ZEYNEP AYSUN SAYGI

 

    Okula gidişimin ikinci ya da üçüncü günü, arka sıramda oturmuş oldukça sakin, sessiz, kibar, ürkek bir tavırla ‘pardon İngilizce muhafiyet sınavının sonuçları açıklandı mı acaba biliyor musun?’ diye soran birinin, nereden bilebilirdim hayatıma bambaşka bir renk katacak delinin biri olduğunu... Gerçi ben de gözüme kestirmiştim bu kızla konuşmalıyım diye, ama bu kadar kendimi bulacağım bir insan olduğunu bilseydim bir saniye bile beklemezdim. Bana her zaman üniversitede de arkadaşın olur ama dost edinemezsin derlerdi, ama sen bu tezi çürütmemdeki baş kişiliksin Aysun’um. Değil dört sene sanki kendimi bildim bileli hayatımdaymışsın gibi geliyor bana, nitekim okulda herkesin ‘Hadi canım, siz burada mı tanıştınız, biz sizi çok uzun zamandır arkadaşsınız sanıyorduk’ demeleri de bunu kanıtlıyor sanırım. Birinci sınıfta çömezliğin de verdiği bir sonuç olarak gayet istikrarlı başlayan üniversite hayatımız, ikinci sınıf ve devamında ne kadar laçkalaşmış, alttan biriken dersler almış başını gitmiş bir hale bürünse de, yumurta kapıya dayandığı anda sınavların birkaç gün öncesinde sabahlamalarımızda, gece yarısı yemek nöbetleri, sonu gelmeyen dedikodulardan arta kalan zamanlarda, ders çalışma anındaki psikoloji ile suratımız beş karış bir hal alsa  da, ‘Dört senede biter mi acaba? Aman uzarsa uzasın’ lafını dönüp dolaşıp tekrarlasak da sanırım dört senede bitiriyoruz biz bu okulu. Ama neden en güzel muhabbetlerimizin sınava hazırlanmak için çaba sarfettiğimiz günlerde gerçekleştiğini hala anlamış değilim. Tamam iyi güzel sabahlıyoruz ama nedense ertesi gün sıfır bilgi sınava giriyoruz. Birisi sorsa sabahladık, ama ne için acaba? Anahtar soru bu. Benim gibi böcek fobisi olan bir insana, gecenin körü böcek avcılığı yaptırdın ya, helal olsun sana. Sabahladık biz dün arkadaşlar, gece kendimize şöyle güzelinden bir ziyafet çektik, ayıptır söylemesi neredeyse mide fesatı geçirene kadar... Ama ilahi adalet söz konusu olmadı tabii, Aysun hanım aynen olduğu gibi kaldı (hatta zayıfladı). Zatı muhterem ben aldım kiloları ve verene kadar canım çıktı (Ama senin desteğini de göz ardı edemem tabii Bidenem). Sabahladık biz dün gece Aysun’un tiplemeleriyle gecenin körü gülme krizinden öteki tarafı boyluyordum az kalsın gibi neticeler... Bazen bu konu aklıma takılıyor, sen neden işletmeci oluyorsun Aysun’cum, tiyatrocu olacak adamsın vallahi, neyse neler yaptığını, tiplemelerini burada söylemiyim karizmanı bozmayalım, ama sana sadece yılların şarkıcısı E.B. (o gül dudaklarını...) diyorum yeterli sanırım... Senden ne mi öğrendim? Gerçekten bir televizyonkolik olduğunu (neyse ki sinemasever bir eniştem oldu, yoksa hali dumandı). Hele ki takip ettiğin özel bir program varsa kesinlikle zaplamaya tenezzül bile etmemeyi, suratın asılıp sustuğun takdirde ciddi boyutta karnının acıktığının ve bunların yanısıra bir gözgöze gelme ile herhangi bir kişi ya da olay hakkında bütün  düşüncelerimi okuyabildiğini, ses tonumdan, konuşmamdan, moralimin bozuk olduğunu, bir şeylerin yolunda gitmediğini anladığını, rüyasında beni ne zaman kötü görse hemen ertesi sabah ‘iyi misin canım?’ diye arayacak kadar bana değer verdiğini, işte bütün bunların bir sonucu olarak doğru adreste olduğumu öğrendim. Daha anlatacak çok şey var ki ama buraya sığdırmak mümkün değil. Neyse sen her şeyi zaten biliyorsun, ben ilerde bütün yaşananları çocuklarımıza anlatmayı tercih ediyorum. Anlatıcaz değil mi? Hiç şüphem yok benim...

        BURCU ARAT

 

    Yıllık yazısı yazmak zordur, hele de gerçekten sevilen bir dosta yazılıyorsa daha da zordur. Şimdi ben burada Aysun’un ne kadar iyi bir insan olduğunu anlatsam, okuyanlar bunu zaten biliyor olacak. Ne kadar güvenilir bir dost, bir sırdaş olduğunu anlatsam, paylaşmayanlar anlamayacak. En iyisi mi bunu bir teşekkür yazısı yapiyim. Ona bi dört sene boyunca benden esirgemediği o sımsıcak, o içten, o güvenilir dostluğu, o sırdaşlığı, o kardeşliği için teşekkür edeyim.

