MUSTAFA EVREN ALIM

 

    Oyyyyyyyyyy Oyyyyyy Oyyyy, o ne Evren, neler yapmışsın sen böyle bu fılımde ? Vallaha iştahımız kabardı Evrenciğim, yaw meğer sende ne cevher varmış da bizim haberimiz yokmus bea. Çiçek çizme fikrin dahiyaneydi be kardeşim, helal olsun, sanki daha önceden de tecrüben varmış gibi, ama yardımcın olmazsa (çakal) bu işi beceremezdin, itiraf et. Bu arada çakal şu an yanımda, bana niye ekmek düşmedi o işten diye hayıflanıyo, haberin olsun. Neyse yaw, sıktı bu iş bizi, kendine iyi bak, yarın görüşürüz.

                                                                                                    Şevki & Fatih (Çakal)

 

    80 günde devri alem tabiri vardır ya, ha o işte Evren’in ilk sene oturduğu ev için kullanılmıştır. N tane vesait değiştirip eve varılabiliyordu ancak. Ama çok güzel günler de geçirdik o evde. Hatta hiç kötü günümüz olmadı. Manyağın allahı demem yeterli olur herhalde... Evren ilk tanıştığım insanlardandı okulda. Çok uyumlu bir insan olduğu için onunla anlaşmak çok kolaydır. Gerçekten benim için çok önemli bir insansın Evren. Sponsorun olayım senin : ) On parmağında on marifeti de vardır. Elinden her iş gelir. Zaten okul boyunca da her sektöre el atmıştır. Dj uni at Laila, doors open 19:00 : ) Saçlarını Lenny Kravitz gibi yapıp bir gelmedin ya çok kırdın beni : ) Nasılsa okul bitse de beraberiz, hadi görüşürüz...

        GÜNAL ARICI

 

    Evren Alım’ın ailesini de tanırım. Antalya’ya gittiğimde uğramamazlık etmem. Kendisi Türk ekonomisinin mihenk taşı olan sektörlerin hepsinde (sigorta, reklam, tarım, eğlence) çalışmıştır. Ona aslen çok iyi bir insan demek yanlıştır. Yani ciddi anlamda iyi bir insan  değildir. Ne zaman nerede olacağı, hangi insana hangi kötülüğü yapacağı belli olmaz. Evren arkadaşımız kötü olduğu kadar “magazin” konusunda da uzmandır. Bir laf vardır ya “insan kendi magazininin kendi yaratır”, işte Evrenle nerede olursak olalım bir magazin vardır. Dağda, taşta, yolda, evde... Günal presents an Evren Alım Film “Evren’s Revenge.”

        TUNA KENAR

 

    Okul hayatımın en büyük olayını yapan adam. Dört yılda yirmi farklı işte çalışıp yapılamayacağı yaparak yegafalarının daimi üyesi olma hakkını kazanan dostum Evren. Benim fhm bayiim. Nasıl unutulur bonus saçınla kolunun altında tavlayla Utku’ya gelişin, ya da Acıbadem muhabbetlerin, Tuna’yla sana kaptırdığım on milyonum, gazetelere manşet oluşun, randımanın önemi tartışmaları, Rizespor’un 1. lige çıkışında yaşadıklarımız ve o günkü arabanın markası tartışmaları, sayende ilklerle tanışıp 333’ün ne kadar önemli bir rakam olduğunu öğrenmem, Serkan ve senin  DJ’liğiniz sayesinde sisi miydi isis miydi işte oradaki muhabbetler, Memo’yla 36 yaş krizleri ve kral kahvaltıların, Etiler’in aaaah topoli poli’si, güzel parmaklarıyla diye başlayan cümlelerinle beni deli etmen. Çok iyi adamsın ama ah bir de Galatasaraylı olmasan. Bizi eğlendirdiğin kadar önündeki hayat da seni eğlendirsin. Dj Uni’nin setinden güzel parçaları çok uzaklardan da dinlemeyi umarak sözlerimi noktalıyorum.

        ARCAN ÖZKAN

 

    Bir akşam bize geldiğinde kapıyı açtığım zaman gülmekten ölmüştük Tunayla. Gecenin yarası elinde tavlayla Lenny Kravitz’i görmek bizi şok etmişti. Evren’in bu tür yaratıcılıkları anlatmakla bitmez. Evren son sene Beşiktaş’a taşındıktan sonra tabi ki magazinler epeyce arttı. Sınavlar öncesi çevirdiğimiz çekişmeli 358’ler ayrı bir magazin konusu. “Oğlum daha 358 oynıcaz hadi bitirelim şu konuyu” laflarını hep hatırlarım. Hele gecelere kadar yaptığımız tartışmaları unutmak mümkün değil. Bir tartışmada en sonunda meseleyi “randıman” diye kapatmıştık. Umarım bu muhabbetler hayatta başlangıç olur.

