ONUR AKTAŞ

 

    Onur'u ilk olarak ciddi anlamda kendisinin Folklor gösterisini seyrettikten sonra tanıma imkanım oldu. Söylemem gerekir ki kendisi gerçekten tam bir folklor ustası. Folklor gösterilerinde hareketlerine çok hakim, hatasız da oynuyor. Bu folklor gösterileri sırasında çekilmiş Onur'un bir fotosu da elimizde mevcut, sitemizde herkese açık. Bu foto hala gözümün önünde... O ne duruş, o ne artistik be Onur kardeş :) Tam bi Efe olmuşsun :) Folklordan başka Onur'un başka birçok özelliği de mevcut. Mesela kendisi çok çalışkandır. Notları baya yüksek olup tam bir deskoliktir. Hatta duyduğuma göre hocalara gidip "Hocam, 50 alacaksam bana 40 verip bırakın, ortalamam etkilenmesin" diyormuş :) Nitekim profiline uygun, Onur da en ön sıralarda yerini alır her zaman :) Onur'un bir diğer özelliği de tabi bizim gibi halısaha adamı olması :) Her halısaha maçında o var... Kendisi bir forvettir. Şimdi söyleyeceğime dikat edin; bu adam öyle hırslı bir forvettir ki koştuğunda lütfen yüzüne bakın. Adamın resmen dünyası değişiyo ya, neredeyse top için ölecek :) Kaledeyken bi kaç kere Onur topu alıp topla koşarken gözüm yüzüne ilişti, o anda kaleye şut çekse gülmekten kurtaramazdım :) Bi de kerata ne uyanıktır... Bi keresinde ikinci yarı başladıktan hemen sonra eldivenlerimi giyerken bana uzaktan şut çekmiştir. Bu yiğit futbolculuğa sığar mı be? :) Tabi bu hırsının sonucu Onur; kaçırdığı pozisyonlar, atamadığı goller ve yenildiği maçlar sonrası da deliye döner; şakayla karışık argo kelimeler havada uçuşur :) İşte bizim Onur böyle şakacı bir kişiliğe de sahiptir. Bu hırsıyla çoğu şeyin üstesinden geleceğine ve gelecekte çok başarılı olacağına eminim.

                                                                Cevdet'ten "Efe Onur"a

 

    Şöyle bir geriye dönüp bakıyorum da birlikte ne kadar çok şey yaşamışız: Alman Kültür olayı, Kanlıca maceraları, Çorlulu muhabbetleri, evde içerken çat-kapı polisin gelmesi, yat gezisi faciası... Saymakla bitmez! Ve hepsinde de çok eğlendim gerçekten. Ama hep eğlendik mi? Hayır! O inatçılığın yok mu, bazen hepimizi canımızdan bezdirdin! Ya buluşma yerlerinde bizi 45 dakika bekletmene ne demeli? Hiç mazeretsiz... Ama bunların hiçbiri seni sevmeme engel değil! Çünkü sen benim "Huysuz ve tatlı Onurumsun!" Sen benim gerçek dostumsun. Bu okulun bana kazandırdığı ender iyi şeylerden birisin. Umarım hayatın boyunca da yanımda olursun. Sevgilerle...


                                                               
ENGİN


    Kimine göre doğru kimine göre yanlış, neyse ne; kendince belirlediği standartlarından kesinlikle ödün vermeyen, çalışmaktan yorulmayan ve bu yönüyle ileride çok ciddi yerlere geleceğine inandığım bir arkadaşım... Bu yüzden de okuldan sonra da görüşmeyi devam ettirmeliyim gibi geliyor bana. Bunların haricinde bir sürü şeyi paylaştığımızı da söylemenin benim için herhangi bir mahsuru yok, öyle yani...


                                                               
ERDAL


    Kolay olmadı buzdağlarını eritip de sımsıcak dünyana girmek. Yıkıp o duvarları seninle çok iyi arkadaş olmak... O duvarların arkasındaki yüreği tertemiz, doğruları her şeyden doğru, ilkeli, paylaşmayı seven, mütevazı insanı tanımak... Ve yanılmak, sana "ice-berg" dediğim günlerdeki düşüncelerimi sildiğini görmek. Çünkü biliyorum ki dıştan ne kadar soğuk gözüksen de istediğinde dünyanın en sıcakkanlı insanı olabiliyorsun, hele karşındaki insana değer veriyorsan... Ben o değeri biliyorum. Ve inan seni kimsenin gözüyle değil, kimsenin düşüncesiyle değil, kendi tanıdığımla biliyorum. Elimde kalan birçok anı ve fotoğrafta sen varsın... Paylaşılmış her güzel şeyde... Unutulmayacaksın...