    Aysun’cum teşekkürler dostluğunu esirgemediğin için, teşekkürler dertlerimi dinlediğin için, teşekkürler bana verdiğin öğütler için, kısacası teşekkürler varolduğun için. Bundan sonra da sürecek dostluğumuzda biliyorsun ki her ne zaman ve her ne şekilde olursa olsun yanındayım. O bazen saflığı ve temizliği ile bazen de sinirli, yırtıcı hali ile beni şaşırtan, o delikanlı kıza bütün kalbimle...

        MEHMET KILIÇ

 

    Canım Aysunum, sevginin, arkadaşlığın, dostluğun ve karşılıklı saygının artık çok ender rastladığı şu zamanlarda biz bütün bunları karşılıklı olarak paylaştık. ‘İşte bitti, bitse de kurtulsak dediğimiz üniversite’. Artık istesek de dönüş yok. Aslında bir daha hayatta dönmeyiz şansımız olsa da. Okulda ne zaman beni görsen hemen anlarsın moralim iyi mi kötü mü. Ve hemen paylaşırız sevinçlerimizi, üzüntülerimizi. Biliyorum ki sen en içtenliğinle ve samimiyetinle yaklaşıyorsun. Burcu ve sen ayrılmaz ikili, sizi seviyorum. Bizden önce iş hayatına atıldın ve hiç alttan dersin olmadan mezun oluyorsun, helal olsun Aysun’cum, zaten seni hep takdir etmişimdir. Dışarıdan sessiz sakin gözüksen de çok hareketli, esprili ve çok eğlenceli birisin. Ve o şapkanın altında kim bilir daha ne kadar muzurluklar yatıyor. Burcu’yla derslere pek katılmasanız da sınav zamanı notlar için türlü zorluklara karşı göğüs geriyorsunuz, beni nerede olsam buluyorsunuz. Anladım ki, sizden kaçış yok, zaten sizden kaçan yok. Bundan sonra da hep beraberiz. Artık işin can alıcı noktasına değinip sana gerçek temennilerimi sunmak istiyorum. Yıllar sonra yıllığı eline alıp baktığında, birbirimize olan duyguların aynılarını göreceksin. Her zaman dostluğumuz devam edecek, başarı ve mutluluk yıldızın her zaman parlaklığını koruyarak seninle olsun. Hayat şimdi başlıyor. Mutluluklar canım.

        MERVE ÖZNUR

 

    Aysun’cum sen gerçekten de tanıdığım içi dışı bir olan nadir insanlardan birisin. İşte kişiliğimin bu tarafıdır sana olan sevgimin nedeni. Sen hep aynı Aysun’sun, seni tanıdığım süre zarfında hiç değişmedin. Bu yüzden sağlam bir insan olduğunu ilk tanıştığımız zamanlarda anladım. Seninle ilgili ilk aklıma gelenler, her zaman gülümseyen yüzün, neşeli tavırların, etrafına yaydığın pozitifliğin. Her zaman dinamiksin, senin formunda olmadığın bir günü hatırlamıyorum, sessiz kalmak kesinlikle senin tarzın değil. Bir insanda daha ne olsun? Her ikimiz de ayrı ayrı birer ikiliyiz aslında. Nasıl ki ben ve Merve’yi ayrı ayrı görmek pek mümkün olmuyorsa seni de Burcu’dan ayrı düşünemiyorum. Tek eksiğiniz sizin aynı siyah paltolarınız yok. Bu açığı hemen kapatmalısınız bence. Gelelim birlikte girdiğimiz sınavlara. Pazarlama vizesinde bana uymamakla ne kadar akıllı olduğunu ispatlamış oldun. Seninle gerçekten gurur duyuyorum. Şaka bir yana aradan yıllar geçtiğinde seni yüzümde bir gülücükle hatırlayacağımdan eminim. Bütün güzellikler seninle olsun.

        SEDA AYDIN

 

    Konsantre olmalıyım, bu öyle bir yazı olmalı ki okuyan bir daha okumalı. Benim gördüğüm açıdan Aysun’u görmeli, görmeli, görmeli... Aslında ben bu yazı onun bir biyografisi olsun istiyorum. Ama aynı zamanda macera dolu olsun, lirik ve epik çizgiler taşısın, okuyanlar duygu selinde yüzsün, gözyaşları aksın ama insanlar hep gülsün. Bu yıllık aracılığıyla sana yazma şansını elde ettim ya, bunu iyi değerlendirmeli ama insan söz konusu kişi Aysun olunca tıkanıyo kalıyo şerefsizim. Sana anlatmak istediklerim anlatamadıklarımda saklı, beni anlıyor musun Aysun?

        OKTAY DERİCİ