        UTKU YURTBAY

 

    Seninle geçen zaman harbiden de su gibi akıp geçiyordu. Derste bağırarak fısıldaştığımız anlar, Tunalarda küçük odada yaptığımız geyikler, dedikodular hepsi unutulmaz anlardı. Her zaman birlikteyiz bunu böyle bil!!!

        ŞEVKİ BALCI

 

    Kendisiyle Beşiktaş’a taşınmasından sonra daha yakından kaynaştığım sevgili Dj arkadaşım Evren’i özellikle sınıf içi ve dışında yapmış olduğu magazinlerle daha çok tanıdım. Kendisine uzunca “kıvırzık” diye hitap ettiğimiz sevgili ve yegane dostum Evren daima ders çalışmaktan aciz ancak öğrenme yeteneği yüksek olup, en çok sevdiği oyun 3-5-8 olsa gerek, zira her sınav çalışması sonrası bir kere oynamadan edemezdi kendisi. Hani bir de o sabah kalkışları yok mu:

    -Oğlum ağaç oldum beklemekten, nerdesiniz ya?

    -He tamam ben de kapının önündeyim

    -Tamam ben de şimdi kalkıyorum... : )

    Sana hayat boyu başarılar diler, saygılar sunarım.

                                                FATİH DÜNDAR

 

    Taksiden geç döndün sesimi çıkarmadım, müşterilerden duyduğun yalan yanlış şeylerle huzurumu kaçırdın ben gene sustum, en son kediyi ezdin, olayı aynen gördüm fakat sevgili Öykü’ye hiçbir şey söylemedim. Herneyse, ben eşyalarını toplayım ön bahçe kapısına koydum, çıkınca görüşürüz artık.

        ERDAL

 

    Tuna, Günal, Şevki ve sen sınıfımızın eğlence ve espri makinaları. Siz olmasanız şu sıkıcı derslerde gülecek, eğlenecek bir şeyimiz olmazdı. Sizler ne kadar geyik deseniz de muhabbetlerimiz gerçekten anlatılmaz yaşanır. Her zaman birlikte eğlenmek dileğiyle.

        MERVE-SEDA

 

        Evren de okula benim gibi nadiren uğrar. Sınavlar dışında onunla okulda karşılaşmak imkansız. Derslere girmese de sayısal derslerdeki başarısı hayret verici. Okul dışında daha çok beraberizdir. Ama onu anlatmaya bu kelimeler yetmez. Magazin yapmaya bayılan arkadaşımız çeşitli olayların ve iddiaların baş oyuncusudur. Setini açmadık yer bırakmayan gece aleminin hızlı  dj’yi UNI en son satanizm manşetleriyle gündeme gelmesi yetmezmiş gibi Tuna’yla para için yaptıkları unutulamaz. Bazı insanları yakınlaştıkça tanır, tanıdıkça seversiniz.  Dört yıla sığmayan arkadaşlığımızın devam etmesi dileğiyle...

        FATİH AKYILDIZ

 

    Evren ile tanışmamız halısaha maçlarımız münasebetiyle olmuştur. Önceden zayıf ve gözlüklü bir halısahacı olarak gözüme çarpan Evren’le gerçek anlamda tanışmam ise kendisini feci şekilde sakatlamam sonucu gerçekleşti. O an hala dün gibi aklımda... Gözlerimin önüne geldikçe üzülüyorum ve tekrar tekrar özür diliyorum...

    Yine kalemdeyim, bir de baktım ki tazı gibi son sürat biri benim kaleye doğru yaklaşmakta, niyeti kötü belli ki... gol atmak! E bizim de kaleci olarak görevimiz gol kurtarmak, bu nedenle ben de tazı gibi dosdoğru son sürat ona koşmaya başladım ve acımayarak –yerde kayarak, çift daldım... Bi de ne görim??? Adam yerde yuvarlana yuvarlana bir hal oldu, taa yuvarlanarak ve acı içinde kıvranarak sahanın dışına kadar gitti... Gerçekten böyle olmasını istemezdim ama oldu bir kere, affet Evren, ettik bi hata, ama seninle de asıl bu olaydan sonra tanıştığım için çok mutluyum : ) Geçmişe dönsek seninle tanışmak uğruna dürüst konuşmak gerekirse yine sakatlarım, kusura bakma : )

    Son olarak belirtmek isterim ki birlikte yaptığımız halısaha maçlarımızı, senin o neşeli ve sıcak arkadaşlığını, hele de iş ahlakındaki inanılmaz cesurluğunu asla unutmayacağım. Nice mutlu günlere, umarım okul sonrası da birlikte bu kez farklı halısaha maçlarında karşılaşırız... Söz sakatlamayacağım!  : )

        CEVDET (Ölümüne oynayan kaleci)