M. HAKAN SATMAN

Bu şiiri tüm işletme'ye armağan ediyorum...

----------------------------------------------------------------------------------------------

Nefesin sandım, Beyoğlu'nda ensemde esen rüzgarı
Tatlı geldi, ne üşüdüm ne de atkımı aradım sağda solda
Küçük Ağa mıydı ismi, bir minarenin altındaydım
Aklıma geldi, seni buralarda aramıştım, bulamayacağımı bildiğim halde
 
Bahar gelsin, çiçekler açsın cümlesini klişe yaptılar
Çiçekler benim için renk demekti- renklerde seni hatırlardım
Saçların kahve, dudakların çaydı, sırayla içmeye
Bahar gelince çiçekler açardı, her taraf sen olurdun, sana bakardım
 
Bir tek denize girmezdin- senin hayatında deniz yoktu
Üç damla düşürdüm gözlerimden, çay bardağına akıttım
İçine her türlü mavi bulaştırdım sulu boyayla
Sonra ismini üfürdüm, mavi oldun, deniz oldun
 
Yoldaki insanlarla ismini yazardım Beyoğlu'nda
Güzel bir kızı baş harfin yapardım
Yüzüne de ay vururdu, seni hiç bu kadar beyaz görmedim
Ay ışığında çay içmek en büyük zevkim oldu.
 
 
Mehmet Hakan Satman
17.02.2002
Aznavur-Beyoğlu

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------

   Hakan'ım benim; evladım, codexpertim, asistanım, sınıfımızın medai
iftiharı, olmazsa olmazım benim, taksim gecelerinin adamı, istanbul aşığı , dert
ortağı ...

                                                                                             İzzet İlhan

 


   Hakan bizim sınıfın popüler ve renkli simalarından biridir. Ünvanları ise bir hayli çoktur. "Code expert" , "bilgisayarcı" , "internetçi" , "programcı" ünvanları hep Hakan içindir. Hakan herhalde "internetçi" lakabını İsmet hoca taktığı için en çok bu ünvanı sevmektedir :) Bir bilgisayar ustası olan Hakan ; üniversitemizin sayfalarında, öğrenci işlerinde, nette, şirketlerde....vs. vs. her yerde karşımıza çıkar. Hayatını program yazmaya adayan bu arkadaşımız çok da sosyal biridir. Özellikle aşk serüvenleri tüm okulca bilinmektedir. Çok espritüel, neşeli, sıcak kanlı ve hareketli olması da sevilen yönleridir. Başından geçen maceraları büyük bir süreklilik ve heyecanla aktarıp bedensel aksiyonlarla süsler ve canlandırır. Taksim gecelerinde yaşadığı alemleri, gittiği eğlence mekanlarında başından geçen olayları daha dün yaşamış gibi aktarır. Özellikle de okulda olsun, sokakta olsun... nerede olursa olsun gördüğü kızları asla unutmaz ve en ince ayrıntısına kadar tarif edip büyük bir heyecanla anlatır. Nete giriş hızında Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeye adaydır. Ne zaman okuldan eve gelip nete bağlansam bizim Hakan ordadır. Bir İstanbul aşığı olduğu için nicki de "İstanbulLover"dır icq'da. Daha doğrusu sırf icq'da değil, her yerde böyledir. Nete ışık hızından 10 kat daha hızlı girmesinin yanında attığınız mesajlara da olağanüstü hızlı cevap verir (Bi hile var gibi bu işte ama, neyse :) Hakan'ın özellikleri bunlarla da bitmez. Aynı zamanda çok romantik bi adamdır. Giyat çalar, çeşit çeşit aşk ve İstanbul şiirleri ile duygusal şiirler yazar ki harbi çok güzeldir (Kızları bu şekilde avlayıp portföyüne dahil eder; zaten kız dediğin Hako gibi eli gitar tutan sanat adamı ozanlardan hoşlanır :) Daha sonra Hakan dünyada türünün son bir örneği olarak küfürü  bir konuşma dili ve sanat olarak kullanan ilginç bir şahıstır. Zaman zaman coşarak ardı arkasına küfürleri bastırır. Ancak bunu öyle bir şekilde yapar ki kendisine kızamazsınız. Çünkü o size küfretmesine rağmen sanki size iltifat ediyomuş gibi gelir, sonradan çakarsınız küfrettiğini :) Böyle güzel küfreden birine rastlamadım :) Özellikle Erdoğan ile arasında geçen dalaşmalar yok mu, insanı manyak deşarj eder (Yalnız tabi bazen çevrede kızlar varsa kaçarlar, ama Hakan sonra onlarla konuşup "Gücenmedin dimi?" diye sorarak gönüllerini alır :) Bu arada size "Hakan ve Pazarlama" adlı, karikatürist İzzet İlhan'ın imzasını taşıyan  karikatüre bakmanızı da tavsiye ederim :) Bir klasik olan bu karikatürde Hako'nun pazarlamaya duyduğu aşk konu ediliyor :) Hakan, üstüne üstük çok iyi de Fransızca biliyon yaw, helal olsun :) Dersler öncesi yaptığımız bilgisayar muhabbetleri de her zaman çok hoşuma gitti (Ama muhabbetler sırasında sigaranı kızları tahrik etmek için baştan çıkartıcı bir biçimde içtiğini de farkettim :) Fasıl kültürün de dehşetmiş be, coştun ki ne coştun... Neyse Avrupa erkeği tipli arkadaşım... O sansasyonel saç ve sakal stilinle gözlüğüne de iyi bak, çünkü sana harbi çok yakışıyo. Profesörler ailesinin sana selamı var :)

