Dostum, bana göre keşfedilmesi gereken çok güzel bir sesin var. Bana özel olarak söylediğin türküler için, daima yanımda olduğun, beni dinlediğin için ve benimle güldüğün için teşekkürler. Bundan sonraki hayatında başarılar ve mutluluklar dilerim. Birbirimizi unutmayalım. Tamam mı?


                                                                                          
 Behlül kod adı ŞEREF


     Erdoğan'a,


    Sen de bize sonradan katılıp bizden daha çok bu sınıfın öğrencilerinden olanlardansın ve iyi ki de geldin. Bazen sabrımızı zorlasan da iyi niyetle yaptığın bütün organizasyonları özleyeceğimizden eminim. Ama en çok özleyeceğimiz şey de otobüslerde o müthiş sesinle! söylediğin güzel türkülerle sen olacaksın. Elimizde bu yıllık olduğu sürece seni kesinlikle unutmayacağız. (Bu yıllığın kapağını dahi açmadan hep benden para istemeni hatırlayacağım) Sana gerçekten bu yıllığı bize kazandırdığın için çok teşekkür ederim. Bu işte elde ettiğin başarıyı hayatta da elde etmen dileğiyle, görüşmek üzere.


                          
 LEVENT SAYLAĞ


    Erdoğan'a,


    Zordur kaleme almak ayrılıkları. Ayrılık zamanı geldiğinde bir de bakarsın ki en uzak bildiğin kişi bile kendine en yakının oluvermiş. İstemesen de sonu gelmiştir ve dört koca sene çabucak geçivermiştir. Her sabah yüzünü görmeye alıştığın insanlarla vedalaşmak, bir de gurbetten gelenler varsa bizim gibi bir daha görüşememe korkusu. Bir daha dersleri asmak gibi bir eğlencemiz olamayacak... Final stresini yaşamak bile güzelmiş derken yeni bir hayatın içinde buluvermişiz kendimizi... Belki de yaşam bundan ibarettir hep. Bir sonun başlangıcı yeni yaşamlara kucak açacak. Bundan sonraki yaşamımızda da arkadaşlığımızı sürdürmek dileğiyle...


                                                                       
REMZİYE MISIRLI


    Sevgili Erdoğan, herşeyden önce sana yıllık çalışmalarında gösterdiğin büyük çaba ve gayretten ötürü teşekkür etmek istiyorum. Tek başına bütün sınıfın sorumluluğunu üstlendiğin için. Her zaman güleryüzle ve sabırla bizlere tekrar tekrar açıklamalar yaptığın için teşekkürler arkadaşım. Dört yıl çok çabuk geçti, belki de zamansızlıktan bu dört yıla pek çok şeyi sığdıramadık. Seni çok yakından tanıma imkanım olmasa da şunu bilmeni isterim ki sen içtenliğin ve samimiyetinle, sürekli gülümseyen yüz ifadenle, sıcak yaklaşımınla her zaman rahatça konuşabildiğim, sınıfta en sevdiğim insanlardan biri oldun. İleride de görüşmek dileği ile herşey gönlünce olsun ve gülen yüzün hiç solmasın.


                                                                                      
 AYSEL DOĞRU


    Erdoğan türkülere kara sevdalıdır. Söylediği türkülerde, sesinin tonunda efendiliği, ağırbaşlılığı, dürüstlüğü bulursunuz. Umarım sesini daha geniş kitlelere duyurma imkanı bulursun. Beni de unutma sakın:))
    Kısa zamanda birçok anı paylaşmış olmamız, geç başlamış bu arkadaşlığın tüm üzüntüsünü ve burukluğunu telafi etti. Yaptığımız gezileri, söylediğimiz türküleri, senin yıllık için harcadığın olağanüstü çabaları unutmak mümkün değil. Arkadaşlığın için sağol.
    Bol türkülü, başarılı ve mutlu günler hep sininle olsun.


