SEVİL ERMAN

 

      Sevil'le tanışalı aslında fazla olmadı, muhabbetimiz 3. sınıfta başladı. Keşke daha önce tanışmış olsaydık, kısa sürede bu kadar gelişen arkadaşlığımız belki daha da iyi olurdu. Neyse, hiç tanımamaktan daha iyidir. Bu kadar sevecen, cana yakın bir insanla sadece az şey paylaşmış olduk o kadar. Sevil tanıdığım kadarıyla çalışkan, sevecen, güler yüzlü (Allah eksik etmesin ) ve gittiğimiz geziden biliyorum; oynamayı seven biridir. Güzel oynar laf aramızda, eee güzel olunca ne yapsa yakışıyor. Ne diyeyim, amaçlarını az çok bildiğim Sevil, umarım bunları gerçekleştirirsin. İnşallah karşına hep doğru insanlar çıkar.

                                          Emin Açıkgöz


         
Sevil'i ciddi anlamda tanımam kendisinin folklor gösterisini seyretmem vasıtasıyla olmuştu. Doğulu olmasının da verdiği o özel yetenekle gerçekten de çok güzel oynuyordu Sevil... O kıyafetler de yakışıyordu hani Erzincanlı bu arkadaşımıza :)
           Sevil'in folklor dışındaki yaşamının önemli bir bölümü de herhalde müfettişlik sınavlarına çalışmakla geçiyordur. Nitekim kendisi gerçekten de kararlı ve ciddi bir şekilde yaklaşmaktadır bu işe... Umarım Sevil başarır ve gelecekte iyi bir müfettiş olur. Bence başaramaması için de hiçbir neden yok, hele hele Sevil'i sayısal derslerde işlemleri takır takır yaparken gördükten sonra bu düşüncem konusunda daha da eminim artık.
           Sevil bunların dışında sınıfımızda güler yüzlü, sevimli, arkadaş canlısı , mütevazi ve ölçülü bir arkadaşımız olarak bilinmektedir. En yakın arkadaşı da şüphesiz kendisi gibi bir folklorcu olan Gülcan'dır :)
           Sevil hakkında dikkatimi çeken bir başka şey ise hayvanlara olan sevgisi ve merakıdır. Erzican'da geçirdiği günlerde çektirdiği fotoğrafların herbirinde değişik değişik hayvanlara rastlamak mümkün, eşek, karabaş...vs :)
           Çikolata renkli, güzel kalpli Sevil arkadaşıma sevgilerle... :)

                                              Cevdet Kızıl

 

    Düşünceler kelimelere döküldüğü zaman değerinden çok şey kaybeder. Herhangi bir konuda veya bir insanla ilgili olarak düşündüklerimizi dile getirdiğimizde tam olarak ifade etmiş olmamız pek mümkün olmuyor. Ama yine de senin gibi bir dost hakkında bir şey yazmamak olmazdı. Hayatıma girdiğin günlerde yaşadığın büyük(!) problemlere kendi çapımda çözümler üretmeye çalıştım. Umarım söylediklerin senin için en hayırlısı olmuştur. (Bazen yoğun ahlak kurallarımla seni bıktırsam da idare et!) hayat her zaman insanın karşısına hakettiği olayları ve insanları çıkarmıyor ne yazık ki. Çevrendeki insanların seni anlamadığını, anlayanların da yanlış anladığını düşünüyorum. Bu da dışarıdan çok vurdumduymaz, neşeli, sürekli gülen ama bunun gerisinde birçok şeyi içinde yaşayan, içi kan ağlarken bile yüzünde gülücükler açan ender insanlardan biri olmandan kaynaklanıyor. İnsanların hakkında ne düşündükleri çok da önemli olmamalı. Önemli olan kendi doğruların ve ideallerin uğrunda kendine olan saygını yitirmeden savaşabilmen. Bunu da başarabileceğini düşünüyor ve yürekten inanıyorum. Hayat bir gemi yürüt onu göreyim seni!..

        GÜLCAN

 

    Sen tam bir dost canlısı, kimseyi kıramayan bir insansın. Ama ben bazı konularda seni kırdığımın farkındayım. Böyle olduğu halde sen beni hep iyi niyetle karşılayıp; söylediklerimde bana hep destek olmuş, inanmışsındır. Birlikte dinlediğimiz türküleri, katıldığımız ortamlardaki eğlenceleri, yaptığımız gezileri, beni hiç yalnız bırakmamanı özleyeceğim. Unutma ki dostluğumuz her zaman sürecek, okulla sınırlı kalmayacaktır. Bana ihtiyacın olduğunda bu dostunun yanında olacağına ve seni hiçbir konuda yalnız bırakmayacağına inan...

