MEHMET İLHAN

    
 

             “ELVEDA” DEMEDEN SON BİR MERHABA

            Yıllar öncesiydi, bir sahilde toplanmıştı insanlar. Ufka bakıyordu biri. “Bu deniz biter mi?” diyordu bir diğeri. “Ufukta ne var?”diyordu öteki. Demek bunun içindi bundan öncesi. Denize daldı her biri, nereye varacağı bilinmeyen ufka doğru atıldı kulaçlar. Koca denizde boğulmamak, kaybolmamak için sarıldı birbirine kimileri, destek oldu birileri. Yıllar geçti, fırtınalı deniz, ufuk bitti. Sahile çıktılar sevinçle, ama yorgun, ama yine yolculuk, ama ayrılık…”

            Bu yıllara, bu üniversiteye gelmek için yıllarca okuduk, sınavlara girdik.Dört sene önce o kadar uzun geliyordu ki yıllar, sanki hiç bitmeyecek, hiç “son” gelmeyecek sanıyordum.

            Bugün zamanın arkadan görünüşü karşısında çok şaşkınım. Elveda demeden önce son bir merhaba demek istiyorum yıllarca aynı sınıfı paylaşamadığım arkadaşlara…

            Antep’in sıcak insanları Adem ve Mehmet’e, bir kez olsun desteğini  esirgemeyen Altan’a, mütebbessim arkadaşım Engin’e, futbol maçlarının efsanevi ismi, güzel insan Erdal dostuma, mikro ve makro iktisattan geçmemi borçlu olduğum Şevki’ye, Onur’a ve normal Onur’a, yakışıklı dostum Utku’ya, büyük kaleci Volkan’a, sınıfımıza yatay geçişle  “hayat” getiren Erdoğan ve Cevdet’e, ön sıradan Levent’e, arka sıradan Ömer’e ve diğerlerine. Ve son olarak ders notlarını esirgemeyen arkadaşlara sevgiler, saygılar. Hepinizin hayatı en az bundan önceki kadar başarılarla dolu olsun…

            “Yürü hür maviliğin gittiği son hadde kadar,

              İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar…”

                                                                                  RÜZGAR MEHMET İLHAN

 

      Rüzgar;

      “Bu da benim sana ayrılırken hediyem olsun.”

    Dedim ya Mehmet, ben böyle bir arkadaşlık hiç yaşamadım. Ayrılık benim tarzım değil aslında. Daha önce sıksık görüşüp de şimdi haber dahi olamadığım bir çok sevdiğim arkadaşım oldu, ancak görüşemiyor olmak, sevgiyi kaybetmek; bunlar çok farklı şeyler. İnsanlar birbirinden ayrılmaz. Mehmet, insanlar kendi içinde bir şeylerden ayrılır.Ağır olan, zor olan budur. Ve en kötüsü de ne biliyor musun, ben ayrılıklarımı çok sık görüşüyor olduğum insanlarla yaşıyorum, ayrılmış olmama rağmen fiziksel olarak hala bir arada görünüyorum. Her neyse, bir iki beylik laf da ben söyleyeyim dedim. Senin de dediğin gibi birtakım şeyler zamanı, mekanı aşmalı artık, öyle de olacak inşallah, iyi bir insansın. Mehmet, doğrusun, insan olmaya çalışmanın zorluklarıyla sen de karşı karşıyasın.

         Arkadaşlığımız her zaman devam edecek.

                                                                                         ERDAL

 

            Memocan’a;

            Bilirsin sana hep Memocan derdim. Sadece ben değil, çevrendeki çoğu kişi sana böyle hitap eder. Bunun nedeni Mevlana gibi her insanı kucaklamandır, içten davranışındır,sıcak ve  sevecen oluşundur…:) Okula bir kuyruklu yıldız gibi çok uzun aralıklarla gelsen de, seninle çok şey paylaştık. Memocan; seninle hemen her konuda yaptığımız muhabbetleri, yazdığın o güzel şiirlerini, her an patlatabildiğin özlü sözleri ve o hep gülen yüzünü asla unutmayacağım…Umarım senin hayata güldüğün gibi, hayat da sana güler!..Sevgilerle…

                                                                                                          ENGİN

 

            Mehmet

            Çok fazla beraber olmamıza rağmen Mehmet’le muhabbet edecek her zaman bir tarafımız olmuştur. Bunda Mehmet’in alçak gönüllüğünün ve içtenliğinin büyük etkisi vardır. İleride tekrar görüşebilmek ve hayatının istediğin gibi geçmesi dileklerimle.

                                                                                                          UTKU YURTBAY

 

             Mehmet İlhan’a

            Zamanın bana habersiz getirdiği insanlardasın. Aynı günde tanışıp ve aynı günde dost olduğum ender kişilerden birisin. Tanıştığımız gün Türkiye’yi nasıl gezdiğin, nasıl dolaştığın, doğa hayranı kişiliğin bu yazıyı yazarken gözümün önünden bir film gibi geçiyor.