                                                                                       
AYSUN AKÇA


    Sevgili Erdoğan,


    Sen sosyal faaliyetleri düzenleyen, bunlara katılan, hatta beni her zaman bu faaliyetlere davet eden, bana karşı ilgi gösteren birisin.
    Bütün organizasyonları düzenlerken gerçekten emek harcayan, uğraşan arkadaşlarımdan birisin. Özellikle de bu yıllığın çıkması için verdiğin uğraşı ve benim de burada bulunmam için yaptığın ısrarları asla unutmayacağım. Ayrıca sen türkücülere taş çıkartan o güzel sesinle beni hep efkarlandırdın. Hakan'la birlikte bir ara sürekli söylediğin "Bebeğim" şarkısını ve iftar gecesi fasıl yaparken söylediğin türküleri de unutmak mümkün değil. Seni tanıdığım için çok mutluyum.
    Arkadaşlığımızın ileride de devam etmesi dileğiyle...Hayatta başarılar.


                                                                                      
 MÜGE AYAZ


    Bu sınıfın en güzel kahkahasını bir kişi atabilir, o da Erdoğan'dır. Güldüğü zaman tüm benliğiyle gülüyor Erdoğan. Sık sık da güler ki o sesinin güzelliğini de belli etsin. Yaşamla barışık biridir Erdoğan. Esprilidir, neşelidir. Hiçbir şekilde bürokrasiye takılmamasıyla da dikkatimi çekmiştir. İşiniz mi var, Erdoğan halleder...:)) Ne olup ne bittiğini çevrede anında öğrenir. Bu kadar bilgiye en önce nasıl oluyor da ulaşıyor, hâlâ anlayabilmiş değilim.
    Son olarak da sorumluluk alıp işi sonuna kadar götürebileceğini öğrendim. Şu yıllık olayına elini bir attı, araştırmayı anında halledip Cevdet'le önümüze seçenekler sunuverdi. Hayatla her zaman şanslı olup kahkaha atmaya devam etmen dileğiyle...
    Not: Sayfa {yarım bile olsa) vermediniz ya, neyse içimize atalım da unuttuk zannetme...


                                                                                               
ASLI DAĞISTAN


    Sanatçı dostum Erdoğan,


    Fen-Edebiyat'taki konserde hepimiz sana hayran olduk! Şaka değil gerçekten Erdoğan, sınıf eğlencelerimizde güzel, duygulu türküleriyle kalbimizin tellerini titretmiştir. Güleryüzüyle karşılamıştır benim merhabalarımı. Ne güzel, dolu zamanlan armağan etti bizlere, kattığın renk için teşekkürler. Bundan sonraki konserlerine de davet edeceksin, söz ver! Gelecek için iç açıcı ve başarılara imza atacak biriyle arkadaşlık ettiğim için çok mutluyum. Müzik daima seninle olsun. Görüşmek üzere!


                                                                  
 PERVIN GÜNEŞ


    Biraz geç yakaladık arkadaşlığı, biraz geç tanıdık birbirimizi... Geç olsun ama güç olmasın derler ya... Biz de öyle diyelim artık... Son zamanlarda paylaştığımız anlar yaklaştırdı bizi. Gülüşünle, konuşmanla verdiğin sıcaklık arkadaşlık hissi verdi ve ben üzüldüm niye daha önceki zamanlan paylaşmadık diye... Senin çabaların olmasaydı nasıl çıkardı bu yıllık... Hepimiz kocaman bir teşekkür borçluyuz sana... Bundan sonra katedeceğimiz çok yol var. Hep birlikle olmak dileğiyle...


                                                                   
SİNEM TURGUT


    Yanık sesli arkadaşım Erdoğan:
    Erdoğan sınıfa yeni gelen birinin en önde tanıştığı kişilerdendir. Samimi kişiliği, her konuşmasında ve davranışlarında kendini belli eder ve bu özelliğiyle arkadaşları arasında sevilen biridir. Tokatlı hemşehrileriyle arası çok iyidir. Paylaştığımız çok şey olmamasına karşın uzun süredir tanıdığım arkadaşlarım gibi sevdiğim insanlardandır. Erdoğan'la ekonomik krizin en ağır zamanlarında yaptığımız konuşmaları unutmayacağım... (Faiz hesaplamasında bir sorun var mı?)
    İstediğin doğrultuda güzel bir yaşam nedeniyle.