    “Bizim ömrümüzde ırmaklar vardır, sularında hayallerimizi yüzdürdüğümüz;

    Bizim ömrümüzde dostlarımız vardır, ayrı kaldığımızda üzüldüğümüz...”

        BARIŞ

 

    Bir dost hakkında böyle bir durum için bir şeyler yazmak o kadar zor ki anlatamam.bir arkadaşlıktır aldı gitti ikimizi, ilk en iyi arkadaşım ve dostum oldun bu koca kentte. Bizi böyle yakınlaştıran ilk başlarda yaptığımız sohbetlerde ortaya çıkan sorunların benzerliğiydi belki de. Tek tek geçirdiğimiz mutlu, sıkıntılı, üzgün ve kopmuş günlerimizi uzun uzun anlatsam bu yazı işlevini kaybeder. O yüzden buradaki ilk dostuma yıllar sonra okuduğunda bir yol göstermesi açısından bir hikaye yazmak bana doğru geldi. Bir yazı ile  dosta hitap etmeni böyle ciddi olmasına sen de katılırsın umarım. “Yolunuza çıkan engeller fırsat olabilir”. Eski zamanlarda bir kral saraya gelen yolun üzerine bir kaya koydurmuş ve pencereye oturup insanların tepkilerini izlemeye başlamış. Ülkenin zengin tüccarları, kervan sahipleri, saray görevlileri krala söylenerek taşın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Derken sebze meyve taşıyan bir köylü çıkagelmiş. Köylü sırtındaki küfeyi indirip zorla da olsa kayayı yolun kenarına çekmiş. Tam küfeyi sırtına alacakken kayayı kaldırdığı yerde bir kese görmüş. Kesenin içi altın doluymuş. Köylü bir kese altının yanında şu hayat dersini de almış. “Her engel, yaşam koşullarımızı daha da iyileştirecek bir fırsattır.”

    Senin de hayatta karşına çıkan engelleri bir bir yolundan kaldırarak görüşmek üzere, kendine iyi bak, hayata sıkı sarıl;

    Çünkü ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır,

    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana... (Ataol Behramoğlu).

        LEVENT

 

    Aslında bu yazıyı yazmamam lazım ama bunca yıllık hukukumuz var. Paylaştığımız bu kadar çok şeyden sonra senin dostluğundan vazgeçmek benim için söz konusu bile değil. Okulun ilk günlerinde biz hep yanyanaydık. Seni ilk ne zaman tanıdım, nasıl tanıdım hiç hatırlamıyorum  bile! Sen hep bizimle beraberdin, beraber güldük, beraber ağladık, dertlerimize çare olmaya çalıştık, gezdik, tozduk, her şeyi yaptık. Şu son zamana kadar da beni dinleyen, anlamaya çalışan çok az insandan biri de sendin! Yıllar sonra bu yıllığı açıp da baktığım zaman ilk hatırlayacağım sayfalardan olacaksın. Umarım hayatının geri kalanında da mutlu günler geçirirsin. Görüşmek üzere...

        ONUR

 

    Nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum. Ama bu okulda gözümü açtığımdan beri yanımda olduğunu biliyorum. Birlikte o kadar çok şey yaşadık ki... Hepsi de çok güzel ve özeldi! Seni her zaman bir arkadaştan daha öte gördüğümü bilmeni istiyorum. Belki bir kardeş gibi... Çünkü yaşadıklarımız ve paylaştıklarımız hep bir arkadaştan öte oldu.bundan sonra da öyle olacak! Bu saatten sonra seni hayatımdan çıkarmam mümkün değil! Umarım sen de beni çıkarmazsın...

        ENGİN
 


    İlk olarak aklıma ikinci sınıfta Beyazıt meydanında çay bahçesinde bir şeyler içtiğimiz gün geldi. Bayağı bir şeyler paylaşmıştık, paylaşırdık da hep. Sohbet ederken seninle, durgun denizde ufacık bir sandalda hissederdim kendimi... Psikolojin  dışına yansırdı. İçinde güller açtığında, yüzün de gülerdi. Moralin bozukken ben hemen anlardım. Şu anda nerede ne işle meşgulsün, sene kimbilir kaç bilmiyorum ama şundan eminim ki iyi bir işin ve kariyerin var. ve sana yakışan insan, şu an yanı başında. Eminim... Belki de ilerde işi gücü bırakıp, kendini edebiyata verecek olan arkadaşını unutma...