            Sınıfa çok nadir de gelsen; insanların birbirini tanıması ve dost olması için sık sık görmesinin bir anlam ifade etmediğini bana göstermiş oldun. Mehmet’in en çok dikkatimi çeken özelliği efendi ve ağırbaşlı kişiliğidir. Bu özelliğini konuşmalarına, hal ve özelliklerine yansıtmaktadır. Düzeni bozuk dünyada iyi bir yaşam mücadelesi vermen dileğiyle…

            Son olarak “Yalvarırım şimdi git de yılar önce gel.”

                                                                                                          ERDOĞAN

 

            Kardeş; rüzgarların esmediği günlerde ilerlemeyi başarmaksa önemli olan, rüzgara bağlı kalmamaksa bir yerlere gitmek, hevesleri kovalamak, istekleri başarmaksa yap bunları sonuna kadar.

            Bazılarının anlam veremedikleri veya bilmedikleri çok şey giz taşır. Kapıların, kapakların anahtarını bulmaktır sorun. Anahtarları bulduktan sonra o gizin keyfini çıkartmak düşer insana. Gözümde ardında gizler taşıyan bir adamsın ve biliyorum o gizler insana hoş duygular yaşatacak boyuttadır.

            Yaşayamamış olmak sorun değilse çoğu zaman, yaşamak istenenlerin kıvılcımları bile hoş gelecektir insana ve o kıvılcımlar bile benim için önemliydi.

            Karşılaştığım insanlar için vardığım yargıların doğruluğunu her zaman veya bir zaman görmüşümdür. Senin hakkında vardığım yargıların da müspetliğini şu ana kadar olmasa da bir zaman anlayacağım inancındayım, çünkü doğruların değerinin günün birinde anlaşılacağı inancındayım.

            Kardeş, yapacakların doğru hatlar üzerinde aksın ve birgün gizlerin keyfini yaşamak ve paylaşmak umuduyla.

                                                                                                          VOLKAN KAYA

 

            Rüzgar’a

            Seni anlatmak için kelimeler yeter mi olum ya! Ne acayip adamsın sen! Herkes konuşurken sen susarsın; söylenecek bütün sözler bittikten sonra konuşmaya başlarsın. Sen lafını bitirdikten sonra bu sefer hepimiz susarız ve söylediklerini anlamaya çalışırız. Nasıl desem böyle, bir gezgin, bir şair, tam bir gönül adamı; olum sen yanlış zamanda dünyaya gelmişsin! Belki bundan bir 500 yıl önce doğmuş olsan, tabi bence sen o zaman zaten yaşıyordun, kaderin şimdikinden çok farklı olurdu herhalde! İnşallah başkalarını da bize yaptığın gibi şimdi ne yumurtlayacak diye kıvrandırmazsın! En iyi dileklerimle görüşmek… Görüşmek üzere…

                                                                                                          ONUR AKTAŞ

 

            Mehmet’le sınıfta pek sık yan yana gelme fırsatımız olmasa da halısaha maçlarında zaman zaman birlikteyiz. Hayat boyu başarılar dilerim.

                                                                                                          CEVDET KIZIL

 

             Mehmet İlhan’a

            Anadolu Feneri’nde  rüzgarla birlikte işleyen sohbetimiz. Ve.. Bir arayış, bir serzeniş, bir yakarış, hatta belki de bir haykırış. Sonsuzluk için, ölümsüzlük için, ebediyet için…Ve ötelerden yükselen sesle karışık, şiirlerle gelen soru ve cevaplar…

            “Ben aşkımı ve ibadetlerimi kemer yaptım belime”

            Hasret kokan bir soru…Ve ızdırap dolu bir cevap.

            “Ölüm bize ne uzak, ne yakın ölüm

            Ölümsüzlüğünü tattık bize ne yapsın ölüm” ve sonra; “Yıllardır boş bulanık suları yudumladım

            Bir pelikan  hüznüyle yürüdüm kumsalları”

            Ve müthiş karşılık;

            “Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde

            Yürüyorum inancın serinliğinde…”

            Yukarıda ne ifade ettiğimi çok iyi anladığını ve orada ifade edilenleri bütün derinliğiyle yaşadığını biliyorum. Bu yüce duyguları kısa bir süre de olsa seninle beraber yaşayabilmiş olmanın bana verdiği hazzın tarifini yapmam imkansız.

            Her şey için çok teşekkürler… Ama hemen belirteyim, burada bitmeyecek. Zaten istesek de biz bu derinliklerin içinde beraber kulaç atmaktan kendimizi alıkoyamayız. Bunu sen de çok iyi biliyorsun.

            Gönlünden yükselen ışığın bütün kainatı aydınlatacak kadar parlak olması dileğiyle…

                                                                                                          ADEM