                                                                       
NAZIM YAPRAK


    Erdoğan'a;


    Biri bana bir sorsa "Bir Tokatlı nasıl olur?" diye, cevap çok basit. Erdoğan gibi olur. Yani tamam iyi niyetlisin, gayretlisin falan ama ne olacak senin bu halin abiciğim? Yıllardır envai çeşit türkü söylersin ama şunlarm sözlerini ne zaman öğrenecen abicim ya? Bird e utanmadan türkücüyüm diye geçiniyorsun! Ammaa bir de şu var; tamam türkü söylemeyi falan pek beceremiyorsun ama sen olmasan şu yıllık çıkar mıydı, bu kadar piknikler olur muydu? Bence olmazdı. Oğlum sen türkücü olma hayallerini bir kenara bırakıp bu işi yapmaya bak! Artık bizi de unutmazsın herhalde! Görüşmek üzere.


              
 ONUR AKTAŞ


    Yüreğinin yarası yansımış o güzel sesine. Türküleri yanık yanık söylemenin sebebini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Senin iyi bir kalbe sahip olduğunu okula ilk geldiğin gün anlamıştım. Esprilerinin kalitesi toplam kalite yönetimi standartlarına çok uygun. Senin hayatta başarıları, sevgiyi, mutluluğu hak ettiğine inanıyorum. Temiz yüzündeki gülümseme hiç eksilmesin. Sen hayata gülüyorsun, o da sana gülsün ve inanıyorum ki böyle de olacak.


                                                              
 Sevgiler, İREM ATAÇ


    Seninle İlk defa M7'nin orda tanışmıştık. Ben hayatımda senin kadar neşeli ve espritüel bir insan görmedim. Bana yaptığın şakalarla seni hatırlayacağım. Senin bu arada Tokatlı olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim, çünkü bunu herkese okul hayatın boyunca ima ettin. Oğlum ben senin gibi bir adam görmedim. Nereye gitsek, ne yapsak hep Tokatlı bir tanıdığın çıkıyor karşımıza! Seninle alttan maliyet dersini alışımızı da hiçbir zaman unutamam. Daha yazacak çok şey var ama benden bu kadar. Dilerim hayatında da şimdiki olduğun kadar neşeli bir insan olursun!


                                                                           
MERT BÜYÜKUYGUR

 

    Sevgili Errayn'ım


    Çok açık bir şekilde söylemeliyim ki böyle bir giriş, yani sevgili kelimesini kullanmak bana hep saçma gelmiştir, ama ne yaparsın ki karşı tarafa, yani bu yazıyı okuyan kişiye (sana) şirin gözükmek gerekmektedir ya... Neyse, konuyu saptırmayım... Bizim sınıfta yani İşletme bölümünde sorsan beni tanıyan adam çok nadirdir yani görseler muhakkak sima tanıdık ama aslında bilinmeyen bir karakterim ben sınıfta... Ama bilinmeyen bu karakterin bildiği bir iki şahıs var sınıfta.., Bu kişilerden birisi işte Erdoğan. Öyle bir yazdım ki sanki erdo dehşet-ül vahşet bir adam. Ama aslında Öyle bea! Ben Erdoyu ilk ne zaman gördüm çok iyi hatırlıyorum, bu dediğim anda bir olay gerçekleşti, ama şu anda bu detaya girmek çok gereksiz olur...
    Kendisi yatay geldiği için tabii ki benim gözüme biraz yabancı, biraz farklı ve biraz da KISA gelmişti, ama en çok gelen tarafı böyle nasıl anlatsam (bu lafıma alınan olabilir, çok da önemli değil), canayakın abi, bizim sınıftaki diğer karakterler gibi değildi, gerçi bu benden kaynaklanan birşey de olabilir... Aslında Erdo'ya bu şekilde bir yaklaşım tavrı sergilemem sanırım biraz da benim o anki içinde bulunduğum kısır döngüsel karamsarlıktan kaynaklanan bir şeydi. Dediğim gibi ben zaten sınıfta pek bağı olmayan biriydim ki bunun da üstüne yukarıdaki olay çakışınca iyice dağılıyor insan ve arada okula uğradığımda benim muhabbet için, gülmek için, dostluk esintileri arasına beni de alsın diye (bu biraz sert oldu be...) aradığım bir kişidir Erdo.
    Hatta bak şimdi aklıma geldi, bir gün okula gittim ben. Onur var. Aydın Onur, o bizim Erdo'ya bir lakap takmış, Errayn... Onur dedi ki kesinlikle Errayn de. Kıl oluyor abi. Dedim ama birşey olmadı, hatta ben telefonuma Errayn diye kayıt ettim bu kişiyi...
    Burada belirtmeden geçemeyeceğim bir konu da Erdo'nun halk arasında gülmek olarak adlandırılan, biyolojik olarak insan yüz kaslarının ve ses tellerinin çarpışması ile ortaya çıkan şeyin bu kişide çok dehşet olması... Canım Erdo, sen ne kadar güzel kahkaha atıyorsun öyle. Kesinlikle Tanrı seni bu kahkahan için yaratmış... (çok abarttım sanırım).
    Herşey bir kenara Erdo, benim sende hiç unutmayacağım bir tarafın varsa o da kesinlikle derslerin, o en karmaşık, en dolambaçlı yolları, karanlık sokakları arasında elimden tutup bana not vermelidir canım, ben bunu asla unutmam ki. Kahvenin 40 yıl hatırı varsa notun daha fazla hatırı vardır...
    Hepsi bir tarafa hayatımda tanıdığım için mutlu olduğum ve bundan sonra da tanış kalmaya devam etmeyi istediğim birisin Erdo....
    Sınıfın en ilgisiz, anlamsız ve trip adamı