                                                                       
SEVİL


    Vay be! Ne yapıyoruz? Nereye gideceğiz? Ne yiyelim? Goralı mı? Yemekhane mi? derken koskoca üniversite yıllarını tükettik. Ayrılacak mıyız şimdi, beraber yürüdüğümüz yollar hayal mi olacak, yaptığımız tartışmalar yarım mı kalacak? Yok be, olur mu öyle şey, ayrılmayacağız tabii ki... En iyi anlaşıp en çok karşı çıktığım kişilerden birisin belki, yani durum düşündüğünden de karışık... Aslında sana da diğer dostlara yazdığım gibi bir hayat hikayesi yazacaktım, ama biz zaten birbirimize sürekli hayat dersi vermiyor muyuz? Çok fazla uzatmayacağım, bilirsin işte Konfüçyüs'ün dediği gibi, "Sende bir yumurta var, bende bir yumurta varsa..." Akşam bekliyorum dostum, evde görüşürüz, aç gel, beraber yeriz, sonra da bir çay, gel keyfim gel...


                         
LEVENT


    Dünya parçalanıp yerle bir olsa yiğitçe katlanır yıkılmasına... Ama çekinir benden. Zaten gözetimim altındadır, bir yanlışını görmeyelim Onur kardeşim... İlk zamanlarda kurulanlar benim için hayat geliştirmeye pek şans tanımadı, ama son sene gene de bir yakın hisseder oldum seni kendime... Ne yapalım, bu kadarıyla yetinmek lazım. Sen gene de benim arkadaşım olma şansını yakalamışsın, adam ol, örnek al... Yanlış olmasın... Öperim gözlerinden...


                           
OKTAY


    Kaybolan insanlara duyduğumuz sevgi, onlar kaybolduğu için değil, biz kaybolduğumuz için azalır. Eğer söz konusu insan sen isen ortada kaybolmuş olan hiç kimse yok demektir. İlk sene neredeyse aynı havayı soluyorduk. Biri bana o zamanlar bulunduğun okulun resmini çiz deseydi herhalde en çok mürekkebi senden alırdım. Sonraları sen ön sıraları tercih ettin, ben arkaları ve birbirimizi çok da ziyaret etmedik. Ama artık okul bitiyor ve ortada sıra falan kalmadı ve kapım sana sonuna kadar açık...


                              
 SERDAR


    Birinci sınıfta saçların uzundu, sabah kalkınca ıslatıp, bir yana atar, hep de sınıfa geç kalırdın. Kanlıca'ya yoğurt yemeğe, Sultanahmet'e çay içmeye giderdik kalabalık grubumuzla...Hatta birinci sınıfın son final sınavı olduğu gün de Çiçek Pasajına gitmiştik. Seni en belirgin olarak o sahnelerde hatırlıyorum. Senin çok sert bir kabuğun vardı eskiden. Onu kırıp seninle dost olmak oldukça zor bir iş gibi görünürdü. Fakat sonraları sıcakkanlı bir insan haline geldin. Senin resmini çizdirseler, bir sınıf, en önünde senin gibi bir adam, altında da eşofman çizerim. Bu dostunu unutma...


                                 
  HAKAN


    Anlayamadım ki sen nasıl birisin. Çözemedim ki bir türlü seni. Bazen sert bakışların ardında yaklaştırmıyorsun kendine, bazense sıcacık bakışlarla cesaret veriyorsun insana. İnat ettim anlamak için seni. Kalbinde bir yere sahip olmak istedim. Bazen seni kızdırmak hoşuma gitti. O yüzden hep senden sonra sınıfa gelip kaldırdım yerinden. Her seferinde kalkmamak için çaba saffettin, ama galip gelen hep ben oldum. Bazen "Ya ne uyumsuz biri bu" dedim, bazense çok sevimli geldin gözüme. Ne dersin, zamanla çözecek mi seni? Ben dostluk adına denemeye hazırım, bir de seni görelim bakalım... Geçmişin geri gelmesini değil, gelecek günlerin sizlerle olmasını bekliyorum...


