SEVGİ TOSUN

 

    Sevgi tam bir ev kızı! Annesinin dizinin dibinden hiç ayrılmazdı. Abisini de İngiltere'ye yolladıktan sonra işler değişti. Artık türkü barlardan , fasıllardan hiç çıkmaz oldu. Tabi faydasını da görmedi değil! HAYIRLI OLSUN! Dileriz ki bu mutluluğun uzun sürsün. Sevgi derslerde de başarılıdır. Kopye çekmeyi tam olarak beceremese de notları hep iyidir, çünkü ezberi iyidir. Çabuk karar vermesi, kız kız diye konuşmaları, devamlı etrafına gülücük saçması onun en belirgin özellikleridir. Neyse fazla uzatmaya gerek olmadığını düşünüyoruz. Seni tanıyan tanıyor zaten...

                                                                                                                                                          Pınar ve Aysun

 

    Sevgi arkadaşımız güler yüzlü ve genellikle neşeli bir karakter olarak göze çarpmaktadır. En yakın arkadaşları olan Pınar ve Aysun ile birleştiğinde bu üçlü voltranı oluşturmuş olur :) Mekanları ise sınıfta kaloriferin yanıdır. O köşeyi kaptıktan sonra ders başlayıncaya kadar koyu bir muabbete dalarlar. Her gün orada bu kadar konuşacak ne buluyorlar; hala çözemedim... Ama hakikaten çok merak ediyorum :) Bi ara gizlice dinliycem :) Neyse, ders zamanı gelince de hep birlikte orta sıralara yerleşirler; ne çok öne, ne de çok arka sıralara otururlar, herşeyin ölçüsünü bileceksin, en güzeli :) Sevgi'nin bir diğer özelliği Luna Park'a gittiğinde kendinden geçmesidir, çocukluğunu daha yeni yaşarcasına bir atlıkarınca tiryakisidir. En son zor indirdik kendisini atlıkarıncadan :) Sevgi aynı zamanda çok sosyal bir arkadaşımızdır. Ne zaman bi gezi düzenlesek, Sevgi bizi hiç yalnız bırakmaz. 40 metre kar ona vız gelir. O gerekirse kuş olup Taksim'e varır :) O soğuk kış gününde Taksim'e gelen ender arkadaşlarımızdan biri bizim Sevgi'dir. Sevgi'nin favori mekanları ise türkü salonları, fasıl yerleridir. Ne zaman bu yerlere gitsek Sevgi kendini kaybeder. Siz de eğer benim gibi bu mekanların yabancısı iseniz ve de bu mekanlar için yeterince aktif değilseniz (Sevgi'in standartlarına göre aktif olmak benim ne haddime :) o zaman hapı yuttunuz :) Çünkü Sevgi size de şöyle seslenecektir : "Arkadaşlar, evden farklı bir yerde olduğunuzun farkında mısınız?" Eğer bu da sizi yola getirmezse, bu kez Sevgi size şarkı söyletmeye kalkacak :) Sonrası....? Kafanıza bi çanta yiyebilirsiniz :)

                                                                                                                                                    Anti-fasılist Cevdet :)

 

      İnsanların birbirini yürekten sevmesi, birbirlerine samimiyetle bağlanması için uzun yilların geçmesi gerekmiyormuş arkadaşım seni tanıyınca. Her ne kadar geçirdiğimiz zaman sınırlı da olsa sendeki samimiyet ve içtenlik sevdirmişti bana seni. Sınıfa ilk girdiğimde ne kadar da güzel bayanlar var dediğimi hatırlıyorum ama, bir başka güzel yoktu senin gibi, hem sevecen, hem sicak olan.
      Ağva'ya yaptığımız gezi sırasında ilk başta göbek dansınla etkiledin beni (kız sen ne kadar güzel oynuyorsun öyle. Sözün var unutma, öğreteceksin bana da). Ardından yerinde duramayan, neşe saçan ve her zaman gülen bir insan oluverdin gözümde. Bu sene yaptığın organizasyonlarla sınıfı bir araya getirmen, iftar yemeklerimiz, fasıllarımız, birlikte türküler söylememiz; hepsi çok güzeldi ve bir başka keyifliydi paylaşılan sen olunca. Paylaşmaya değer samimi bir dost bulmanın sevinci içindeyim.
       Arkadaşım, paylaşılacak daha çok seyler var...