                                                                      
 TANER AKDAŞ


    Erdoğan esprili sohbetle espriyi, ciddi sohbetle ciddiyeti algılayan bir insandır.
    Kapı önünde söylediğimiz türküleri neredeyse bütün okul duyardı, rezil olurduk, gene de aldırmazdık.
    Cell-o gibi insandır Erdoğan, "İşletme'de bir Erdo var ya o benim, benim adını Erdo, ben uzaklardan geldim..."
    Bu dostunu unutma,..


                                               
MEHMET HAKAN SATMAN



 

   Değerli dostum, büyük  insan, müstesna şahsiyet Tokatlı Er Doğan. Sana hürmetlerimi sunarım.

    Zaman dar, biraz sonra sana kıyak cümleler kuracağım.Öperim gözlerinden....

                                                                                                                           Onur Aydın (2.yazısı)

  

Okulun en önemli adamıdır zatialleri. O dursun deyince akan suların durması misali... Atın dese rektörü bile defedecek kabiliyet, beceri, otorite ve en önemlisi hemşo desteğine sahiptir. Ayıp olmasın diye okulun adının hala İstanbul Üniversitesi olarak kalmasına müsade etmişlerdir, yoksa çoktan "Tokatlı Erdoğan Üniversitesi" diye değiştirmişti. Ayrıyetten acayip  sağlam içer. Çapkınlıkta üstüne yoktur. Kendisi futbol mucizesidir, defansta bi bana takılıp sakatlar kendini o kadar. Çalım atmadığı, yırtmadıgı kale ağı kalmamıştır evrende. O büt adamıdır, finalleri iplemez, hocalar onun ayağına kapanır. Bu okulda kampüste dolaşırken üç kişi ile dolaşacaksın; biri Cevdet'tir,  biri M.Hakan'dır, biri de Erdogan'dır. Bu üçüyle ne sırtın yere gelir, ne işin aksar, ne de adama posta koyarlar...

                                                                                                                            İzzet İlhan (2.yazısı)

 