                                       
SİNEM


    Onur'u dışarıdan gördüğünüzde sessiz, kendi halinde, hatta biraz da soğuk olduğunu düşünebilirsiniz. Ama onu tanıdığınız zaman ikinci bir kişilik barındırdığını göreceksiniz. Bir konuya da değinmek istiyorum; yemek konusunda arkadaşları anlata anlata bitiremez maharetlerini... (Her ne kadar olumsuz yönde de olsa!) Gezilerin demirbaşıdır kendisi... Nerede bir gezi varsa Onur ordadır. Çok güzel halay çeker! (Bu kendi deyimidir, çünkü görmek hâlâ bize kısmet olmadı!) Bu arada kendisi çok nazlıdır. Her ne kadar ısrar ettiysek de onu oynamaya kaldıramadık. Kısmet, belki bir gün bunu da görürüz. Hayatın hep böyle mutlu ve neşeli geçsin. Başarılar peşini bırakmasın.


                                       
SEVGİ



    Seni başarılı, zeki ve dürüst bir kişi olarak tanıdım. Derslerinde göstermiş olduğun başarıyı elini attığın her alanda gösterdin. Futbolda sol açığın değişmez oyuncususun, basketbolda sayı makinesisin ve en önemlisi de halk oyunlarının değişmez efesisin. Öğrenci kültür merkezinde senin gösterilerini izledim. Hele o kollarını kartal kanadı gibi açman beni ve tüm salonu büyüledi. Beraber eğlendiğimiz bir çok anım vardı. Özellikle birlikte gittiğimiz piknikler çok eğlenceliydi. Onur arkadaşım, hayat bir oyundur, senin bu oyundan zaferle çıkmanı dilerim...


                                      
 HASAN


    Tebrik ederim seni! Bugüne kadar bana "Türkü söylemeyi bırak!" diyen adam görmedim. Ne de olsa büyük sanatçıyız. (Meyve veren ağacı taşlarlarmış!) Benim düzenlediğim organizasyonlara şartsız ve nazlanmadan katılmaların beni her zaman onurlandırmıştır. İleriki yaşantında da adın gibi onurlu bir mücadele vermen dileğiyle... Son olarak :

    "Yalvarırım şimdi git de Yıllar önce gel..."


                                       
ERDOĞAN


    Turnuvada sana en çok ihtiyacımız olduğu zaman bizi yalnız bırakmadın. İsterdim ki kupaları kazanalım, ama olmadı, kısmet değilmiş. Gene de beraber aynı takımda olmak güzeldi. Okul boyunca sakin ve uyumlu bir insan çizgisindeydin. Bu çizgini devam ettireceğine inanıyorum. Okuldan sonraki hayatında sana iyi şanslar... Karadeniz bölgesinden bir şeyler oynarken daha özenerek oyna. Hoşçakal...


                                      
 GÜNAL


    Onur'la bir ara kaynaştık, ama ben de anlamadım. Diyebilirim ki dersle değildi. Çünkü genelde Onur derse geç gelir, yataktan kalkmış haliyle derse katılırdı. Ama bir de siz onu dışarıda görün. Hele ciddi bir mekansa filinta gibi çıkar karşınıza. Hep beraber dersleri, okulu gülerek, uyuyarak bilirdik. Hayatının ve dostluğumuzun üniversite kadar güzel, fakat bu kadar kısa sürmemesi dileklerimle...


                                      
 UTKU


    Halısaha maçlarının değişmez elemanı! Güçlü fiziğiyle rakiplerini alt eder valla! Yanına yaklaşmayın! Onunla son senelerde tanıştım. Devamlı güldük, eğlendik. Ama arkadaşımın ufak bir sorunu var; elinin ayarı yok! Yani vurduğu yerde canlı hücre yaşamasının imkanı yoktur! O yüzden devamlı guardınızı alın! Kendisi iyi bir insandır. Zaten tanışınca bu elektriği alırsınız. İleride de görüşmek üzere...


                                       
TUNA