                                                                                 Fatma Semiz

 

    İçimde garip bir burukluk var şu satırları yazarken. Tam dört yıl oldu, dile kolay, Meğer ne çabuk geçmiş. İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyorum da, seni ingilizce sınavında tanımıştım. Etrafına gülücükler saçıyordun ki hâlâ öylesin; bu kızla iyi anlaşacağım demiştim. Birinci sınıfta yaşadığımız günler bence en güzel günlerimizdi. Üniversite hayatımız boyunca hep iyi bir arkadaş ortamımız olmadığından yakındık durduk. Nihayetinde son sene senin organizasyonların sayesinde sınıfça birşeyler paylaştık. Girişimci kişiliğini, konuşmalarında kullandığın o meşhur "kız" lafını, yüksek sesle gülüşünü ve asla aradığın insanı bulamayışını hep hatırlayacağım. Dört kişilik grubumuzun tabir-i caizse en şen şakrağı! işte geldik üniversite hayatının sonuna. Özlemeyiz diyorduk, ama ben şimdiden özlemeye başladım. Sınavlarda kopya çekmeye çalışmamız, ''sıralar sağolsun" sloganımız (sen hep öyle derdin) şimdi çok komik bir hatıra bende.
    Simdi belki daha iyi bir başlangıca doğru yola çıkıyoruz. Kim bilir? Şundan emin olmalıyız ki, bu yolun sonunun ne olacağını düşünmeyeceğiz. Yeter ki o kocaman yüreğin benimle atsın. Sevgiyle, sevgimle kal...


                                                                    PINAR RENDA


    Sessiz, sakin, hiçbir zaman ortalıkta görünmeyen birini düşünürseniz bilin ki o kesinlikle SEVGİ değildir. Sıcakkanlı, konuşkan, arkadaş canlısı, sevecen kişiliğiyle her zaman her ortamda kendini kolayca kabul ettirebilir. Dört yıldır neşesinden hiçbir şey kaybetmedi. Öyle ki mutlaka okuldayım dediği l Mayıs'ta gösteriler nedeniyle otobüste mahsur kalmasına rağmen "fıstık" diye başlayan "kız" diye biten mesajlarıyla beni bile dersten koparmıştır.
    Hepimizin canla başla çalıştığı insan kaynaklan dersinden derslere girmediği, caseleri yapmadığı halde grubumuzda en yüksek notu alarak geçmeyi başarmış ve hepimizi kıskandıracak derecede şaşırtmıştı. Aslında her zaman şanslıydı. O okula gelmediği zaman ya ders iptal edilir ya da yoklama alınmazdı. Sınavdan birkaç saat önce bana anlattırıp çalıştığı sorular sınavda çıkar, gülerek çıktığı sınavdan "Sağol kız, sen olmasan ben ne yapardım" diyerek benim de gönlümü almasını bilirdi. Onu tanıdığımdan beri yakındığı tek şey kilosunun biraz fazla olmasıydı. Beceremediği tek şey de bunun için mücadele etmek.
    Bunu yazmazsam olmaz. "Bugün güzel olmuşsun" denildiğinde "benim her zamanki halim" diyerek zaman zaman ukala olduğu düşünülse de bu kendisine olan sevgisindendi.
    Doğduğunda herkesin aksine ağlamamış, kahkahalar atarak dünyaya gelmiş arkadaşım; her zaman gül ve unutma, dağıtsak da dostluğumuz sonsuza dek sürecek.


                                AYSUN AKÇA



    Sevgiyle farklı kişiliklerde olmamıza rağmen dört sene boyunca iyi bir arkadaşlığımız oldu. Onu hiç üzüntülü görmedim. Her zaman neşeli ve konuşkandı. Bazen derste kağıtlara yazılar yazarak konuşurdu, ama yine de konuşurdu. Sevgi deyince aklıma Pazartesi başlayıp Çarşamba biten rejimler, yüksek sesli kahkahalar geliyor. Sevgi’nin en çok ezber kuvvetine ve çabukluğuna şaşırırdım. Biz ondan önce ders çalışmaya başlarız, ama o iki saatte kitabı ezberler bitirirdi. Sınavda biz daha ikinci sorudayken o bitirmiş olurdu. Onunla en çok tren yolculuklarımızda yaptığımız sohbeti özleyeceğim. Bundan sonra da hayatında kahkahalar eksik olmasın, hayalı hep böyle karşıla. Mutluluk, başarı seninle olsun.


                                                            FEYZA YILMAZ


    Sınıfta samimi olduğum az sayıda insandan birisin. Sende kardeş kadar yakın saydığım dörtlü grubun üyesisin. Umarım hayatın mutluluk, sağlık ve muhteşem grupla geçer. Tabii bizi de unutmaman dileğiyle...


                                                                        CİHAN


    Seni ilk tanıdığımda bana karşı soğuk davrandığını düşünmüştüm. Seni yakından tanımaya başladığımda her zaman güleryüzlü, eğlenmeyi ve sosyal faaliyetlere katılmayı seven, çalışkan, insanlarla olan ilişkilerinde başarılı, direkt olarak konuya girebilen bir yapın olduğunu farkettim. Ayrıca bana karşı hep açık sözlü oldun. Düşüncelerini çekinmeden söyledin. Hayatta başarılı olman dileğiyle...