Tokatlı Erdo, ya da diğer bir deyişle Tokatlı Dracula gerçekten de çok ilginç ve orjinal bir kişiliğe sahiptir. En önemli ve göze çarpan özellikleri yaptığı espriler, şakacı kişiliği, canlı ve sıcak hareketleri, neşeli tavırları ve abartılı gülüşleridir. Erdo'nun yanında kendinizi mutsuz hissetmeniz gerçekten çok zordur. Kederli ve üzüntülü günlerimde beni mutlu eden, bana moral veren ve dertlerimi unutmamı sağlayan hep bu Erdo'dur. Giderim yanına, tüm dertlerimi bi anda unutup rahatlarım. Keşke Erdo hep yanımda olsa da şu dünyaya daha değişik bakabilim derim. Açıkcası ben bu adamın hala nasıl hergün gülebildiğini ve neşeli olabildiğini çözebilmiş değilim. Kıskanmamak elde değil. Erdo'nun ikinci göze çarpan özelliği ise aşırı bir şekilde inandırıcı olması, manyak iyi rol yapması ve insanları ikna edebilme gücüne sahip olmasıdır. Bu yeteneklerini birleştirip palavra ve üç kağıtta kullandığında ise yalanlarına inanmamak onu tanımayan bir insan için imkansızdır. Onu tanımayan ya da daha yeni yeni tanıyan birisi Erdo "Güneş doğudan değil, batıdan doğar" dediğinde bile %99 bu söze inanacaktır. Çünkü Erdo harbi manyak inandırıcıdır. Nitekim sınıfa geldiğim ilk günlerde uyanık herif beni de az kekleyip kandırmamış değildir. Ama bunu sınıfın neredeyse tümüne uygulamış, bu nedenle de millet artık Erdo doğruyu söylese bile inanmamaktadır. Yarın öbür gün kalp krizi geçirse ve "kalp krizi geçiriyorum, yardım edin" dese millet gülecek ve kesinlikle "gebersin hıyar" diyecektir. Artık Mert bile Erdo'ya gülmektedir. O yüzden şu an Erdo boş vaktilerini Müge ile geçirmekte, eski günlerini Müge'de bulmaktadır :) Ama jubileye hazırlansın, çünkü Müge de uyanıyor, artık uluslararası çalışsın :) Erdo'nun bir diğer özelliği de adı üstünde "Tokatlı" Erdo olmasıdır. Bu adam bu Tokat sözcüğünü tam bir marka olarak kullanmakta ve pazarlamacılara bile bu konuda ders vermektedir, okulda Tokat çetesinin saygın üyelerinden biridir. Öğrenci işleri başta olmak üzere daha birçok yerde parmağı vardır. Yakında ÖSYM ve YÖK başkanı da Tokatlı olacak, böylece İstanbul Üniversitesi ismi "Tokat Üniversitesi II" ile değiştirilecektir. Artık herkes büyüyen Tokatlı Erdo tehlikesinden korkmaktadır, lakin Erdo'nun sloganı "yeni bir rektör doğuyor" sloganıdır. Bunlar dışında Erdo halısaha maçlarında da herkesi gülmekten kırıp geçirir. Maradona gibi çalım ata ata kaleye kadar gelir, sonra bi şut! Direkte patlar. Yine çalım, çalım, çalım...Kayıp, ayağından kaparım topu. Maradona gibi çalım atıyon da niye Metin Oktay gibi çekmiyon şutlarını ? :) Sonra Erdo paparazzilerin adamıdır, foto galerisi için tahrik edici pozlar vermiştir soyunma odasında. Biz de bu fotoları "bedava" (başka bi sitede bedavaya bulmanız mümkün değil) yayınladık, ama gel gör ki RTÜK sitemizi kapattı :) Ama kız arkadaşlardan birçok teşekkür maili aldık, sağolsunlar (şaka tabi :) Sonracığıma Erdo bir ticaret adamıdır. Kaydolup da memnun kalmadığı kursların mukavelelerini elaleme satar (bu kadarı da pes be Erdo, okulu ticarethaneye çevirdin). Bu sebeple çoğu kurs kendisine "Bi daha buraya adımını atma, seni burda görmeyelim" demiştir (ben Erdo değilim, harbi doğru tüm bunlar). Bir de Erdo'ya "sıfırcı" Erdo derler. Çünkü bazen hiç olmadık derslerden bile 0 çakmaktadır. Ama siz onun bu haline sakın aldanmayın, adam tüm derslerden büte kalsa bile yine bütlerden 90 ortalama ile çıkar, çünkü zehir gibi akıllı olduğu halde pek çalışmaz. Sonra Erdo'ya sakın ha makarna yaptırayım demeyin, yoksa makarnanın içine eder. Çünkü makarna pişerken o bilgisayar başında cd oynatıp izler. Daha daha Erdo çok iyi kopya çeker, tam bir kopya ustasıdır (Üretim yönetimi bütünde arkada tezgahı kuruşunu hala unutamadım). Bitti mi dersen, hayır...TRT'de türkü yarışmalarına bile katılmıştır (İşletmeci dediğin her bi şeyi yapıcak abi). Borsa'da da iddialıdır, borsa ile yatıp borsa ile kalkar. İlave etmek gerekirse "Er Doğan" (Er Ryan'dan gelme) koli koli içki içip sarhoş da olmuyor diyorlar. Son olarak Erdo = "tamamen duygusal" da diyorlar... Bu konudaki yorumun nedir Erdocum? :) İşte böyle...Erdo benim bizim sınıftaki en iyi arkadaşlarımdan biridir. Çok taktir ettiğim bir arkadaşım olan Erdo'nun tek kusurlu yanı ise Fenerli olması maalesef, dost acı söyler Erdocum, GS rocks! Şimdilik bu kadar Erdo, ama alta ortak notumuzu da düşelim dedim... :)