 

                                                              "Cevahir" lakabını takdığın arkadaşın (KIZIL C.)

 

      Hakan sınıfımızın bilgisayar manyağı olarak bu manyaklığını çalışarak nakite çevirmeyi başaran arkadaşımızdır. Hakan'la genelde geyik muhabbeti yaparız, napim adamda öyle bir pozitif elektrik var ki insanı etkiliyo. Hele arkasına dönüp gülüşü yok mu, bu yüzden bir ara düşündüm Hakan'ın arkasını (arka tarafındaki sırayı) numaralı yapıp bilet kesmeyi :))) Belki burdan yırtarız diye ama okul bitiyo malesef ... Cevdet'ten sonra hızlı konuşma dalında iddialı biridir, bazen anlaşılmaz dedikleri. Ne kadar kötü ki Hakan duygularını hep bu bizim anlayamadığımız lisanıyla anlatır derken Hakan bir baktım ne yapmış... Kimse beni anlamıyor diye şiirle anlatmaya başlamış hislerini. Ama güzel de anlatıyor, bir meşhur olursa şaşırmayın. Neşesi ,hüzünlü şiirleri, belden aşağı esprileri ile Hakan geçekten iyi bir arkadaştır. Umarım gülüşünden bir şey kaybetmezsin, her yaşadığın hüzün gülüşünü daha anlamlı kılar. Unutma, adam gibi hüzünlenmeyi bilmeyenlerin gülüşünden de bir hayır gelmez... :))

                                                                                                               Emin Açıkgöz

 

    Ne yolun başındaydık ne de sonunda. Ortasında bir yerlerde girmiştik bu hikayeye. Rolümüzü kim vermişti, nasıl seçilmiştik? Ve sonu ne olacaktı hiç bilinmiyordu.

    Yazılanları okuyorduk, yoksa okunanları mı yazıyorduk? Sözlerin bazıları bizimdi, bazıları çalıntı. Tıpkı hayatlarımız gibi. Yanlış bir parça kalıyordu her seferinde en sona. Ya o resme ya da resim ona ait değildi. Ama ikisi hiçbir zaman aynı şey olmamıştı. Yaşadığımız her şey de tıpkı hayatımız gibi çalıntıydı; sahteydi. Başka bir yerlerde, başka birileri tarafından yaşanıyor olmalıydılar.

    Bir ses duyardık karanlıklarda. Bizim için ümitti. Peşinden koşardık durmadan. İyi de ederdik, ama bir bakmışız ki oyuna gelmişiz; o ümit diye peşinden koştuğumuz ses, ilkbahar ışıklarını gören karlar gibi eriyivermiş.

    Hep oyuna geldik zaten. Ya da oyun bize. Ne farkeder ki? İçindeydik,  dışında olmak istedik. Oyuncuyduk, yönetmen olmak istedik. Gişede biletsiz kalmaya razıydık bazen; “yok deve” dediler. Ama aslında oyun bizdik. Oynadılar, kazandılar mı bilmem ama bizim kazanmadığımız kesin.

        ONUR  DEMİRCİOĞLU

 

    Bazen gözlerindeki ışıldayan çocuğu görüyorum, bazen çok kalp çalan yakışıklıyı... Bazen çılgınlığını görüyorum, bazen duygusallığını... Bazen nefes kadar yakın oluyorsun, bazen dağlar kadar uzak bana... Bilmiyorum var mıdır bizim gibisi  gözlüklü şirini! Herkes benim gibi anlayabilir mi gözlerine bakınca her şeyi? Ya da sen herkese cillop deyip sarılabilir misin? Kulağımda çınlar gitar çalışın, farklı yorumlayışın şarkıları. İçim ısınır senin sesinden dinleyince şiirleri. Ve sımsıkı sarılmak gelir içimden üzgün görünce seni...

