LEVENT SAYLAĞ

 

   Levent'i sınıfımızda tanımayan neredeyse yok gibidir. Çünkü kendisi sınıfımızın gururu, notları genelde 80-90 arası gezinen bir arkadaşımızdır. Herkesin 10-20 aldığı sınavlarda bile Levent 90'lı notlar almaktadır. Kendisi derslere de çok katılır, hocalara sorular sorup bazen soruları tahtada da çözer. Levent okula gelmediği günlerde (çok ender de olsa) hocalar kendisini çok arar. Hele de Macide Hoca... "Levent yok mu? Ah şimdi o olsaydı bu soruyu çözerdi" der. Aslen bir Antalyalı olan Levent arkadaşımızın sınıfta yeri de her zaman bellidir. En ön sıra sol taraf tabi ki :) Levent aslında derslere çok çalışmasına rağmen kendini dünyadan soyutlamış da değildir. Örneğin geçen sene show günü çağırdığımız zaman hemen koşup gelmiştir, düzenlediğimiz hiçbir geziyi de kaçırmaz :) Yalnız sınav günleri bi başkadır bizim Levent. Mesela sınava öyle konsantre olmuştur ki iki adım arkasından selam da verseniz sizi fark etmez! :) Levent çok da konuşkan bir arkadaşımız olmayıp biraz içine de kapanıktır, ancak sıra Folklor gösterilerine geldi mi coşar. Geçen sene kendisini izlemeye gitmiştim, gerçekten çok güzel bir oyun çıkardı. Ama folklor gösterisinden sonra kendisi birkaç ufak hata yaptığını söyledi ve biraz kızgındı :) İşte bizim Levent böyledir, her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır; hırslı, azimli, doyumsuz, çalışkan ve kendine güvenen bir arkadaşımız olduğu için takdire değerdir. Çok da meraklı ve araştırmacı bir kimliğe sahip olan bir arkadaşımız olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Sınıfın sitesini biz söylemeden nasıl buldu da girdi, nasıl hemen ziyaretçi defterine girip de mesaj bıraktı... O gün harbi çok şaşırmıştım :) Nerden çıktı birdenbire bu adam dedim :) Sınıfta "Folklorcu" , "Antalyalı" ve "100cü" lakapları ile tanınan Levent arkadaşımıza son olarak birşey söylemek istiyorum : Yaw baba, ben geçen sene geziden dönerken bildiğin gibi bütün Pringles'ı kendim bitirdim, kusura bakma, söylediğin gibi hiç ikram etmedim :) Çok acıkmıştım da hiç seni fark edemedim :) Sen nasıl sınav günleri derslere manyak konsantre oluyosan ben de o an Pringles'a manyak konsantre olmuşum açlıktan :) Bi dahaki sefer söz; geziye gidersek sana bi koli ısmarlıycam :)

                                                                                                                           Cevdet'ten 100cü Levent'e

 

    Levent’e

    Çok ekmeğimi yedi, yedirdi de. Borç aldım vermedim. Zira veren bir insan değilim.şaka bir yana çektiği sıkıntının onda birini çekemem, dehşet yürek varmış vallahi bravo. O da çok iyi şeyler hak ediyor. Bana kayıtsız şartsız güvenmesi bir harikaydı. Ama doğru olanı yaptın hiç şüphen olmasın.

        ERDAL

 

    Hani hayatta çok şey görmüş geçirmiş, her duruşuyla her hareketiyle bir ders verecekmiş gibi görünen insanlar vardır ya! Seninde onlardan biri olduğunu söyleyeceğimi sanıyorsan aldanıyorsun! Notlarımın arasına bir bakıyorum da yarım kalan bir tartışmamız var mı diye! Eğer varsa şunun şurasında okul bitmeden tamamlayalım! Gerçi okul bitmiş bitmemiş bizim gibi gerçek dostlar için fark eder mi bilmem ama benci etmez. Leventçiğim açıkçası sana çok şey borçlu olduğumu itiraf etmeliyim. (Bu itirafı silah zoruyla yapıyorum), Bana hayata ve insanlara bakmam gerektiğini öğrettin (Yalan). Sen, hayatın içindeki karmaşık olan şeyleri bizim için basitleştirdin! (Öff iyice saçmaladım). Yalnız bir kere ben haber vermeden çayı koysan da, gelince bir de çay olacak diye beklemesek, her şey bir tamam olacak! Neyse, akşam çayına sendeyim! Görüşürüz...

        ONUR AKTAŞ

 

    Fakülte yıllarının daha ilk günlerinde başladı dostluğumuz. Samimi, içten tavırlarınla ve taşralı şivenle dikkatleri çekiyordun. Tabi derslerde aktif olmanda çoğu kişiye “sus artık Levent de dersten çıkalım” dedirtiyordu. Ben o sıralarda hep yanındaydım. Derken birbirimizin hayatına oluk oluk akmaya başladık. En bilinmedik sırları paylaştık seninle, her zaman beraberdik. 1. sınıfın sonuna doğru ancak sınıfta başkalarının olduğunu da fark edebildik de kalabalıklaştık. Çok da güzel günlerimiz oldu, ders çalışmak için sabahladığımızda.... seni en çok düşünceli ve ince davranışlarınla hatırlayacağım. Samimi ve içten oluşun kendini bize sevdirdi. Sen bizim “Levo’muz” oldun. Bilirim ki sen hayatta tuttuğunu koparan insanlardansın, bunu liseyi birincilikle bitirip ta Antalya’dan aramıza katılarak ispatladın. Hayattaki bu başarılarının devam etmesini dilerim. İnanıyorum ki  daha kim bilir ne basamaklar çıkacaksın. İnsan ki anılardan bir buluttur sonsuzluğa akıp giden, gökyüzünde savruldukça çoğalır, çoğaldıkça birikir, düşmeden toprağın bağrına kim bilir kaç mevsim görür, kaç rüzgar geçirir... Dostça kalman dileğiyle...