Not : Üniversitedeki her türlü işiniz (dekanlık, sekreterlik, öğrenci işleri...vs) gayet temiz ve hızlı bir
şekilde halledilir, sadece 250 $ /iş :) (şaka yaw, başımızı belaya sokmayın :)


Hadi görüşürüz Erdo, Tokat'a da sevgi ve hürmetlerimi sunarım :)


                                                                                             24.11.2001, Cumartesi (02.35 am) by Cevdet K. (2.yazısı)

 

   Okulda ilk tanıştığım arkadaşlardan birisidir Erdoğan. Şakacı bir kişiliği olan Erdoğan fanatik bir Tokatlıdır. Toprağım der, başka bir şey demez. Hep hemşeri ayağına yatar. Ayrıca kendisi çok iyi türkü söyler, bi ara sınıfta konser verecek. Ben dinledim kendisini ve çok beğendim, eminim ki sizler de sesini beğeneceksiniz.

                                                                                               Hasan Ak'dan Erdoğan'a (2.yazısı)

Sevgili Erdoağan,


Seninle ilk tanışmamızı hatırlıyor musun? Ben hatırlayamadım da ondan sordum. Neyse sanırım sen benim dikkatimi insanlara hararetli hararetli bi şeyler anlatırken çektin. Bi an dedim ki kendi kendime : "yaw bu adam ne yapıyor, pazarlamacı mı yoksa?"

Senle yoğun şekilde fikir telakkisi yapmamız aslında bu sene, yani son sınıfta başladı. Müfettiş olmak isteyen arkadaşlar hakkında yaptığın yorumlar, arkadaşların geleceği hakkındaki kehanetlerin hakkaten düşünce ürünü şeyler.

Şimdi burda sana methiyeler düzsem, seni çok seviyom, okul bitince buluşalım, takılırız, sen benim öğrenciliğime renk kattın türünden laflar etmeme gerek yok sanırım. Senle dostluğumuz uzun yıllar sürecek, bundan eminim.

Ben sana daha çok şeyler yazarım burdan, sen meraklanma. Ha unutmadan yapcaz sana bi kaset, sıkma canını. Sallayacaz Avrupa'yı. Gösterecez onlara yanık ses nasıl olurmuş!

                                                                                                   Onur Aydın (2.yazısı)

 

Erdoğan, ne diyeyim daha? Normal yurdum insanı işte. Kendisini çok severim. O, Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş bir yanık ses, bir batık borsacı, bir populist siyasetçi, bir başarılı bütlerin adamı, bir Tokatlı, daha lafa gerek var mı...

                                                                                                   Emin Açıkgöz (2.yazısı)

 

Tokat'tan mı geliyon? Almuslu musun?

Giz ben seni alacam, söyle namuslu musun?

    Varoluşumuzun ve daimiyetimizin yek alameti veya en büyük destekçisi olan Tokat ilimizin en güzide kasabalarından biri olan Almus'a EMİRDAĞ'dan selam olması temennisiyle...

      Tokat'tan başka şeyler de yazmak isterdim, ama Erdoğan'cım maalesef yazamadım. Elim varmadı. Bilirsin, çok duygu yüklüyüm. Duygulanıyorum hemencecik. Neyse, Allah'a şükürler olsun ki bırak çocuklarımı, 7 göbek öteye tıpkı bir destan gibi yayılacak çok güzel bir anım var seninle. TOPRAĞIM... TRT'yi nasıl unuturum! Hadi TRT'yi bırak, o gece saat 1'de kapımı çalıp da sabaha kadar nağmelerimizle seslendirdiğimiz Çapa'yı...

       Çapa dedim de olum, kuzu şişlerin tadını hala unutamadım.

Dostuma... (Not: Olum, yaz artık!)

Son söz: Biz adam olmayız...

                                                                                                 Ömer Türkmen (2.yazısı)