OKTAY DERİCİ

 

    Oktay’a yıllık yazısı yazma işi uzun süredir (özellikle geceleri) hareketsizce düşündüğüm, cevap bulmaya çalıştığım sorulara, sınırlı bir zamanda sonuçlanma beklentisiyle tekrar dönmemi sağladı. Oktay'la aramızdaki dostluğun anlamı neydi, nereden geliyordu, nerede yakalanabilinirdi? Tam bu heybetli, ağır soruların altında ezilip yok olurken; kendi başıma içinden çıkamayacağım bu boşluktan beni çekip almak üzere gökyüzünden uzatılmış bir yardım eli gibi dostluğun karşı kıyısından özenle hazırlanmış, sımsıcak bir metin kopup geldi. Metni okumaya başlar başlamaz belirgin, soylu bir mutluluğa  doğru sürüklendiğimi hissediyordum; artık mutluydum, benim için diğerlerini dekor haline getiren bu fevkalade insanla geçirilmiş koskocaman dört yıl her ayrıntısıyla gözlerimin önündeydi. Bu aşkın deneyim daha önceki hüzünleri ve karamsarlıklarımı da silip atmıştı, sadece Oktay'la geçirmiş olduğum tüm saatlerde hissettiğim zevk ve neşe, akıp giden zamanın bir daha yakalanamayacak olmasını biliyor olmanın bilinciyle gölgelenmişti. O, bambaşka açılardan kendi kişiliğimin, belki de hiçbir zaman varamayacağı, ereğine benzettiğim, tanıdığım en sağlam varoluşçulardan biridir. Benim gibi alışkanlıkların esareti altında; zamanı, belirlenmiş bir amaca doğru monoton bir yürüyüş halinde geçiren bir kişinin yanında; fazlasıyla özgür, her türlü zorlamaya başkaldıran, kendi ayakları üzerinde duran, türlü olumsuzluklara karşın olaylara ve kişilere “neşeli bakış”lar fırlatabilen akkor halinde ateştir kendisi. Birlikte vakit geçirdiği insanları güzel bulmaya çalışmaz, güzel bulduğu insanlarla vakit geçirmeye gayret eder ama yine de bulunduğu toplulukta ben dahil hiç kimse belki de onun beklentilerine cevap veremedi. Elindekiyle yetinip buna mutluluk adını veren birçok insan gibi değildir o, insanın özünde eksik olduğunu bilir ve bu düşünceyle sanatsal yaratıcılığının kılavuzluğuyla ruhunu aşmak için sürekli hamleler yaparak üst insan olma yolunda hızla tepelere tırmanır. Peki ya arkadaşlığımız hangi yükseklikte?... Seninle omuz omuza çıkarken, bana sonsuz zevk veren basamakları hiçbir zaman saymadım; nerede sona eriyorsa o basamaklar benim hiçliğim oradadır.

        SERDAR

 

    Bir haftadır yırtıp attığım onlarca kağıttan sonra bu sefer olacak gibi... Elimde değil, benim için çok özelsin, zaten bunu bilmeyen kalmadı artık!  Düşünüyorum da bu okulun bana kazandırdığı en güzel şey sensin. Vahşi kuşum, tüm yaşananlar kalbimde ve hep orada olacaklar. İçim rahat, bizim dostluğumuz okulla beraber bitecek dostluklardan değil; yıllar geçse bile telefonu açtığımda karşımda tek kişilik bir orkestra bulacağım, sinemaya gittiğimizde yine yanımda uyuyor olacaksın. Seni Harem’den uğurlarken otobüsün plakasını ezberliyor olacağım, ne zaman nerede olduğunuysa asla bilemeyeceğim. Belki Pakistan’da karambolde evleniyor olacaksın, belki Adana’da kebap krizine gireceksin, belki de KV’de garsonluk yapıyor olacaksın... Seni tanımayanlar için bu satırlarım çok anlamsız, ama tanıyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır eminim. Aslında onlar da biliyorlar, seni anlatmak için ne kadar uğraşsam da hep bir şeyler eksik kalacak, tıpkı sen olmadan benim eksik kalacak olmam gibi!!! Dümbelek köftem, en kötü günümüz böyle olsun ve ne olursa olsun hayatın tadını çıkartalım. ŞANS VE DANS HEP SENİNLE OLSUN!!

        GGBD

 

    Ne birarada olabildik ne de ayrı... Belki de inişli çıkışlı; anlaşılmaz ilişkimizi tanımlayabilecek en güzel söz. Bizi birleştiren neyse bir türlü kopamamızı da sağlayan bir güç var galiba. Zor zamanlarda girdik birbirimizin hayatına, üstesinden gelmemiz gereken yığınla şey oldu. Herşeye rağmen geride bırakılan paylaşımlar ve yaşanmışlıklar kadar, yaşanmamış anlarımız var. Kaçırdığımız mutlulukları düşünmek zaman zaman üzüntülü olsa da; yaşanmamışlar içimizde kazınan büyük hüzünden başka acı veremez bize... Sevgiyle....

        BETÜL

 

***Öncelikle sözlerin yüreğime dokundu. Her zamanki gibi yine beni kırmadığın ve her zaman varlığını hissettirdiğin için, sayamayacağım tüm hisler için teşekkürler... Daima hangi şekilde olursa olsun hayatımın bir yerinde olman dileğiyle... Sevgiyle...

         O.D.