        ŞİRİNEN (SİNEM TURGUT)



    Sınıfta “baba” adıyla anılmam seninle başladı Hakan. (Hoşuma da gitmedi değil aslında). Sınav öncesi ve sonrası yaptığımız kritikler ve bilgisayar laboratuarında yaptığın küçük program ile yakınlaştık. Önceleri senin analitik zekana, programcı mantığına hayran kaldım. Seni yavaş yavaş tanımaya başlayınca artık kendiliğinden yüzümde bir gülümseme, içimde dostluğa dair güvene dair, samimiyetine dair sıcak bağ oluştu. Daha önce birkaç dostumla bu kadar kısa sürede paylaşamadığım muhabbetleri, içki sofralarını, Taksim gecelerini yaşadım seninle. Halden anlayan tavırların, yol gösterişlerin, dert ortaklığın, keyif dolu muhabbetlerin için çok teşekkürler. Belki eskisi kadar sık görüşemeyeceğiz ama emin ol hiç kopmayacağız. Allah her babaya senin gibi evlat nasip eylesin.

        İZZET İLHAN (2.yazısı)

 

    Üniversiteye başladım ve ilk gördüğüm kişiydi Mehmet Hakan. Böylece  dört sene başladı.

    Bilgisayarıma kavuştuğumda, Mayıs ayında, ilk başvurduğum kişi yine-bilgisayar konusunda uzmanlığı ile  tanınan-Mehmet Hakan’dı. Bilgisayar hayat buldu onunla, aynı zamanda adını “güzelim” koydu. Çok zeki ve yardımseverdir Mehmet Hakan. Az mı çekti benden! Ne zaman başım dertte olsa teknolojiyle, aranacak kişiydi... Yardımların için teşekkürler.

    Fikirleriyle farklıydı Mehmet Hakan. İnsanlara ve olaylara bakışı değişikti ve orijinaldi. Sonra şiirleriyle  tanıştım. Yaratıcılığını ve çalışkanlığını farkettim. Ben ona Almanca öğretecektim o da bana programcılığı anlatacaktı, fakat caydık çünkü muhabbet daha cazip geliyordu. Dört yıl bitti ve Mehmet Hakan’ın önünde açılmayacak kapı yok. Ben Pamela (ünlü bayan bilgisayar programcısı) olamadım ama o TC’nin Bill Gates’i olabilir. Her zaman mutluluklar.

        ASLI DAĞISTAN

 

    Hemşo tanıştığımız ilk günde kanımın çektiği belliydi. O kadar kişi içinde direkt gelip sana bir şeyler sordum. Bu kesinlikle tesadüf olamazdı. Her zaman seni görüp birkaç laf etmek bana ayrı bir enerji vermiştir. Sürekli hareketli ve çekincesiz davranışların olduğu gibi açık seçik her şeyi konuşman bazen kötü gibi gözükse de aslında senin temiz kalpliliğinin dışa yansımasıydı. Seni tanıdığım için gerçekten şanslı ve mutluyum. Bir gün Codexperts Corporation’da görüşmek dileğiyle.

        LEVENT SAYLAĞ

 

    Bu okludaki ilk arkadaşlarımdan biriydin, sonra her şeyi paylaştığım biri oldun.

    Bilgisayar dahisi, gitar ustası, romantik şairim, çocuk ruhlu yüzünü asık görmekten korktuğum biricik arkadaşım. Neşeli tavırlarınla okuldaki herkesle anlaşman da başka bir ustalık alanın değil mi? “Ne alakası var ya!” deyişini duyar gibiyim. Hesap makineni finans sınavı kırdığım ve sınavını eziyete çevirdiğim için umarım beni affetmişsindir.

    Saçların uzun da kısa da, sakallı da sakalsız da çok yakışıklısın sen canım arkadaşım. Hayatın gülücükler içinde geçsin çünkü sana çok yakışıyor.