    “Hiç birinin yüzünü göremedim karanlıkta

    Kim bilir içlerinden biri sendin belki de

    Gökyüzüne baktım, yıldızsız da güzel geldi...”

        HAKAN

 

    Seni gidi esmer çıtır seni. Sen ne yere bakan yürek yakanmışsın da haberimiz yokmuş. Güzelim, kızların gurur kaynağı olmaya adaysın haberin olsun...Nereden aldın bu cesareti bilmem ama yakışıyor sana... İnsanın içini ısıtan gülümseyişin, rahatlatan sesinle hep sevimli geldin bana. Gözlerinin içi gülerken,sen hep iyi bir dost havası yarattın. İnanıyorum ki, sen sevgiye değer birisin çünkü sevgiyi verebilensin... Söyle bakalım, SEN UNUTULACAK ÇITIR MISIN! Yüzünden gülücükler, kalbinden sevgi hiç eksik olmasın. Hep böyle kal...

        SİNEM

 

    İşin aslı seni uzun zamandır değil,yaklaşık bir aydır tanıyorum (yoksa daha mı kısaydı?). ama sıcaklılığın ve insancıl kişiliğin kendini sevdirmen için fazlasıyla yeterli. Bu nedenle bu satırları yazarken kendimi seni uzun zamandır tanıyan biri gibi hissediyorum. Ayrıca herkes senin halk oyunlarındaki,  danstaki başarılarından söz ederken dinleyici konumunda olmak pek de hoş değil. Bu başarıya izleyici olarak dahil olmak isterdim.

    Güler yüzünün hanımefendi kişiliğinin sana çok şey kattığını söylemeliyim. Umarım hayatın boyunca bu özelliklerini sürdürür, beklentilerinin kolayca karşılandığını ve şansın yanında olduğunu görürsün benim şeker, çikolata renkli arkadaşım. (Bu arada gözlüğün varken sana yeni bir gözlük aldıran şey neydi?...)

        NAZIM

 

    İlk başta bana fakülte boyunca yaşattığın tüm güzellikler için sana sonsuz kere teşekkür ederim. Objektiflere poz verdiğimiz o anlar kesinlikle unutulamaz, çünkü sevdiğimiz insanlarla geçirdiğimiz, huzurlu, mutlu ve neşeli günlerin tadını hiçbir şeyde bulamazsınız. Hııı devlet sınavları için umudunu kesme çalışmaya devam et. Umarım kazanırsın. Tüm güzellikler seninle olsun. Hatırlar mısın! Sen doğduğunda ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse...

        BEHLÜL KOD ADI ŞEREF

 

    Üçüncü sınıfta dersin başlaması için hocanın gelmesini bekliyorduk. Tabi o arada arkadaşlarla muhabbet ediyorduk. Sevil arkadaşım bana nereli olduğumu sordu, ben de ona Ağva’lı olduğumu söyledim. Kendisi daha önce Ağva’da tatil yaptığı için bir anda bir muhabbet başladı. O günden sonra arkadaşlığımız başladı. Daha sonraki günlerde Ağva’ya gezi düzenledik ve çok eğlendik. Sevil arkadaşım Öğrenci Kültür Merkezinde halk oyunları grubundaydı. Arkadaşlarla gösterilerini izledik ve gerçekten mükemmel bir gösteri yaptılar. Bu kadar güzel bir gösteri ortaya çıkmasında Sevil’in payı fazlaydı. İnsan bu kadar yetenekli olursa tabi ortaya güzel bir görüntü çıkıyor. Sevil arkadaşım derslerinde başarılı, zeki, akıllı ve hanım hanımcık bir kızdır. Ömür boyu hep böyle olmanı dilerim...

        HASAN

 

    Evlenme konusundaki aceleci tavrının benim tarafımdan çok alkış aldığını bilmeni isterim. Ama hızlı koşan atın durumuna düşmeni de istemiyorum beni anlıyor musun? Her neyse iyi niyetli bir insansın umarım her şey istediğin gibi olur...

        ERDAL