        SEVİL

 

    Hani hayatta insanın sahip olduğu  dostların sayısı bir elin parmaklarını geçmez ya, işte sende bu sayılı dostlarımdan birisin! Pırlanta gibi bir kalbin var! Öyle ki bugüne kadar ne birini kırdığını gördüm. Ne de birine kırıldığını... En azından bana bir yamuğun olmadı. O sessiz, sakin ve ince yapının içinde çok sağlam bir kale var aslında....Samimiyetin ve erdemin üzerine kurulu, içinde ön yargının ve içten pazarlığın olmadığı bir kale.. o kaleyi kimse ele geçiremez ama sen o kaleyle herkesi fethedebilirsin! Tıpkı beni ele geçirdiğin gibi... ama benim bir şikayetim yok, çok memnunum halimden! Çünkü sırtımı korkmadan dayayabileceğim bir dost kazandım.. Ve umarım önümüzdeki uzun yılların bizi ayırmaya gücü yetmez. Sevgilerle...

        ENGİN

 

    Onunla ilgili izlenimim, dört yıl önce, ne kadar mesafeli, sessiz ve dikkatli bir dinleyici olduğuydu. Sonra onun dürüst kişiliğini keşfettim. İmkan olup da daha fazla sohbet edemedik. Ama o fırsatı bulduğumuzda da yoğun, samimi ve içten muhabbetler yaptık. Bana yaptığı önerileri hep dikkate aldım ve hep faydasını gördüm. Her şeyden önce derste çalışkanlığıyla dikkati çeken Levent’in asıl hoşuma giden yönü gülümsemesidir. Gülümsediğinde gözlerinin içi güler Levent’in ve o iyi kalpli yardımsever arkadaşımın içi tüm samimiyetle dışa vurur. Disiplinli, kararlı, zeki ve çalışkan olan Levent’in hayat boyu, tıpkı üniversite yıllarında olduğu gibi, başarılı olacağından eminim. Bana da onun başarılarıyla övünmek düşecek.

        ASLI DAĞISTAN

 

    Okulun ilk günü Esnaf Hastanesinin yanındaki ek bina 1’i beraber aradık.tanışmamızın ilk yarım saatinde hemşehri çıktık. Gerçek bir Akdeniz insanı, sıcak, zeki ve çalışkan. Levent deyince hep aklıma birinci sınıfta yaptığı köy enstitüleri yorum gelir. Bu ve diğer onlarca konu hakkında yaptığı yorumları ve cam önü muhabbetlerimizi hiç unutmayacağım.  Dostunu, hemşehrini hiç unutma.

        MEHMET HAKAN SATMAN

 

    Sınıfınıza geldiğim günden beri beni kızdırmaktan utanmıyor musun anlamadım! Yok kısacakmışım, yok göbeğim varmış. Buldun benim gibi küçücük bir kızı dalga geç bakalım. Nereden bilirdim sınıfa ilk geldiğimde, beni herkesle tanıştırmaya çalışan senin, günün birinde beni deli edeceğini! Her şey bir yana aranıza katıldığım günden beri sıcaklık, güven verdin bana. Beni kızdırırken gözlerinde oluşan ışıltı, sana kızmam gerekirken mutlu etti beni. Ve sen hiç değişmedin. Hiç şüpheye düşürmedin beni. Her seven-sevilenin boy aynasıdır/sevmek sevilenin o aynaya bakmasıdır... Hep böyle kal...

        SİNEM TURGUT

 

    Yatay geçişle aranıza katıldığımda beyefendi ve çalışkan kişiliğiyle ilk günden dikkatimi çekmiştin. O günden bu güne kadar da çizgini bozmadın. Levent sınıfta hep ön sıralarda oturur,  dersleri dinler ve bunun sonucunda da başarılı bir arkadaşımızdır. Ağva  dönüşü otobüste benim türküler söyleyip, senin göbek atışını hayatım boyunca unutmayacağım. İleriki yaşantında başarı mutluluklar seninle olsun. Son olarak “Yalvarırım git de yıllar önce gel.”

        ERDOĞAN

 

    Levent’i ilk olarak Merih Paya’nın makro  dersinde farkettim. Bir ben hocaya soru soruyorum bir Levent, bir o Merih hocanın sorularına cevap veriyor bir ben. Merih hocanın  huyudur, dersi sıraların arasında gezerek anlatırdı. M7’de Levent sağ önde oturur ben en solda önden ikinci sırada. Levent soru sorunca Merih hoca sağa dönüp ders anlatır, ben de sinir olurum hep oraya ders anlatıyor diye inadına bende bir soru sorar veya sorusuna cevap veririm bu sefer bize dönüp dersi anlatırdı. Bir Levent bir ben derken farkettim Levent’teki cevheri. Levent öyle her espriye de gülmez yapacaksan sıkı, sağlam espri yapacaksın. Yanında bir de Engin, Erdal, Onur ve Altan’da varsa gülmeye doyamazsın. Güzel geçen yılların ardından tabi ki mezuniyeti buruk geçecek ama biliyorum ki bu yıllar bana iyi bir dost kazandırdı. Sana hayatında her şeyin dilediğin gibi olmasını diliyorum Levent...

        İZZET İLHAN