        GÜLHAN IŞIK

 

    Okulumuzun öğrenci işleri çalışanı, sınıfımızın hatta okulumuzun bilgisayarcısı (1,0cısı). Senin gibi yetenekli bir arkadaşımız olmasaydı son üç sene boyunca notlarımızı öğrenmek için Beyazıt yollarını tepmemiz, kargaşık burgaşık kağıtlardan aldığımız notları bulmamız gerekecekti. Hakan’la olan arkadaşlığımız özellikle şu son iki seneye dayanmakta olup, ne zaman bu kadar güçlenmeye başladığını hatırlamakta güçlük çekmekteyim. Sanırım onunla birbirimizi her zaman çok iyi anladık. Benim için çok iyi bir dinleyici olmuştur ve konuştuğu zaman beni rahatlatan insanlardan biridir. Onun o muhteşem felsefi yorumları hayatımıza renk katmaktadır.

    Derslerde her zaman en çok konuşanlardan biri olmuştur. Tüm hocalarla yakın diyalog halindedir. Eğer Hakan’ı derste göremiyorsanız, mutlaka kendine yeni bir iş bulup, çalışmaya başlamış demektir.

    Hakancım, özellikle bu son sene ders öncesi ve arası muhabbetlerimizi hiç unutmayacağım, umarım çok mutlu, huzurlu ve başarılı bir hayat seninle olur. Canım Arkadaşım Benim.

        EVREN ÖZDEMİR

 

    Hakan’la arkadaşlığımız biraz karmaşık başladı, o zaman Hakan’la bu kadar iyi arkadaş olacağımızı söyleseler inanmazdım. Ama öyle oldu ve iyi ki bu kadar güzel bir dostluk doğdu.

    Hakan çok duygusal, zeki, bazen enerjik bazen de durgun bir insandır. Hakan’ın çok iyi bilgisayar bilmesi ve benim hiç bilmemem yüzünden bayağı başını ağrıtıp, ağlayıp zorlamışımdır. O ise sakinliğini bozmadan beni sakinleştirmeye, yardım etmeye çalışmıştır. Her zaman için benim dertlerimi dinlemeye, çenemi çekmeye hazır bir insan olmuştur.

    Beraber paylaştığımız her şey için ve beni anladığın için sana çok teşekkür ederim.

        GÜLDEN DEMİREZEN

 

Hakan’a

Biliyorum ki bütün özelliklerinden bahsetti herkes. Bana söyleyecek bir şey kalmadı. Yaşamının şiir güzelliğinde geçmesi dileğiyle...

        YELİZ TAŞ

 

    Seni hemen her zaman gülümserken görüyorum. Belki de ağlayan tarafını bize göstermediğindendir. Ama olsun bu da bir erdemdir. Çevrendeki insanlara karşı hep gülümseyebilmek, onlara pozitif enerji aşılamak... Ben seninle olduğum zamanlarda inan çok iyi vakit geçirdim. Seni her zaman gülümseyen bir bilgisayar kurdu olarak hatırlayacağım. Umarım hayat da sana gülümser. Sevgilerle.

        ENGİN GÜZEL

 

    Üst üste gelen çıkma tekliflerinin bir anda kesilme sebebini anlayamamıştım. Sonra öğrendim ki Hakan’ın bana bütün fakültenin ortasında “Anneeee” diye bağırması buna sebep olmuştu : )

    Vallahi bir anne oğluna gözü gibi bakar kollar. Şunu bil ki helal süt emmemiş bir kız getirip elimi öptürmeye çalışırsan hakkımı helal etmem sana : )) Sevgiler.

        Annen : ) SELMA YILMAZ

 

    Hayalini kurduğumuz güzellikler vardır, büyüsüne kapıldığımız masallar ve onların içinde kendi payımıza aldığımız, bize düşen sevgiler. Ben, bu sevgiyi yüreğinde yıllar yılı taşıyan birisinden alarak yazıma katıyorum ki ben o sevginin varlığına inanıyorum. Yüreği güzel olanın, kendi de güzeldir derler, sen de öylesin. İçindeki duygu seli, bitmek tükenmek bilmeyen pozitif enerjisiyle, yaşam güzeldir diyen, her daim baharı yaşatan, yaşama sevinciyle dolu, içi de dışı da bir olan şair arkadaşıma, kaygıdan, kederden uzak bir yaşam diliyorum. Eski günlerin unutulmaması dileğiyle...

        SEVİL ERMAN

 

    Sınıfın ön sıralarının değişmez adamı! İçten hareketlerinle, kahkahalarınla, gösterdiğin aşırı reaksiyonlarınla BBG evine layık bir adamken, sen gittin üniversiteye asistan olmayı seçtin! Umarım hayatının geri kalanında da mutlu ve başarılı olursun ve bizi hatırlarsın. Görüşmek üzere.

        ONUR AKTAŞ