 

    Son üç senedir dolu dolu günlerimiz oldu, artık ilk bir seneyi kayıp olarak mı kazanç olarak mı değerlendireceğiz bilemiyoruz ama yine de senden çok şey öğrendiğimizi inkar edemeyiz... Az ve öz konuşmak, dersten atılmamak, karizmayı korumak, steward olmak, uçmanın beyni ne ölçüde sulandırabileceği... Özellikle Pınar sana hep minnettar olacak ve kendine ideal bir insan olarak hep örnek alacak. Güleryüzlülüğün, ince esprilerin, yardımseverliğin, iyiniyetin, sataşmalarla; alınmaya yer olmayan güzel bir arkadaşlığımız var. Bize gerçek seni biraz daha özel tanıttın, seni hep olduğun gibi hatırlayacağız. Kendine olan o eşsiz güvenini kaybetmemen dileğiyle... Hayatta her şey gönlünce olsun... 

        DALTONLAR (MİNE-PINAR-BURÇİN-ELİF)

 

***Yıllığa girmedikleri halde bana yazı yazan Mine ve Pınar’a: Paylaşımlarınız ve gülüşleriniz unutulmaz. Harikasınız...

         O.D.

 

    Abi sana ne diyeyim bilmem ki? Sende şeytan tüyü mü vardır nedir? Hani böyle kızgın kumlardan serin sulara falan!!!  Daha ilk anda tanışmak için sınıfta onca adamdan gelip seni buldum sonra bir daha kolumu kurtaramadım. Hayır bir de okulla biraz alakası olsa içim yanmaz, derdi hep gezmek tozmak bu adamın. Benim gözüm derslerden başka bir şey görmeyince biraz kopsak da son senenin ciddiyeti bizi tekrar buluşturdu. Umarım okul bittikten sonra da eğlencemiz şimdikinden eksik olmaz. Görüşmek üzere...

        ONUR AKTAŞ

 

    Oktay,

    Zaman insanlara bazen bir şeyler getirir. Bazen de bir şeyleri götürür. Seni zaman bana ansızın ve derinden getirdi.

    Üniversite hayatımın inişli çıkışlı yollarında yürürken seninle tanıştım. Tanıştıktan sonra, yolculuğumun son durağına yaklaştığım şu son zamanlara kadar renkli, dürüst ve onurlu kişiliğinle yolculuğuma değişik renkler ve tatlar kattın ve ileride unutulması kolay olmayan bir yolcu dostum olarak kalacaksın. Her ne kadar bir ayrılık yazısı olsa da zaman seni benden ansızın ve  derinden alamayacak...

    Son olarak “Yalvarırım şimdi git de

    Yıllar önce gel.”

        ERDOĞAN

 

    Bir insan kendine “şakacı” diyorsa seni tanımamış demektir. O birbirimizle uğraşmamız, şakaların, bitmek bilmez enerjin, hayata bakışın unutulmaz.. Sevgilerle...

        ENGİN GÜZEL

 

    Tek kelimeyle anlatmak gerekirse “çatlağın teki”.  Deli dolu bir yapısı, söylemekten çekinmediği açıksözlülüğün hakkını veren lafları var. Senin gibi üstün cümleler kuramıyorum ama yıllığı açtığın zaman beni de hatırla. İyi uçuşlar diliyorum, beni anlıyor musun?

        ZEYNEP AYSUN SAYGI

 

    O kızıl, sarı... belirli aralıklarla değişen ilginç saç renk ve stilleri, orijinal gözlükler, post modern kıyafetler ve ilginç ayakkabılar bir de ders esnasındaki ürkütücü hapşırmalarıyla hemen dikkat çeken bu adamı fark etmemek mümkün mü? Bunların beraberinde kültürlü, çok mantıklı konuşan, yardımsever, soğukkanlı ve akıllı bir arkadaş olduğunu anlamamak da mümkün değil. Ancak yakından tanıma şansı gerek... Konuşma becerisi hayranlık uyandırıcıdır. İnandıklarından vazgeçmez, mesela Oktay şapkasına aşıktır : ) Genelde arka sıralarda oturur ve sürekli anlatacak bir şeyleri, yapacak işleri vardır, özellikle adamın THY maceraları asla bitip tükenmez : ) Gelişen arkadaşlığımızın sürmesi dileğiyle.

        CEVDET KIZIL

 

    Seninle konuşmak çok iyi de yazıya gelince işler zorlaşıyor. Çünkü sen birebir anında yaşanacak birisin. Sınıfın en renkli kişiliğisin. İkimize gelince pek anlaşamıyoruz, aslında birbirimizin halinden anlıyoruz bence. Açık sözlü olman en sevdiğim özelliğindir, ne düşündüysen yüzüme hemen söyleyebilmen tarzımdan ötürü sürekli bir kapışma ortamı yarattı aramızda, ama olsun. Eminim yıllar sonra bunlar hafızamızda güzel anılar olarak kalacak, özlemle birer tebessüm oluşturacak. Dileğim her zamanki gibi mutluluğunla çevrendekileri hep mutlu kılman.

        SEDA

 

    Seninle olan arkadaşlığımız bu sene samimiyetin ve içtenliğinle o insanı uğraştıran esprilerinle daha bir ilerledi. Ortak zevklerimiz ve fikirler buna temel oldu. Dersleri dinlenir kılan bizim muhabbet ve gülüşlerimizdi. Artık okulun dışına arkadaşlığımızı taşımak bizim elimizde. O sıcak gülüşlerin, sempatinden asla vazgeçme ama unutma ki benim saçlarıma asla ulaşamazsın, az mı kuaförlerde çile çektim bu rengi tutturmak için. Hayatta mutluluk hep seninle olsun...

        MERVE

 

***Vakit darlığından yazamadığım ya da yazısını alamadığım tüm arkadaşlara teşekkürler. Her şey azdı özdü ama sanırım gene de güzel hatırlanacaklar geriye kaldı. Hepinize mutluluklar...

        O.D.