                                                                                            MÜGE AYAZ


    Sevgi hayat dolu, canlı, neşeli, yerinde duramayan biridir. Bazı derslerde arka sıralardan içten bir kahkaha duyarsanız bilin ki bu güzel gülüşün sahibi sevgilidir. Yüzündeki gülümseme o kadar içten, tatlı ve hoştu ki tanışmamak eksiklikti. Seni geç tanıdığım için üzgünüm, ama senin gibi bir dost kazandığım için mutluyum. Seni özleyeceğim, ama en çok da Ağva gezisinden dönüşte otobüste yerinde duramadığın, kıpır kıpır dans edip şarkı söylediğin o güzel günü unatamam. Seni her zaman hayat dolu görmek isterim.


                                                                                                    SİBEL


    Vakit az geldi be arkadaş, daha yapamadık hiçbir şey, eksik kaldığını hissediyorum. Belki de beraber hiç hayal kuramadığımızdandır. Ben seni her zaman o neşeli gülümseyişinle hatırlayacağım. Arkadaşım olduğun için, benimle güldüğün için ve beni dinlediğin için çok teşekkür ederim. Gülmek senin için bir tutku olsun, olur da bir gün ağlarsan o mutluluktan olsun. Başarı ve mutluluklar dilerim.


                                                                                                    BEHLÜL

 


    Okulun ilk günlerinden beri senin de içinde bulunduğun kız grubunuz dikkatimi çekmişti. Sürekli bir yerlere gitmeleriniz, gezip tozmalarınız, cana yakın davranınıp bizi bir yerlere davet etmeniz bana çok sempatik gelmişti.
    İş organizasyon yapmaya, böyle yemekti-piknikti falan düzenlemeye gelince kimse eline su dökemez. Sadece bizi bir yerlere götürmekle kalmayıp, hem eğlenip hem eğlendiren, ilgisini eksik etmeyen, yani nasıl desem bir enerjik, bir kıpır kıpır görmeyin! Keşke biraz daha vaktimiz olsaydı da beraber daha çok şeyler paylaşabilseydik! Umarım okul bittikten sonra da sık sık görüşürüz. En iyi dileklerimle...


                                                                                                                    ONUR AKTAŞ


    Zaman soyutluğu öyle somut ki, bazen yağmur öncesi denizin yumuşaklığını görürüz, kimi zamansa hırçın dalgalar artan hızı ve gücüyle hayat dediğimiz kıyılara çarpar. Şimdi biz zamanın hırçın halinden dümdüz yumuşaklığına geçiyoruz. Elbettekİ med-cezirler olacak, fakat onlar da boyun eğecekler verdiğimiz senelerin adil hakkı olarak...
    Belki büyüklerin dediği gibi özleyeceksin öğrenciliğin yorucu, heyecanlı, zevkli temposunu, ama bırak ileride hatıralar sadece zihninde, mesaj yüzünde tebessüm yapsın. Hatıra olgusu en güzel yıllarını içerse de yine de hatıradır. Bu yüzden inadına gününü gelecekle yaşa yaşa ki geçmişin kancasını omuzunda taşıyarak güçlendirme.
    Şunu unutma ki; hayat bir değişmeden ibarettir. Herşey ama herşey değişir. Önemli olan sevgilerin, dostlukların, kardeşliklerin ve duyguların değişmemesi. Hiçbir zaman adının değerini azaltmaman temennisiyle...
    Son olarak "Yalvarırım şimdi git de / Yıllar önce gel.


                                                                                                ERDOĞAN YÜCEL

 


    Aynı sınıfta olup da bu kadar geç tanışmamız, bir hata olarak addetmiyorum, çünkü bu bizim sınıftaki herkes için gayet normal, fakat aynı semtte oturup da bu kadar geç tanışmamız kabul edilir gibi değil...
    Gerçekten ilginç bir insansın. İki farklı, daha doğrusu birbirine tamamen zıt iki kişiliği aynı anda nasıl sergileyebiliyorsun merak ediyorum doğrusu... Kaşlarını çattığında dünyanın en sert, en katı, en ciddi insanı, hafif bir tebessümle ise en katı kalpleri bile yumuşatabilecek kadar sempatik ve güzel olmayı nasıl başarabiliyorsun... Ah bir anlayabilsem... Herşey bir yana gülmek sana yakışıyor. Hem de hiç kimseye olmadığı kadar...
    Çok kısa bir arkadaşlığımız oldu ve ne yazık ki öyle kalmaya da mecbur. Ama en azından ileride bu yıllığın sayfalarında gezintiye çıktığımızda birbirini tanımayan iki insan olmayacağız ya bu da yeter. Evet zaman gerçekten acımasız ve gerçekten hain...
    Yüzünden gülücükler, yüreğinden sevgiler, gözlerinden pınarlar hiç eksik olmasın... Adının anlamının büyüklüğü kadar mutlu olman dileğiyle...


                                                                                                    ADEM KAYA